| Soru » Merhabalar,,,,Biz arkadaşlarımızla muhasebe uzmanlığı sınavına hazırlanıyoruz ve kafamızın karıştığı bir kaç husus var. Yardımcı olursanız seviniriz.
1-Hazineye yapılan bağışlar konusunda takıldık. Bazı kaynaklarda yapılan bağışlarda bütçe geliri çalıştırılırken bazılarında çalıştırılmıyor. Sizin son kitabınızda bununla ilgili bir soruya rastlayamadık. Hangi şekilde muhasebeleştirmemiz doğru olur?
2- Muhasebe Soru Bankası kitabınızda 147 nolu sorunun (Sayfa 104 ) cevabında karşılıksız çıkan çek aynı yıl içinde iade edlirise gelirler hesabı çalışır demekte. Oysa elimizdeki Merkezi Yönetim Muhasebesi adlı kitapta bu şeklde bir işlemde giderler hesabı çalıştırılmış. İade aynı yıl içindeyse 800 hesaba, yılı geçtikten sonra da 810 hesaba yansıtma yapmış. Bu noktada doğru olan kayıt hangisidir? Gelirleri mi çalıştıracağız yoksa giderleri mi?Yardımlarınız için şimdiden teşekkürler |
Cevabı » Göster
ilk sorunuzun cevabı, hazineye (kamu idarelerine) yapılan nakdi bağışlar bütçe geliri kaydedilir ayni bağışlarda ise bütçeyle ilişkilendirme yapılmaz.
İkinci sorunuzun cevabı; İdareler ve yönetmelikler arasındaki farklılıklardan kaynaklanan sıkıntılı bir konuyu sormuşsunuz aklınızın karışması son derece normal. Alınan çekin karşılıksız çıkması durumunda çekin hangi idarede karşılıksız çıktığı önemli yani sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerde (belediye, il özel idaresi, ilçe özel idaresi, bağlı idare, birlikler) bu tür durumlarda yılı içinde gelirler hesabına borç kaydı yapılmakta yılı geçtikten sonra giderler hesabına borç kaydı yapılmaktadır. Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliğini yazarken uygulayıcılara kolaylık olması açısından yılı içinde yılı geçtikten sonra ayrımını kaldırmıştım ve bu tür durumlarda her halükarda giderler hesabına borç kaydını öngörmüştüm. Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliğinde alınan çeklerle ilgili olan madde aşağıdadır. Kolaylıklar...
4) Bütçe geliri karşılığı alınan çeklerden karşılıksız çıkması nedeniyle bankaca iade edilenler bir taraftan bu hesaba alacak, 630-Giderler Hesabı veya ilgili diğer hesaplara borç; diğer taraftan 805-Gelir Yansıtma Hesabına alacak, yılı içinde 800-Bütçe Gelirleri Hesabına, yılı geçtikten sonra 810-Bütçe Gelirlerinden Ret ve İadeler Hesabına borç kaydedilir. |
| Soru » Özel işletmelerde yurt içi veya yurt dışı seyahatlerde (harcırahlarda) damga vergisi (%06) matrahı sadece verilen maktu harcırahlarmıdır. Yoksa damga vergisi o kişiye yurt içi veya yurtdışı için ödenen tüm masraflarının tutarına mı ( yol-yiyecek-yatma vs)uygulanır. |
Cevabı » Göster
Damga Vergisi bildiğiniz gibi kağıt vergisidir ve bu haliyle zaman zaman çok adil olmadığı yönünde eleştirilmektedir. Damga vergisinin konusuna giren bir kağıt düzenlenince vergi ortaya çıkmaktadır ki burada verginin matrahı düzenlenen kağıdın miktarıyla doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle damga vergisi kesmekle mükellef bir idare damga vergisine tabi bir kağıt düzenlediği takdirde (Damga Vergisi Kanunu Ek 1 Sayılı Cetveldeki Kağıtlar) Kağıdın toplam miktarı üzerinden (KDV hariç) Damga Vergisi Kanununda belirtilen oranlarda damga vergisini kesmek ve bunu kanuni sürelerde vergi dairesine bildirmek ve ödemekle mükelleftir. |
| Soru » 2004 yilinda bazi nedenlerden doleyi mustafi sayildim simdi ise tekrar istifa sonrasi atamalarda kura sonucu atamam yapildi fakat henuz baslamadim baslayacagim zaman bana yol harcirahi odenirmi yardiminiz icin simdiden tesekkur ederim saygilarimla.. |
Cevabı » Göster
Gerek açıktan atamalarda gerek görevden uzakta kalma ve sonra göreve başlamalarda yapılan değişikliklerden sonra harcırah ödenmesi yürürlükten kaldırılmış durumda harcırah sadece "Yurt içinde veya yurt dışında görev yapmakta iken yurt içinde veya yurt dışındaki sürekli bir göreve naklen atanan ya da yabancı ülkelerdeki memuriyet merkezi değiştirilen memur ve hizmetlilere yeni görev yerlerine kadar;" harcırah ödenmesi yapılmaktadır. Bunun dışında kadro dolayısıyla açıkta kalanlara harcırah ödenmektedir. Bu hükümden cihetle durumunuzu detaylı bir şekilde incelemek gerekir. Hüküm görev yapmakta iken naklen atamadan bahsettiği için harcırah alamayacağınızı düşünüyorum. |
| Soru » 5510 sayılı kanunun 81. maddesinde Hazinece %5lik sigorta priminin karşılanması ile ilgili olarak; İşverenlere yapacağımız hakediş ödemelerinde Bu %5 lik tutarı indirip indirmeyeceğimiz konusunda tereddüte düşmüş durumdayız. Üstad bu konuda değerli yorumlarınızla bize yardım ederseniz sevinirim. |
Cevabı » Göster
Yusuf Bey selamlar 2008 kasım ve aralık ayı hakediş ödemelerinden firma bunu hazineden geri aldığı için kesintileri yapmanız gerekirdi. Bu kesintileri yapmadıysanız şimdi yapmalısınız. 2009 yılı içinse kanımca yaklaşık maliyet hesabında zaten bu kesintiler dikkate alınmak zorunda olduğu için bu hesaba katılarak işlemler devam etmiştir bu nedenle herhangi bir kesintiye gerek bulunmamaktadır. |
| Soru » Gerçekleştirme görevlisi olarak görevlendirilen kişi, ihale komisyonunda başkan veya üye olabilirmi.Teşekkürler, iyi çalışmalar. |
Cevabı » Göster
Gerçekleştirme görevliliği esasında bir görevlendirme değildir bizatihi memuriyet görev ve unvanının sonucudur. Bu cihetle gerçekleştirme görevlileri ihale komisyonlarda ve başka konisyonlarda başkan ve üye olabilirler... |
| Soru » İhalesi yapılıp sözleşmesi 31/12/2008 tarihinde imzalanmış olan ihaleye ait kesin teminat mektubu saymanlığımıza 10/2/2009 tarihinde getirilmiş olup kayıtlarımıza alınması istenmektedir. Saymanlığımız açısından sakıncası var mı. |
Cevabı » Göster
Belirttiğiniz konuda sizin kesin teminatı hesaplara almaktan kaynaklı herhangibir sorumluluğunuz olamaz tam tersi size teslim edilen (hukuki sorunlar olsa bile) kesin teminatı kayıtlara almamak sorumluluk doğurur.
Bu nedenle teminatı kayıtlara almanız ve varsa teminatla ilgili başka sorunlar bunu yazıyla ilgili makamlara ulaştırmanız en doğru yol olur. |
| Soru » Sayın Hocam, Kurumumuzda 4/B sözleşmeli olarak çalışan personelin sözlmeleri yıllık olarak yapılıyor, bu kişilerin sözleşme miktarları üzerinden maaşlarından kesilen binde 6 oranından başka damga vergisi haricinde damga vergisi ödemeleri gerekir mi, ödenecekse miktar ve oran ne olmalıdır? Teşekkürler ve hayırlı çalışmalar... |
Cevabı » Göster
Sözleşmeli personel ile yapılan sözleşmelerde ödemelerden kesilen damga vergisinin dışında yapılan sözleşmenin herbir nüshası için sözleşme bedelinin (Yıllık sözleşme bedelini bulmak suretiyle) binde yedibuçuk oranında malesef damga vergisi kesmek gerekmektedir. |
| Soru » Hakedişlerde aranması gereken ssk prim borcu ve idare para cezası olmadığı dair belgenin aranması ile ilgili açıklamanızı okudum. Uygulamada muhasebe birimlerinde farklar olmaktadır. Saymanlarımızın değerlendirmesi farklı olmuştur ve doğrudan teminle yapılan alımlardanda bu belgenin isteneceğini ve bu belgeleri gerçekleştirme görevlileri ve harcama yatkililerinin sorumluluğunda olacağını şeklinde yorumlamışlardır. 2008 yılı yıl sonu işlemleri sırf bu yüzden gecikmiş ve aksaklıklar oluşmuştur. Aynı şekilde vergi borcu olmadığına dair yazılardada aynı işlem devam etmektedir. |
Cevabı » Göster
Gerek SGK Prim Borcu ile ilgili gerekse vergi borcu ile ilgili idarelerden alınması gereken yazılarda mevzuat ödeme ile ilişkili tarihler, süreler limitler ve usuller koymuştur. Ödeme işlemi ise hali hazırda mevzuatımıza göre muhasebe birimlerinin işidir bu nedenle bu belgeleri aramak ve kesinti mevzutına uyum sağlamak muhasebe yetkililerinin işlemidir. Konu ile ilgili web sayfasının çeşitli bölümlerinde detaylı açıklamalar yer almaktadır. |
| Soru » Sayın Hocam, sizden bilgi almak istediğim konu genel yönetim kapsamındaki idarelerde 2008 takvim yılı için Maddi Duran Varlıklara yeniden değerleme yapabilirmi? |
Cevabı » Göster
Gerek belediyelerde gerekse diğer kamu idarelerinde 2008 yılında da tıpkı 2007 ve 2006 yılında olduğu gibi herangi bir yeniden değerleme işlemi yapılmayacaktır. |
| Soru » Bir kamu kurumununa bedelsiz olarak yapılan bir bağış işleminde yansıtma işlemleri yapılacakmı yapılmayacakmı. |
Cevabı » Göster
Kamu idarelerine yapılan her türlü ayni bağışta ilgili varlık hesabına borç gelirler hesabına alacak kaydı yapılacak ancak bütçeyle ilişkiliendirme kaydı yapılmayacaktır. Bu nedenle sorduğunuz soruda Taşıtlar Hesabına Borç Gelirler Hesabına Alacak kaydı yapılacak ancak bütçe gelirleri hesabına ve gelir yansıtma hesabına kayıt yapılmayacaktır.
|
| Soru » Yerel Yönetimler hesap planında; net değer hesabında, 500 02 Varlık Envanteri hesap kodunun altında Demirbaşlar, Taşıtlar, Tesisi makine ve cihazlar, binalar mevcut fakat stoklar la ilgili herhangi bir hesap kodu bulunmamaktadır. Taşınırlarda envanter kaydı yapılırken sarf malzemelerin (150 ilk madde ve malzeme hes) 500 – net değer hesabında hangi alt koda kaydedileceği konusunda yardımcı olur musunuz? |
Cevabı » Göster
Söylediğiniz konuda çok haklısınız. Genel Bütçeli İdareler için hazırlanan hesap planında 500.02.06 stoklardan envanteri yapılanlar adını taşımaktadır. Mahalli idareler kendi hesap planlarında kod olmadıüı durumlarda Genel Bütçe Hesap Planını kullanabilir bu nedenle 500.02.06 nolu hesabı kullanabilirsiniz. |
| Soru » Selamlar,iyi çalışmalar,
Defterdarlıklar tarafından geçen hafta belediyelere verilen eğitimde 920 hesabın borcu ile 258 hesabın borcunun eşit olması gerektiği anlatılmıştır. Belediyeler hizmet alımı yöntemiyle personel çalıştırmakta ve bununla ilgili yaptıkları sözleşmeleri de 920 hesap ile takip etmektedir. Bu durumda 258 hesap hakedişlerde kullanılmıyor. Ya bu tür sözleşmeli işleri yanlış işliyoruz ya da 258 hesabın borcu ile 920 hesabın borcu eşit olması gerekmiyor. Hangisi doğrudur? |
Cevabı » Göster
Sanıyorum bir yanlış anlama var.
258 nolu hesap ile 920 nolu hesabın borcu niye aynı olsun.
Bir çok noktada bu hesaplar birbirinden bağımsız çalışır. Başlangıçta taahhüdün tamamı 920 nolu hesaba borç kaydediliyor. Bunlardan gerçekleşenler 258 nolu hesaba borç yazılıyor. 920 nolu hesaptan düşülüyor. 258 nolu hesabın borcu ile 921 nolu hesebın borcu arasında bir ilişki vardır. Bu ilişki 920 nolu hesabında alacağı arasında da vardır. Ancak bu ilişkiyi mutlak eşitlik şeklinde kabul etmek de mümkün değildir. Sizinde belirttiğiniz gibi bu hesapların birbirinden bağımsız kullanıldığı durumlarda söz konusudur. Ayrıca yıl başı devirlerden akynaklı olarak da borç ve alacak rakamları farklılaşmaktadır. Yine fiyat farklarının ve iş artışlarının tam olarak taahhüt hesaplarına mal edinme yöntemlerinde de sorunlar vardır. Yine bir başka husus KDV.den kaynaklı farklılar vardır. Dolayısıyla size böyle bir eşitlikden bahsedilmiş olacağına ihtimal vermek istemem. |
| Soru » İlçemiz 22.03.2008 gün ve 26824 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5747 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun gereğince kurulmuştur. Üstadım size sorum geçici görev ile bu ilçelere görevlendirilenler Harcırah Kanununa göre yol gideri alabilirler mi? bu ilçelere ait köylere görevli giden personel yevmiye ve yol gideri alabilir mi teşekkürler. |
Cevabı » Göster
Çok ilginç ve anlamlı bir soru sormuşsunuz. Bildiğiniz gibi Harcırah Kanununda ihtiyaç üzerine bir düzenleme yapmıştık ve 5216 sayılı Kanunla Büyükşehir sınırlarında yapılan değişikliklerin Harcırah Kanunu açısından hüküm ifade etmediğini yazmıştık.
Tabi 5747 sayılı Kanun bir başka norm. Bu normla büyükşehir içinde kurulan yeni ilçeler ve bunlara bağlı diğer yerlerle ilgili konu ezbere konuşulamayacak kadar ciddi.
Düşüncem şu şekilde 5747 sayılı Kanunla yeni ilçeler kurulurken ve ilk kademe belediyeler oluşturulurken yine 5216 sayılı Kanun hükümlerinden yola çıkıldı. Dolayısıyla Harcırah Kanunu açısından yine 5216 sayılı Kanun öncesine gitmek gerekiyor diye düşünüyorum. Bu nedenle Arifiye özelinde eğer Arifiye 5216 sayılı kanun öncesinde memuriyet mahalli dışında bir yerse şimdide öyle kabul edilip harcırah uygulaması yapılması gerekir. Belde ve köylerde de durum aynı şekildedir. |
| Soru » Üstadım iyi günler, Bizim takıldığımız konu; maaş aldıktan sonra, örneğin ayın 20\'sinde ücretsiz izne ayrılma nedeniyle, o aya ait emekli keseneklerinin tamamının ilgiliden geri alınıp alınamayacağı konusudur.Bu konuda 16. sıra nolu Muhasebat Genel Müdürlüğü Tebliğinde sorunumuza net cevap bulamıyoruz. |
Cevabı » Göster
Konu şu şekilde eğer memur toptan ödemeyi hak ediyorsa yani memuriyet süresi 5 yıldan fazla ve 15 yıldan az ise herhangi bir kıst uygulamasına gitmeden ödenen emekli keseneklerinin tamamının kişilerden alacaklar hesabına alınması ve tamamının tahsil edilmesi gerekiyor. Memurun durumu bu yıl koşullarına uygun değilse kesenekleri dikkate almıyoruz. |
| Soru » Merhaba Sayın hocam.. İdarelerce İdare Ayrıntılı İç Kontrol Standartları, idarelerin yasal ve idari yapıları ile personel ve mali durumları gibi her bir idarenin kendine özgü koşulları dikkate alınarak katılımcı yöntemlerle belirlenecek ve üst yönetici onayını izleyen 10 işgünü içinde Maliye Bakanlığına gönderilecektir. elazığ belediyesi olarak hazırladığım Ön mali kontrol yönergesini Maliye Bakanlığının Hangi birimine göndermem gerekiyor. Saygı ve Hürmetlerimle.... |
Cevabı » Göster
Ön Mali Kontrol Yönergesini bir yere göndermeniz gerekmiyor. Ancak İç Kontrol Standartlarına uyum sağlamanız gerekiyor. Bunun için 31.12.2008 tarihine kadar en azından bir İç Kontrol Eylem Planı hazırlamanız lazım. Bunuda 10 Ocağa kadar Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğüne göndermeniz gerekiyor. Vaktim olsa sizin için birşeyler yapardım ama inan hiç vaktim yok çünkü bu en azından 2 günlük çalışma gerektiriyor. Yinede çok sıkışırsanız yılbaşı haftası yapmaya çalışayım. |
| Soru » Performans Programı hazırlanma zorunluluğu ile ilgili tereddüdlerimiz var.
Yönetmelik ve diğer yazılarda stratejik plandan yola çıkarak performans programlarının hazırlanması gerektiği ve stratejik planlarında 50.000 nüfusun altındakilerin hazırlamayacağı yazdığından bu durumdaki belediyeler performans programı hazırlamalarına gerek olmadığını iddia ediyorlar. Bir kez daha sormak istiyorum, belediyeler önümüzdeki iki ay içersinde hangi nedenlerden dolayı performans programını hazırlamak zorundalar? |
Cevabı » Göster
|
| Soru » Bizim bir problemimiz var. say2000i sistemine geçtikten sonra vezneyede manuel olarak tutulması gereken pul ve değerli kağıtlara ait zimmet defterinin halen zorunlumu eğer değilse de resmi olarak neye göre tutmuyoruz bu konuda yardımcı olursanız sevinirim. |
Cevabı » Göster
Yeni muhasebe sistemi ile birlikte 2004 yılından itibaren tüm defter ve yardımcı defterler yürürlükten kaldırılmış bunların yerine her hasapla ilgili bir yardımcı hesap defterinin tutulması zorunluluğu getirilmiştir. Zimmetle verilen pul ve değerli kağıtlar içinde say2000i ortamında bir büyük defter ve çeşitli yardımcı defterler tutulmaktadır ve bu defterleri de manuel tutmaya gerek bulunmamaktadır. |
| Soru » İdaremizde 4857 sayılı yasaya tabi olarak işçi olarak görev yapan personelin geçici görev ile görev mahali dışında görevlendirilmesi durumunda 6245 sayılı yasaya göre gündelik ödemesiyle birlikte işçinin yapmış olduğu fazla çalışmaya karşılık fazla çalışma ücretinin ödenip ödenmeyeceği konusunda görüş istenmektedir. |
Cevabı » Göster
İşçilere harcırah ödemesi yapılabilir. Bu konuda bir problem yok. Harcırahın 5-15 derece için belirlenen gündelik üzerinden ödemesi gerekir. Kişiye harcırah ödendiği tarihlerde fazla çalışma ve mesai ödenmesi ise çok mümkün değildir. Bildiğiniz gibi fazla çalışma mesai gibi ödemeler fiilien yapılan çalışma karşılığıdır kazanılmış hak değildir. kişi bir başka yerde görevliyken ancak fiilen mesai saatleri dışında çalışıyorsa bu ödeme yapılabilir. |
| Soru » Kamu İhale Kanunun 22/d maddesine göre yapılan araç kiralama işi için ( TOPLAM 601,80 YTL) Firmadan SGK dan ilişiksizlik belgesi istemem gerekir mi? |
Cevabı » Göster
Doğrudan temin işlemlerinde yapılan ödemelerde SGK'dan ilişkisiz belgesi istemenize gerek bulunmamaktadır. |
| Soru » Uçakla bir memur veya bir işçi geçici göreve gidebilir mi? Bunlara yol parası olarak uçak bedeli ödenir mi? |
Cevabı » Göster
Kamuda özellikle yurtiçi görevlere uçakla gitmeyle ilgili uzun yıllardır süren bir soğukluk ve engelleme çalışmaları vardır. Konu sık sık Tasarruf Genelgelerine konu edilmektedir.
Son detaylı Tasarruf Genelgesi 2007/3 sayılı olarak 2007 yılında çıkmış ve Uçakla seyahate ilişkin herhangi bir kısıtlama getirmemiştir. Bu konudaki son hüküm 2005/13 sayılı Başbakanlık Genelgesinde yer almaktadır. Genelge hükmü aşağıdaki gibidir;
"Başbakan Yardımcılıkları, Devlet Bakanlıkları ve Bakanlıklardan yurt içine veya yurt dışına geçici görevli olarak görevlendirilecek (veya gidecek) personelin sözkonusu geçici görevlendirmeler sebebiyle yapacakları seyahatlerle ilgili aşağıda belirtilen hususlarda azami dikkat ve hassasiyetin gösterilmesi gerekmektedir.
1. Yurt içi ve yurt dışı geçici görevlendirmelerin zorunlu hallerde yapılması, görevlendirmelerde görev konusunun açık bir şekilde belirtilerek alınacak onay çıkmadan seyahate
başlanılmaması,
2. Görevlendirmelerde görev süresinin ve görevli sayısının en az düzeyde tutulması,
3. Yurt içi seyahatlerde zorunlu olmadıkça uçak dışında kalan otobüs, tren gibi ulaşım araçlarıyla seyahat edilmesi, sadece üst düzey yöneticilerin zorunlu hallere münhasır olmak üzere alınacak onaylarda belirtilmek suretiyle uçakla seyahatine imkan tanınması,
uygun görülmüştür.
Hükümler dikkatlice incelendiğinde, uçakla seyahet etmek oldukça güçtür. Başbakanlık Genelgesi oldukça zayıf bir mevzuattır. Bağlayıcılığı özellikle merkezi hükümet dışında çok tartışmalıdır. Burada üst düzey yöneticiler dışında kalan kamu görevlilerinin zorunlu hallerde uçakla seyahet edebileceğini düşünmekteyim. Zorunluluk keyfiyeti ise alınacak onaylarda harcama yetkilisince ortaya konulacaktır.
|
| Soru » Birçok konuyu sayenizde öğrendik. Teşekkür ediyoruz. Harcırah avanslarında damga vergisi konusunda bize bilgi verebilir misiniz? |
Cevabı » Göster
Damga Vergisi Kanununa ekli (1) Sayılı Tablonun "IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar" başlıklı bölümünün l/b fıkrasına "hizmet karşılığı alınan paralar" ifadesinden sonra "(avans olarak ödenenler dahil)" ibaresi eklenmiştir. Böylece harcırah olarak ödenen personel avanslarından 06.06.2008 tarihinden itibaren binde 6 oranında damga vergisi kesintisi kesin ödeme şeklinde yapılan harcırah ödemelerinden de binde 6 oranında damga vergisi kesintisi yapılması gerekmektedir.
Harcırahın avans şeklinde ödenmesi halinde ödenen tutardan binde 6 oranında damga vergisi kesilmesi gerekmektedir. Eğer harcırah avans olarak ödenmemişse kesin ödemede uygulanacak damga vergisi oranı yine binde 6 olacaktır. Avansın mahsubu sırasında avans olarak ödenen tutarın üzerinde bir hakediş ortaya çıkması durumunda, avansın üzerindeki tutardan (kesin ödemede sadece ödenen tutardan) binde 6 oranında damga vergisi alınmalıdır. Aksi takdirde avans miktarı üzerinden iki kez damga vergisi alınmış olur. Avans verilmesine ilişkin kağıtlarla avansın mahsubundan sonra varsa kalan miktarın ödenmesine ilişkin kağıtlar ayrı ayrı vergilendirilecektir. Avans miktarı ile hak edilen harcırah miktarının aynı olması halinde ise kesin ödemede bir daha damga vergisi alınmayacaktır. Aksi uygulama, memurdan hem avans verirken hem de mahsup ederken iki kez damga vergisi alınmasına yol açar. |
| Soru » Nakit Akım tablosunda hangi hesapları kullanacağımız konusunda bize yardımcı olursanız çok seviniriz. |
Cevabı » Göster
Nakit Akım Tablosunu çıkarmak aslında çok basit. Bir dönemde elde edilen nakitler ve bunlardan kullanılanlar dolaylı yollarla belirleniyor. Nakit Akım Tablosunda dönem başı mizan ve dönem sonu mizanlar kullanılıyor. Dolayısıyla her dönem çıkarılabilir. Bu mizanlarını gönderirseniz size bir adet örnek çıkarayım. |
| Soru » Milli eğitimde çalışan İlköğretim müfettişleri köylere denetim ve il dişı denetim görevlerinde 161 personel avansları hesabından avans alabilirmi acaba. Üstad bu konuda bizi aydınlatırsanız memnun olurum. Yapacağınız yardımdan dolayı şimdiden teşekkür ederim. |
Cevabı » Göster
İlköğretim müfettişleri ve diğer tüm kamu görevlileri memuriyet mahalli dışına görevlendirilmeleri halinde peşin olarak veya görev dönüşü geçici görev yolluğu alabilirler ve almalıdırlar. Personele geçici görev yolluğunun avans olarak ödenmesi halinde 161- Personel Avansları Hesabı kullanılır. Mahsubunda avans hesabı giderler hesabı ile karşılıklı kapatılır. |
| Soru » Saygıdeğer Üstadım, Bütçede fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyleri arasındaki aktarmalar meclis kararı ile olur. Meclis kararı olmadan aktarma olursa ne olur. |
Cevabı » Göster
Valla nasıl cevap vereyim bilmiyorum. İsterseniz en kötüsünü düşünelim. Bu işlem yasal olarak yapılmamış dolayısıyla yapılmamış sayılması lazım. Dolayısyla ödenek aktarılmadığı durumda ne olur ona bakmak lazım bu işlem yapılmadığı zaman bir ödenek üstü harcama çıkıyorsa bu durumda ödenek üstü harcama yapılmış demektir. Ödenek üstü harcama yapıldıysa yıl sonuna kadar bu durumu düzeltmek lazım düzeltilemezse zaten 5018 sayılı Kanunun ödenek üztü harcamayla ilgili maddeleri yürürlüğe girer. |
| Soru » Bakanlık onayı ile ertesi yıla geçen hizmet alımı işi ihale edilmiş. Ancak son hakediş ertesi yılın Temmuz ayına denk geliyor, yani ertesi yılın Haziran ayını geçiyor. Bu durumda ne tür bir yol izlenmelidir? Saygılarımla..
|
Cevabı » Göster
5018 sayılı Kanunun 27. maddesine göre ertesi yılın haziran ayını geçmeme çok temel bir kural ve istisnası yok. Dolayısıyla bu konuda yapılacak bir şey yok. Ancak 5018 sayılı Kanunun 28. maddesine göre 3 ya da 4 yıllık yüklenmelere girmek mümkün.
Mailinizde çok fazla detay olmadığı için bir şey diyemeyeceğim ama aşağıdaki Kanun hükmünü incelerseniz bir çıkış yolu bulabilirsiniz diye düşünüyorum.
Kanunun 28. maddesi "Türk Silahlı Kuvvetleri Stratejik Hedef Planında yer alan projeler için 2.7.1992 tarihli ve 3833 sayılı Kanun çerçevesinde gelecek yıllara yaygın yüklenmelere girişmeye, ilgisine göre Milli Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı yetkilidir.
Dışişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığının uygun görüşünü almak kaydıyla, yabancı ülkelerde dış temsilcilik binası veya arsa satın alınması, bina yaptırılması veya kiralanması için gelecek yıllara yaygın yüklenmelere girişebilir.
(Ek dördüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.; Değişik: 25/4/2007-5628/2 md.) Yılı bütçesinde ödeneği bulunması ve merkezî yönetim kapsamındaki idareler için Maliye Bakanlığının uygun görüşünün alınması kaydıyla; satın alma suretiyle edinilmesi ekonomik olmayan her türlü makine-teçhizat, cihazlar ve taşıtlar ile hava ambulansı ve yangınla mücadele amacıyla hava ve deniz araçlarının kiralanması veya finansal kiralama suretiyle temini; temizlik, yemek, koruma ve güvenlik ile personel taşıma hizmetleri, 16/6/2005 tarihli ve 5369 sayılı Kanuna göre sağlanan sabit ve ankesörlü telefon hizmetleri ile acil yardım çağrıları hizmetleri ve okullara sağlanan internet erişim hizmetleri, harita, plan, proje, etüt ve müşavirlik hizmetleri, ulusal araştırma geliştirme kurumlarının süreli ve süresiz yayın alımları, orman ağaçlandırma ve amenajman işleri, kit karşılığı cihaz, aşı ve anti-serum alımı için; süresi üç yılı geçmemek, finansal kiralama suretiyle temin edileceklerde ise dört yıl olmak üzere üst yöneticinin onayıyla gelecek yıllara yaygın yüklenmeye girişilebilir. |
| Soru » Tahsilat tebliğleri ile hakediş ve ödemelerden vergi borcu kesintisine ilişkin değişik görüşler ortaya çıkmasıdan dolayı, tereddüt ettiğim konularda yardımcı olursanız çok memnun olurum. 1-) 4734 sayılı kanun kapsamı dışında alımı yapılan mal ve hizmet karşılığı ödenen (Elektrik, su, telefon, doğalgaz, eczanelerden ilaç temini, yerel gazete ilan bedelleri gibi) giderlerde hak sahiplerine yapılan ödeme miktarı 1.000,00 YTL üzerinde mi yoksa 2.000,00 YTL. ve üzerinde bulunanlardan vergi borcu olmadığına dair belge aranılması gerekir. 2-) Yerel gazetelerde yapılan ilan giderlerinin ödenmesinde, döner sermaye saymanlıkları muhasebe birimince nakit mevcudunun yeterli olmaması halinde aynı veya farklı harcama birimlerinden düzenlenen ödeme emri belgesindeki tutarlar hak sahibi adına emanet hesaplarına alınıp, daha sonra nakit olduğunda emanette bulanan tutarın tamamı ödenmesi esnasında, ödeme anındaki miktarlar mı, yoksa belge bazında mı değerlendirilerek vergi borcu sorulacaktı. |
Cevabı » Göster
İhale Kanunu kapsamı dışında yer alan ya da Kanunun kapsamında yer almakla birlikte bir şekilde istisna hükümleri içinde yer alan ödemelerde vergi borcuna ilişkin bir yazıya gereksinim yoktur.
2. Sorunuza gelince belgelerin bir önemi yok önemli olan ödenen bedelin ne olduğudur dolayısıyla birden fazla harcama birimine ait ödeme tek kalemde yapıldığında bunun rakamı önemlidir. Bu 2.000 YTL.yi aşıyorsa belge istenilecektir. |
| Soru » Ön ödeme alan harcama yetkilisi mutemeti aldığı avansdan fazla harcamada bulanabilirmi? Bu konuda yönetmeliklerde bir şey göremedim yanıtlarsanız sevinirim. |
Cevabı » Göster
İlginç ve anlamlı bir soru. Bilindiği üzere avans ülkemizde bir ödeme yöntemi olmaktan çıkmış ve bir alım yöntemi haline gelmiştir. Bu nedenle avans uygulaması önemli bir imkandır buna mutemet eliyle alım diyoruz. Bu nedenle avans uygulaması ile ilgili kurallara tam uymak ve bu imkanı süistimal etmemek gerekiyor. Sounuzda belirttiğiniz hususa şu şekilde cevap verebilirim; sadece avans limitlerininin hiçbirisinin aşılmaması durumunda mutemet avans miktarının üzerinde harcama yapabilir ama genel avans limitini geçen ya da başka limitleri geçen harcamalarda bulunamaz. |
| Soru » Selam Üstadım Öncelikle böyle bir sayfa açtığınız için Allah Sizden razı olsun. Sorum: Sürekli Görev Yolluğunda Tayini Çıkan Personelimizin Eşi Ücretsiz izne ayrılmış eşi de harcırhatan yararlanırmı şimdiden beni aydınalatacağınız İçin Çok Teşkkürler. |
Cevabı » Göster
İlginç bir soru... Memurun eşi ücretsiz izinde olduğu zaman artık onu çalışmıyor sayıyoruz. memura aile yardımı ve asgari geçim indirimi ödüyoruz. Buradan yola çıkarak yanında götürmesi şartıyla memura ücretsiz izinde olan eşinden dolayı yer değiştirme masrafı ve aile masrafı ödenebilir diye düşünüyorum.
Ancak eş daha sonra göreve başlayıp eşiyle aynı yerden aynı yere atanırsa alacağı harcırahda herhangi bir kamu zararına neden olmamak için bunu düşmek gerekir. |
| Soru » Sayın Üstadım, Sizleri Antalyada Mitaged derneğinin düzenlediği seminerde tanıma fırsatımız oldu değerli bilgilerinizden fazlasıyla yararlanma imkanı bulduk. Benim sizlerden öğrenmek istediğim işadamları sokakta yaşayan çocuklar için Ailem Olsun Derneği kurulmuş ve bu dernek çocukların rehabilitasyonu için bina inşaa edilerek bu çocuklara belli bir süre mesleki eğitim verilerek topluma kazandırmak için çalışmalar yapmıştır. Dernek yönetim kurulu ile Belediye arasında yapılan protokolle dernekle ilgili her türlü işletme hakkı Belediye Başkanlığına verilerek Belediyemizin sorumluluğu dahilinde işletilmektedir. Buraya belediyemiz bütçesinden yasal olarak hangi harcamaları yapabileceğimiz konusunda açıklayıcı bilgi verilmesini arz ederim. Saygılar. |
Cevabı » Göster
Aslında konu biraz sıkıntılı, Derneklere yardım yapmak konusunda herhangi bir engel yok. Ama sizin bir derneği Belediye'ye ait bir yermişcesine işletmeniz ise sıkıntılı yani çok sayıda Kanunu içeriyor.Aslında konu biraz sıkıntılı, Derneklere yardım yapmak konusunda herhangi bir engel yok. Ama sizin bir derneği Belediye'ye ait bir yermişcesine işletmeniz ise sıkıntılı yani çok sayıda Kanunu içeriyor.
Bu nedenle ben size bir derneğe nasıl yardım yapacağınızı anlatayım bu çerçevede söz konusu derneğe yardım yaparsınız.
a) İdare bütçesinde bu amaçla ödenek tefrik edilmiş olması,
b) Yardımlarda Kamu yararı gözetilmesi
c) Belediyenin görev alanına giren konularda faaliyet göstermesi
ç) Teşekkül ile yardım yapacak idare arasında protokol yapılması,
d) 5072 sayılı Kanun kapsamındaki dernek vakıuf vb olunmaması
e) Kazanç paylaşımı ve kar dağıtımı amacının olmaması
gerekir.
Kolaylıklar.
|
| Soru » Doğrudan teminle alınan bir malın binde 7.5 i , %18 KDV dahil toplam üzerinden mi hesaplanır.
........................................................................................................................ |
Cevabı » Göster
İstihkaklar üzerinden kesilen damga vergisi ödemenin çeşidine göre binde 7,5 veya binde 6 olabilir. Eğer ödemeyi yapan kurum ve ödemenin çeşidi damga vergisine tabi ise doğrudan teminle yapılan alımlarda genel oran binde 7,5 dir.
Damga vergisi matrahına KDV’nin de dahil edildiği uygulamada sık sık görülmektedir. Oysa; Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan 30 seri numaralı Damga Vergisi Genel Tebliğinde, damga vergisi matrahına dahil edilen katma değer vergisinin, üstlenilen işin ya da verilen hizmetin bir bedeli olmadığı, bu nedenle katma değer vergisinin damga vergisi matrahına dahil edilmesi halinde, verginin vergilendirilmesi gibi bir sonuç doğuracağı gerekçesiyle, bazı mükelleflerce bu uygulamanın dava konusu edildiği, yargı mercilerinin de, katma değer vergisinin nispi damga vergisinin hesaplanmasında dikkate alınmaması gerektiğine hükmedildiği belirtilerek, bundan böyle nisbi damga vergisine tabi kağıtların muhtevasında, katma değer vergisi yönünden herhangi bir düzenleme olup olmadığına bakılmaksızın;
a-Damga vergisinin, katma değer vergisi hariç olmak üzere sadece işin bedeli üzerinden hesaplanması,
b-Katma değer vergisi dahil edilerek düzenlenen kağıtlardan alınması icabeden damga vergisinin ise katma değer vergisi tutarı düşüldükten sonra kalan meblağ üzerinden hesaplanması, gerektiği belirtilmiştir
Kolaylıklar. |
| Soru » Taşınır Mal yönetmeliğinde, Dayanıklı malların Kayıtlı bulunduğu bir Müdürlükten TİF düzenlemek suretiyle Bir Başka Müdürlüge Devir işleminde Devir yapan Müdürlükte Malın edinim tarihi, Örnek 1995 yılı ise, Devir esnasında Devir alan Müdürlüğe ilgili taşınırın Edinim Tarihi ne olmalı, 1995 yılımı yoksa Kayıt tarihi olan 2008 yılımı olmalı, Konu hakkında görüşleriniz bekler şimdiden teşekür ederim. Saygılarımla |
Cevabı » Göster
Sorduğunuz soru Yönetmelikten gerçekten açıklanmamış son derece tartşmalı bir konuya yöneliktir ve sorunuz yerindedir.
Bu tür durumlarda edinim yılı olarak malın kamu idaresine gerçekten alındığı yılın mı yoksa ilgili harcama birimine devrolunduğu yılın mı dikkate alınacağı hususunda bir tartışma yaşanmaktadır.
Bilindiği üzere harcama birimleri kendilerine devrolunan her türlü dayanıklı taşınır için bir sicil numarası vermektedir. Bu numarada taşınırın hesap planındaki kodu edinildiği yılın son iki rakamı ve kaçıncı taşınır olduğunu ifade etmektedir ki aslında bu kodlama barkod sistemine uygun değildir ve malesef kurumsal kodları içermemektedir.
Sicil numarası açısından bakıldığında da net olarak anlaşılacaktır burada yeni bir sicil numarasına gerek vardır ve edinim yılı yeni edinilen yıl olacaktır. Somut sorunuza göre edinim yılı 2008 dir. Aksi durumda eski sicil numarasıyla o malın kayıtlara alınmasını gerektirir ki bu durumda bir harcama biriminde birden fazla mükerrer aynı sicil numaralarının oluşmasına sebebiyet verir ve bu çok büyük sıkıntılara neden olur.
Burada yeni bir edinim yılı kabul etmenin tek sıkıntısı amortisman uygulamaları açısından ortaya çıkabilirki buda Taşınır Mal Yönetmeliğinin konusu değildir. Bu türden bir sorun yaşanırsa (ki teorik olarak amortisman uygulamaları yararlanma süreleri esas alınarak yapılacağı için böyle bir sorun çıkması mümkün değildir) Bunun çözümününde Duran Varlık Amortisman ve Yeniden Değerleme Defterinde çözülmesi gerekmektedir.
|
| Soru » Sayın Üstad 2007 yılında 12.01.30.0.510 hs 75,00 bütçeleştirimilş borç hes aldım ve bu şekilde 2008 yılına devir yapıldı. Bunu ocakta ödedim ödedikten sonra Bakanlık 12.1.30.62.510 dan 75,00 gönderdi anladımki yanlış kurum kodunda büteçeleştirilmiş borç hs aldım bunu 830 borç 830 alacak diye düzeltmek doğrumu olur saygılarımla |
Cevabı » Göster
Anladığım kadarıyla 831 ve 323 nolu hesapları kapatmışsınız. Bu durumda yanlış bir kod kullanarak ve yanlış bir ödenek kalemiyle bütçe gideri yapılmış görünüyor ki rakam küçük vs ama bunun tam doğrusu düzeltme işlemidir. Düzeltme işlemine karar verirseniz ödenekleride düzeltmenizde fayda var Kayıtlar
----------------- / ----------------------------
835
830
----------------- / ----------------------------
830
835
----------------- / ----------------------------
903
905
905
903
----------------- / ---------------------------- |
| Soru » Sayın Karaarslan, Genel Sağlık Sigortasının 3 yıl ertelendiği ile ilgili duyurunuz var. Bu bilgiye nerden ulaşabilirim. Teşekkürler 18.09.08 |
Cevabı » Göster
Genel sağlık sigortası uygulamaları Kanunla yapılan değişiklikle ertelendi. Ama benim yaptığım duyuru bununla ilgili değil de Genel Sağlık Sigortası Primiyle ilgili 1 Ekim tarihinden itibaren memurlar için % 12 Oranında Genel Sağlık Sigortası Primi hesap edilecek ve Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilecekti bunun karşılığında tüm sağlık harcamaları Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilecekti ancak aşağıda açıklandığı şekilde bu uygulama 3 yıla kadar ertelenmiştir.
AÇIKLAMA: 5510 Sayılı Kanunun Geçici 12. Maddesi Genel sağlık sigortasına geçişi düzenlemektedir ve 17.04.2008 tarih ve 6754 sayılı Kanunla getirilmiştir.
5510 Sayılı Kanuna göre 1 Ekim 2008 tarihinden itibaren kamu idarelerinin, çalışanlarına sağlık hizmeti sağlamasına ilişkin görevleri, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından devralınacaktı. Kamu idareleri bundan sonra memurlar için ilaç, eczane, hastane ve tedavi yolluğu gibi hiçbir ödeme ve mevzuat yapmayacak sadece % 12 sağlık primi hesap ederek Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderecekti.
Kurum, kamu idarelerinden sağlık primi toplayıp sağlık hizmetlerini kamu çalışanları adına yürütmeye başlayacaktı.
Bu sağlık sisteminde çok önemli bir reform ve değişimdi. Sağlık ödemelerinin tek çatı altında toplanmasının çok önemli faydaları olacaktı. Kamusal sağlık ve personel maliyetleri ciddi bir şekilde azaltacak, sağlık ödemelerine standart getirecekti.
19 Ağustos 2008 tarih ve 26972 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5797 sayılı Kanunun 3. ve 11. maddeleri ile kamu idarelerinin sağlık hizmetlerini sağlama işlemlerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna devri 3 yıla kadar ertelenmiştir. |
| Soru » Kurumumuzda 2005-2007 dönemlerinde aylık bazda ödenen döner sermaye ödemelerinde yeni yapılan inceleme neticesinde kişilere fazla ödeme yapıldığı iddia edilerek geri tahsili istenmiştir. Bu tahsil edilmesi istenen tutarlara hangi aylarda fazla ödeme yapıldıysa yasal faiz işletilecek mi? Yoksa sadece ana para üzerinden tebligat yapılıp geri istenecek. |
Cevabı » Göster
Döner Sermayeli İşletmeler Muhasebe ve Bütçe Yönetmeliğinin 114. maddesinde; "Diğer alacakların takip, tahsil ve benzeri işlemlerinde, 27/9/2006 tarihli ve 2006/11058 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin ilgili hükümleri uygulanır." denilmektedir.
Bu hüküm dolayısıyla Kamu Zararlarına İlişkin Yönetmelik hükümlerini uygulamak durumundayız. Bu yönetmelik yersiz ödemenin yapıldığı tarihten itibaren faiz uygulaması yapılması gerektiğini hükmetmiştir. Ancak Yönetmelik bu Döner sermayeli işletmeler açısından 1.1.2007 tarihinden itibaren yürürlüğe girmektedir. Bu Yönetmeliğin yürürlüğünden önceki bir borç için uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin herhangi bir açıklama bulunmamaktadır.
Ben bu açıklamaların yapılmamış olmaması ve memur yararını gözeterek faiz uygulamasının eski mevzuatımızda olduğu gibi kişiye tebliğle başlatılması geerktiğini düşünüyorum. |
| Soru » Sayın hocam saygılar sunuyorum; 657 sayılı Kanunun 143. Maddesinde belirtilen durumlardan herhangi biri oluşmadan, görevden uzak kalınan süreler için eksik alınan 1/3 oranındaki aylıkları Görevime mahkeme kararıyla başlayarak almak belediye başkanlaro açısından kamu zararı sayılır mı? Belediye başkanları 657 sayılı Kanuna tabi midir? 05.09.08 |
Cevabı » Göster
Bilindiği üzere Belediye Başkanları memur veya müstahdem sınıfına dahil olmayıp aldıkları paralar tahsisat şeklindedir. Nitekim özlük hakları 657 sayılı Kanunda değil 5393 sayılı Belediye Kanununda tespit edilmektedir. Belediye Kanununun 39. Maddesinde Belediye Başkanlarına belde nüfusuna göre belirlenmiş bir ödenek verileceği hüküm altına alınmıştır. Aynı maddede “Belediye başkanlığı yapmış olanların, personel kanunlarına tâbi bir kadroya atanmaları hâlinde belediye başkanlığında geçen süreleri memuriyette geçmiş sayılır.” şeklinde özel bir hüküm getirilerek Belediye Başkanlığının kendiliğinden bir memuriyet görevi sayılmadığının altı çizilmiştir. Yine ayni maddede, “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca Devlet memurları ile bakmakla yükümlü bulundukları için uygulanan sosyal hak ve yardımlar, aynı esas ve usûllere göre belediye başkanları ile bakmakla yükümlü bulundukları için de uygulanır.” Denilmek suretiyle Belediye Başkanlarına ve bakmakla yükümlü olduklarına 657 sayılı Kanundaki sosyal hakların uygulanması sağlanmıştır. Hükümden açıkça anlaşılacağı gibi belediye başkanları kendiliğinden ve herhangi bir hüküm olmadan 657 sayılı Kanuna tabi değildir. Kanunun hangi maddelerine tabi oldukları 5393 sayılı Belediye Kanununda belirlenmektedir.
O itibarla Belediye Başkanları 657 sayılı Kanunun sosyal hak ve yardımlarla ilgili hükümlerine tabi diğer hükümlerine ise tabi değildir. Nitekim belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılmasına ilişkin 5393 sayılı Belediye Kanunun 47. Maddesinde de özel hüküm vardır ve belediye başkanları için 657 sayılı Kanunun görevden uzaklaştırmaya ilişkin hükümleri hiçbir şekilde uygulanamaz. Kanunların kıyasen uygulanması da Anayasamıza göre mümkün değildir.
5393 sayılı Belediye Kanununun “Görevden Uzaklaştırma” Başlıklı 47. Maddesinde aynen, “Görevleriyle ilgili bir suç nedeniyle haklarında soruşturma veya kovuşturma açılan belediye organları veya bu organların üyeleri, kesin hükme kadar İçişleri Bakanı tarafından görevden uzaklaştırılabilir.
Görevden uzaklaştırma kararı iki ayda bir gözden geçirilir. Devamında kamu yararı bulunmayan görevden uzaklaştırma kararı kaldırılır.
Görevden uzaklaştırılanlar hakkında; kovuşturma açılmaması, kamu davasının düşmesi veya beraat kararı verilmesi, davanın genel af ile ortadan kaldırılması veya görevden düşürülmeyi gerektirmeyen bir suçla mahkûm olunması durumunda görevden uzaklaştırma kararı kaldırılır.
Görevden uzaklaştırılan belediye başkanına, görevden uzak kaldığı sürece aylık ödeneğinin üçte ikisi ödenir ve bu süre içinde diğer sosyal hak ve yardımlardan yararlanmaya devam eder.” Denilmektedir. Eğer Belediye Başkanlarının Görevden Uzaklaştırılmasında 657 sayılı Kanunun hükümleri uygulanacaktıysa Kanun koyucu 5393 sayılı Kanunun 47. Maddesini neden düzenlemiştir. Ayrıca 5393 sayılı Belediye Kanunun hem özel Kanun olduğunu hem de zaman açısından daha sonra çıkan bir Kanun olduğunu belirtmek isterim.
5393 sayılı Belediye Kanunun “Uygulanmayacak Hükümler” Başlıklı 84. Maddesinde, “Bu Kanunla, belediyenin sorumlu ve yetkili kılındığı görev ve hizmetlerle sınırlı olarak; 24.4.1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumî Hıfzıssıhha Kanunu, 4.7.1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Selâhiyet Kanunu, 10.6.1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu, 12.9.1960 tarihli ve 80 sayılı 1580 sayılı Belediye Kanununun 15 inci Maddesinin 58 inci Bendine Tevfikan Belediyelerce Kurulan Toptancı Hal'lerinin Sureti İdaresi Hakkında Kanun, 2.7.1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu, 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 3.5.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu, 14.6.1989 tarihli ve 3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun, 27.5.2004 tarihli ve 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun, 10.7.2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu, 1.5.2003 tarihli ve 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda bu Kanun hükümlerine aykırılık bulunması durumunda bu Kanun hükümleri uygulanır.” Denilmektedir.
Söz konusu hükümler birlikte değerlendirildiği zaman, 657 sayılı Kanun hükümlerinden yola çıkılarak bir kamu zararına hükmetmek olanaklı değildir. |
| Soru » Sayın üstadım, değerli görüşlerinize ihtiyacım var. Becayiş durumunda harcırah ödenir mi? Dayanak var mı araştırdım ama bulamadım. Şimdiden teşekkürler. |
Cevabı » Göster
Becayiş olunanlara harcırah verilmeyeceğine ilişkin Harcırah Kanunun 4. maddesindeki hüküm 12/08/2003 tarih ve 4969 sayılı Kanunun 1. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Dolayısıyla meri mevzuatımızda becayiş olanlara harcırah ödenmesini engelleyecek herhangi bir hüküm yoktur. |
| Soru » Üstad iyi çalışmalar. Diş tedavi bedelleri Danıştay 10.dairesinin karar tarihinden itibaren mi ödenecek. Yoksa BUMKO yazısından itibaren mi ödenecek aydınlatırsanız sevinirim. Teşekkürler. |
Cevabı » Göster
BUMKO yazısında geriye dönük bir tarih vermediği için ve uygualayıcıları en alt mevzuat bağladığı için, kişiye özel bir yargı kararı olmadığı sürece, Danıştay Kararının tarihi uygulayıcıları bağlamaz dolayısıyla BUMKO'nun açıklama tarihinden sonra uygulamayı başalatabiliriz diye düşünüyorum. |
| Soru » Üstadım Üyi günler. Üniversitemizde 4/b sözleşmeli personel ve yabancı uyruklu Kişiler bir yılı aşmayan sürelerle sözleşme imzalanmak süreti ile istihdam edilmektedir. Bu şekilde yapılan hizmet sözleşmeleri damga vergisinin konusuna girer mi? Saygılarımla. |
Cevabı » Göster
488 sayılı DV kanununa ekli 1 sayılı cetvelde 1. maddesinin ilk fıkrasında; Mukavelenameler, taahhütnameler, temliknameler (belli parayı ihtiva edenler Binde 7,5) oranında DV ne tabidir denilmektedir. Dolayısıyla personel ile yapılan sözlşmelerde damga vergisinin konusuna girer. Sözleşme imzalanırken 12 aylık sözleşme bedeli hesap edilip sözleşmenin her bir nüshası için binde 7,5 oranında sözleşme damga vergisi hesap edilmeli ve bu peşin olarak alınıp vergi dairesine yatırtılamıyorsa ilk ay maaş ödemesinden kesilmek suretiyle vergi dairesine gönderilmelidir. |
| Soru » Beldemizin nüfusu 6350'dir. Performansa dayalı bütçe yapmam gerekip gerekmediği konusunda sizden bilgi almak istedim. Teşekkür ederim. Saygılar. |
Cevabı » Göster
Nüfusunuz 50,000 in altında olduğu için stratejik planlama yapmadınız. Stratejik planlama yapan belediyeler bu yıl performans programı hazırlayacaklar. Dolayısıyla siz bir performans programı hazırlamayacaksınız. Zaten performansa dayalı bütçeyi şu anda kimse hazırlamayacak. Kolaylıklar. |
| Soru » Hocam saygılar sunuyorum; Çok çeşitli konularda bizleri aydınlattığınız için teşekkür ediyorum. Hocam biz gerçek kişilerden şirketimize araç kiralayıp bedelini ve araca yaptığımız giderleri vergi matrahından düşebilirmiyiz. Nelere dikkat etmemiz gerekir. |
Cevabı » Göster
İşletmeler, teklif ve satın alma sürecindeki maliyetler, satın almanın mali yükü, bakım ve onarım maliyeti, vergi indirimi gibi unsurlar nedeniyle araç temininde kiralama seçeneğini tercih ediyorlar. Son dönemde özel sektörle birlikte kamuda da araçlar satın alınmak yerine kiralanmaya başlandı.
Araç Şirketten Kiralanırsa
Özellikle seyahatlerde kullanılan veya yöneticilere tahsis edilen araçlarda kiralama tercih edilebiliyor. Çünkü bu tür araçlar binek oto sınıfında olduğundan alımda ödenen KDV indirim konusu yapılamıyor. (KDVK Md. 30/b) Ayrıca ödenen motorlu taşıtlar vergileri de gider kabul edilmiyor. (MTVK. Md. 14) Vergi kanunlarındaki bu hükümler araç kiralama şirketleri için geçerli değil.
Kiralama şirketlerinin belli dönemlerde düzenleyecek olduğu hizmet faturalarındaki Katma Değer Vergisi indirim konusu yapılabiliyor. Bunun yanında fatura bedeli gider olarak dikkate alınmaktadır. Kiralama şirketinin kazancı ticari kazanç olduğundan dolayı da herhangi bir vergi kesintisi sorumluluğu bulunmamaktadır.
Araç Herhangi Bir Gerçek Kişiden Örneğin Personelden Kiralanırsa
Gerçek kişilere ait şahsi aracın sözleşmeyle şirket tarafından kiralanması mümkündür. Araç işte kullanılması kaydıyla yapılacak kira ve akaryakıt giderleri kazançtan düşülebilecektir.
İşletme ile çalışanı arasında yapılacak kira sözleşmesiyle bu işlemler belgelendirilecektir. Kira şartlarına göre yapılacak ödemelerin masraf kaydı yapılabilecektir.
Aracın kiralanması karşılığında yapılacak kira ödemeleri, Gelir Vergisi Kanunu uyarınca yüzde 20 oranında Gelir Vergisi tevkifatına tabidir. Çünkü motorlu aracın kiralanması karşılığı sağlanan gelir, elde eden açısından gayrimenkul sermaye iradı niteliğindedir.
Ayrıca bir yıl boyunca elde edilen kira gelirinin 2006 yılı için brüt 19.800 YTL’yi aşması durumunda personel tarafından yıllık Gelir Vergisi beyannamesi verileceği de unutulmamalıdır.
Kira tutarının aylık 500 YTL den fazla olması halinde ödemelerin banka aracılığıyla yapılması gerekir.
Kira bedeli emsal kira bedelinden düşük olamaz. Emsal kira bedelinin uygulanması için aracın kiracının kullanımında kaldığı sürelerin yıl olarak hesaplanması ve bu süre içinde yapılan kira ödemelerinin kasko bedelinin yüzde onunu karşılayıp karşılamadığının tespiti gerekir.
|
| Soru » Selam üstat, diş tedavileri ile ilgili Danıştay 10. dairesinin kararı var ve BÜMKO buna uyulması gerekir diye yazı yayınladı, bu konuda görüşünüz nedir? Yani ödemeler fatura tutarı üzerindenmi yapılacak, yoksa yine eski sisteme göre devammı edilecek. |
Cevabı » Göster
Bilindiği üzere Tedavi Yardımına İlişkin 2007 yılında yayımlanan Tebliğin 5 nolu başlığı Diş Tedavilerine ilişkindir. 5.2 Alt Başlığında ise Özel Sağlık Kuruluşlarında Diş Tedavileri 12 alt başlıkta anlatılmaktadır. Danıştay Kararı ile bu alt başlıklardan 5, 6 ve 7. alt başlıkların yürürlüğü durdurulmuştur. Dolayısıyla herkes istediği gibi diş hekimine gidip istediği tedavi bedelini devletten alır gibi bir yaklaşım yoktur. Sevk esasları faturalama esasları devam etmektedir. Ancak fiyatlara ilişkin 5,6 ve 7. maddelerde anılan sınırlamalar kaldırılmıştır. Dolayısyla bu maddelerde anılan tedavi bedelleri artık bu sınırlamalar olmadan uygulanabilecektir. |
| Soru » Merhaba hocam, 29/06/2008 tarih ve 26921 sayılı resmi gazete yayımlanan Tahsilat Genel tebliği Seri:A Sıra No: 2 de \"4734 sayılı kamu ihale kapsamında yapılacak olan ödemelerde Maliye Bakanlığı\'na bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunup bulunmadığına ait belge aranması zorunluluğu getirilmiştir.\" denmektedir. 01/08/2008 den itibaren uygulanacak olan bu tebliğde vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgenin tahakkuk daireleri tarafından ödeme emri ekine koyulup saymanlığa gönderilir ve bu evrak 15 gün geçerlidir denmektedir. Ödeme emri ekinde olan bu belgenin muhasebeye ulaşana kadar 15 günü geçmiş ise (gerekli imzalar için) tekrar mükelleften yeni belge almaya gerek varmıdır veya ödeme işlemi parça parça yapılırsa ve 15 gün geçmiş ise her ödemede bu belgenin tekrar istenmesine gerek varmıdır, Tahakkuk daireleri tarafından ana evrakın ekine koyulan belge yeterlimidir. İyi çalışmalar dilerim. 22.08.08 |
Cevabı » Göster
Sorularınızı maddeler halinde cevaplandırmaya çalışayım;
- Ödeme anında borcu yoktur yazısı istenileceği için 15 günü geçmişse siz yeniden belge isteyeceksiniz.
- Ödemeleri bütçe emanetine alıp 2.000 liranın altında yaparsanız yani parçalarsanız borcu yoktur yazısına gerek yok.
- Yapı denetim şirketlerinden eczanelerden bu belgeyi istemenize gerek yok.
- Harcama pusulasıyla yapılan ödemelerde yine bu belgeyi istemeye gerek yok.,
- Doğrudan temin bu kapsamda avans uygulamaları kapsamda değildir. |
| Soru » Belediyemizde yeterli personel olmadığından geçici işçi çalıştırıyoruz. Bu personeli aynı işyerinde değişik birimlerde çalıştırabilir miyiz. Yani geçici işçi konumunda bulunan işçiyi 5 ay 29 günden fazla çalıştırabilmemiz için ne yapmamız gerekmektedir? |
Cevabı » Göster
Kamuda Geçici İş Pozisyonlarında Çalışanların Sürekli İşçi Kadrolarına Veya Sözleşmeli Personel Statüsüne Geçirilmeleri, Geçici İşçi Çalıştırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinde; “Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren 1 inci madde kapsamındaki idare, kurum ve kuruluşlarda geçici iş pozisyonlarında işçi çalıştırılamayacağı, ancak mevsimlik ve kampanya işleri ile orman yangınıyla mücadele hizmetlerinde bir malî yılda 6 aydan az olmak üzere vize edilecek geçici iş pozisyonlarında işçi çalıştırılabileceği, belediyeler ile bunların müessese ve işletmelerinde ve mahallî idare birliklerinde, Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmeliğin 24 üncü maddesi çerçevesinde yetkili meclislerinden, geçici iş pozisyon vizesi alınmasının zorunlu olduğu” belirtilmiştir.
Kanunun ilgili maddelerindeki hükümlere göre, iş kolları farklı da olsa, yılda toplam 6 aydan fazla igeçici şçi çalıştırılması mümkün değildir. |
| Soru » Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde Mühendis Kadrosunda çalışmaktayım. Valilik oluru ile İlçe Tarım Müdürlüğünü de sürdürüyorum. Kadro Derecem 3/1... ilçe asil ilçe müdürlüğü kadrosu 1... Buna göre ben asilin zam ve tazminatlarını alabilir miyim? 18.08.08 |
Cevabı » Göster
1982 Anayasasının 128 inci maddesinin ikinci maddesi de zaten memurların atanmalarına ilişkin düzenlemelerin kanun ile yapılması zorunluluğunu getirmiştir.
657 sayılı Devlet memurları Kanununda memurluğa atanmayı adaylık dışında asil ve vekil olarak atanma şeklinde düzenlemiştir.
İdare ancak kanunların kendisine yetki verdiği alanda düzenleme yapabilir. Kanun ile yapılması gerekli bir düzenleme hakkında tebliğ düzenleme yapılamaz yapılsa geçerli olmaz.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ncı maddesinde vekaleten atanma düzenlenmiş bulunmaktadır. Söz konusu madde de "Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir.
Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır.
Ancak, ilkokul öğretmenliği (Yaz tatili hariç), tabiplik, diş tabipliği, eczacılık, mühendis ve mimarlık, veterinerlik, köy ve kasaba imamlığına ait boş kadrolara açıktan vekil atanabilir.
Aynı kurumdan birinci fıkrada sayılan ayrılmalar dolayısıyla atanan vekil memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı ödenir.
Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan veteriner hekim veya hayvan sağlık memurları, veteriner hekim veya hayvan sağlık memuru bulunmayan belediyelerin veterinerlik veya hayvan sağlık memurluğu hizmetlerini ifa etmek üzere bu hizmetlerle ilgili kadrolara vekalet aylığı verilmek suretiyle atanabilirler.
Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekaleten gördürülebilir.
Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara işe başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama yapılabilir." hükmü yer almaktadır.
Vekalet edenlere verilecek ücret ve diğer ödemeler hakkında ise mezkur Kanunun 175 maddesinin 1, 2 ve son fıkralarında "Bir göreve vekaleten atanan memurlara vekalet edilen görevin kadro derecesinin birinci kademesinin üçte biri, açıktan atananlara ise (Köy ve kasaba imamlığı kadrolarına atananlara 146 ncı maddede yazılı asgari ücret aylık tutarından aşağı olmamak üzere) üçte ikisi verilir. Bulundukları yerden başka bir yerdeki bir göreve vekalet suretiyle atananlara, Harcırah Kanununun geçici görevle başka yere gönderilenlere ilişkin hükümleri uygulanır.
Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.
Açıktan vekil olarak atananlar bu Kanunla memurlara tanınan sosyal haklardan da yararlanırlar ve bunlara ödenecek vekalet aylığının hesabına memuriyet taban aylığı da dahil edilir." ifadeleri yer almaktadır.
Ayrıca, 657 sayılı Kanunun zam ve tazminatları düzenleyen 152 nci madde uyarınca yürürlüğe konulan 6/2/2004 Tarihli ve 2004/6996 Sayılı Kararnamenin 9 uncu maddesi ile vekaleten atananlara görevi ile vekalet ettiği görevin zam tazminatlarından fazla olanının ödenmesi hususunda düzenleme yapılmış bulunmaktadır.
Bu konuya ilişkin Sayıştay Başkanlığının kararı şu şekildedir.
"TEDVİREN GÖREV YÜRÜTENE ÖZEL HİZMET TAZMİNATI FARKI ÖDENİR Mİ?
Kararın Çeşidi : 7.Daire Kararı
Kararın Konusu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
Kararın Numarası : 9095
Kararın Tarihi : 07.01.2003
Erzincan Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğü 2000
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve yan ödeme kararnamelerinde, asilin atanmasındaki şartlara ve prosedüre uyulmadan bakanlık veya valilik oluru ile birinci dereceli müdürlük kadrolarını tedviren yürüten personele, tedvir dolayısıyla herhangi bir tazminat ve yan ödeme farkının ödenmesini öngören bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle, Bayındırlık İl Müdürlüğü kadrosuna tedviren atanan personele ilave özel hizmet tazminatı ödenmesinin mümkün olmadığına,"
Bu itibarla, İlçe Tarım Müdürlüğünü 657 sayılı Kanun ve 6/2/2004 Tarihli ve 2004/6996 Sayılı Kararnamenin 9 uncu maddesi ile belirlenen esaslara uyulmak suretiyle vekaleten atananlara görevi ile vekalet ettiği görevin zam tazminatlarından fazla olanının ödenmesi mümkün bulunduğu, atamanızın belirtilen şartlara uymaması nedeniyle size ödenemeyeceği düşünülmektedir. Yukarıda yer verilen Sayıştay Başkanlığının kararı da aynı mahiyettedir. |
| Soru » Bilindiği üzere hak sahiplerine 1.000 YTL ödemelerde vergi dairelerine borç durumlarını soruyorduk. Mükellefler Çankırı mükellefi ise telefonla Çankırı Merkez dışında ise faksla vergi borçlarının olup olmadığı soruluyordu.
19/07/2008 tarih ve Seri A Sıra No:3 sayılı Tahsilat Genel Tebliği ile 30/06/2007 tarih ve Seri A Sıra No:1 sayılı Tahsilat Genel Tebliğine "Vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgenin; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamına giren kurumların muhasebe birimlerince, diğer kurumların ödemeyi yapacak birimlerince aranılması gerekmektedir" ifadesi eklenmiştir.
Bu değişiklikle saymanlığımızca hak sahiplerine yapılan ödemelerde vergi borcunu gösterir belgeyi istiyoruz hak sahibi kendi vergi dairesinden veya internet vergi dairesinden bu belgeyi almakta harcama yapan kuruma vermekte kurumda diğer belgelerle birlikte bize göndermektedir.
Bu yapmış olduğumuz uygulama doğrumudur.18.08.08 |
Cevabı » Göster
Genel olarak uygulamanız doğru.
Vergi borcu yoktur yazısını mükellefin bağlı olduğu vergi dairesinden alması doğru. Bu yazıyı elbette harcama birimi aracılığıyla muhasebe birimine de gönderebilir burada da bir yanlışlık yok. Sizin dikkat etmeniz gereken husus bu yazı ödeme anında talep edilen bir yazıdır. Doalyısıyla tarihi son derece önemlidir. Ödeme tarihinden en fazla 15 gün eski tarihli bir yazı olabilir. Dolayısıyla evrakın ve faturanın tarihinin bir öenmi yoktur. Belgelerin harcama birimine verilmesi ile size gelmesi arasında bazan zaman çok uzar ki bu durumlarda vergi borcu yoktur yazısının tarihini mutlaka kontrol ediniz. |
| Soru » Beldes projesi ile gelir ve gider olarak muhasebe kayıtlarınızı inceledim. Kayıtlarımı sizlerin gösterdiğiniz kayıtlar doğrultusunda yaptım. Fakat aklıma bir şey takıldı bu konuda görüşünüzü almak istiyorum. BELDES projesiniden ödeme yaparken ben Finans kodu olarak 08 BAĞIŞ VE YARDIMLAR kodunu kullandım. Doğrumudur? yoksa 05 MAHALLİ İDARELER kodunumu kullanacağız. 16.08.08 |
Cevabı » Göster
Beldes Projesi kapsamında gelen paraları biliyorsunuz bütçeleştirmeden hesaplara alıyor ve yine bütçeleştirmeden harcıyoruz. Daloyısıyla bir bütçe gideri söz konusu olmadığı için Finansman kodu da aslında kullanmıyoruz. Ancak harcanan paraları kaydederken bütçe gideri olmasada tüm tertibi kullanıyorsanız o zaman söylediğiniz haklısınız burada finansman kodu 5 değil 8 olmalıdır. |
| Soru » sayın üstadım,iyi çalışmalar,
19 Temmuz 2008 tarihli resmi gazetede yayınlanan 3 sıra nolu Tahsilat Genel tebliğinde bahsedilen; IV- (4) numaralı bölümün 4.1 bölümüne aşağıdaki (c) bölümü eklenmiştir.
"c) 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamına giren kurumların aynı Kanun ile istisna tutulan alımları nedeniyle yapacakları ödemeler, 4734 sayılı Kanun kapsamında hak sahiplerine yapılan ödeme olarak değerlendirilemeyeceğinden, bu tür ödemelerde vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgenin aranılmayacağı tabiidir." ibaresine göre 4734 3/H maddesine göre eczanelere yapacğımız ödemelerde borç durumunu gösterir belgeyi arayıp aramayacağımız 1993/6 sayılı Tahsilat İç Genelgesi yürürlükten kalkmadığı için konusunda tereddüte düştük.
Birde 5766 sayılı kanunla 6183 sayılı kanuna 22/a maddesi eklenmiş olması nedeniyle 1993/6 sayılı iç genelge yürürlükten kalkmış olurmu? 14.08.08
|
Cevabı » Göster
Son sorunuzdan başlayalım. Gelinen bu noktada konu çok detaylı olarak Genel Tebliğlerle ortaya konulduğu için iç genelgenin yürürlükte olmadığını düşünüyorum.
Eczanaler açısından sorduğunuz soruya gelince,
Sorunuz son derece mantıklı yani sıkıntıya düşülebilecek nitelikte. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamına giren kurumların aynı Kanun ile istisna tutulan alımları nedeniyle yapacakları ödemeler, 4734 sayılı Kanun kapsamında hak sahiplerine yapılan ödeme olarak değerlendirilemeyeceğinden, bu tür ödemelerde vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgenin aranılmayacağı tabiidir. ibaresi karşılığında yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar eczane ödemelerinde vergi borcu yoktur yazısını istemeye gerek olmadığını düşünüyorum. |
| Soru » Üstadım benim sorum şu; Malmüdürlüğümüz Milli Emlak Servisi olarak hazineye ait taşınmaz satışı yaptık. Bu taşınmazlar belediye mücavir alan içinde ve bu yüzden dolayı satış tutarından 4706 sayılı kanuna göre pay ayırdık. Bu paylarıda 363 Kamu İdareleri Payları Hesabına kaydettik.
Şimdi bu 363 Kamu İdaraleri Hesabında bekleyen tutarları, belediyenin vergi borçlarına mahsup edebilirmiyiz?
Teşekkür ederim. 12.08.08 |
Cevabı » Göster
Sorunu gayet iyi anladım... Sanırım bu paraları vergi borcuna mahsup edemezsin. Bu paralar belediyelerin 775 sayılı Kanun kapsamında oluşturulan Gecekondu Fonu Hesabına yatırılıyor ve bu Kanunda belirtilen işler için kullanılıyor. Dolayısıyla belediye bu paraları istediği şekilde kullanamaz. Bunları özel gelir ve özel ödenek kaydetmeli. Sizde bu paraları belediyelerin genel banka hesabına değil açtıracakları ayrı bir banka hesabına aktarmalısınız
Konuyla ilgili çalışmamı ekte sana gönderiyorum. |
| Soru » Belediyelerde hemen hemen tüm harcamalarda 191 nolu hesap kullanılır ve 391 le mahsuplaşılır. Aslında tüm harcamalarda kdv nin yansıtılmaması gerektiği ancak son tüketici veya kullanıcı olmama durumlarında yansıtılabilceği düşünmekteyim. Örnekle bakarsak
630 telefon gideri 100
191 KDV 18
830 118
bu durumda son kullanıcı belediye olduğundan Kdv nin kullanılmaması gerektiği düşüncesindeyim. doğrusu
630 telefon gideri 118
830 118 olmalıdır.
Diğer bi örnekte
251 oto yol yapımı 100
191 KDV 18
830 118
bu durum doğru çünkü son kullanıcı yoldan geçen arabalar ve KDV yansıyacak yerde otoyol bileti. Düşüncelerim doğrumudur ve bu durumu belediyeler ne düzeyde biliyor merak ediyorum
Şimdiden çok teşekkür ederim .10.08.08 |
Cevabı » Göster
Genel olarak söylediklerinize katılıyorum. Aslında KDV hesaplarının kullanılıp kullanılmamasında ayrımı şu şekilde koyarsak konu daha netleşir.
Belediye eğer KDV geliri elde edeceği bir işlemle ilgili (su satışı, otobüs işletmesi, kepçe kiralama vs) bir gider yapıyorsa burada KDV ayrılıp 191 nolu hesaba kayıt yapmalı aksi takdirde KDv yi ayırmayarak bunu bir maliyet unsuru olarak gidere ya da ilgili varlık hesabının maliyetine yüklemelidir. |
| Soru » Merhabalar hocam,
Nüfusu 10.000'in altında bulunan Belediyelerde gerçekleştirme görevlilerinin belirlenmesi ile ilgili bilgi verirseniz sevinirim. Şimdiden teşekkür ederim.08.08.08 |
Cevabı » Göster
Harcama Yetkilisi ile ilgili genelgede bildiğiniz üzere harcama yetkilisi ile ilgili hükümler aşağıdadır;
A- Harcama Yetkililerinin Belirlenmesi :
1-Bütçelerinin kurumsal sınıflandırmasında harcama birimleri kodlanmakla birlikte, nüfusu 10.000 (onbin) ve aşağı olan ilçe ve ilk kademe belediyelerinde harcama yetkisinin belediye başkanı,
2-Bütçelerinde harcama birimleri sınıflandırılmayan kasaba (belde) belediyelerinde harcama yetkisinin belediye başkanı,
3- Mahalli idare birliklerinde harcama yetkisinin birlik başkanı,
4-Üst yönetimin giderleri, kurumsal sınıflandırmada özel kalem olarak kodlanan, ancak özel kalem müdürlüğü kadrosu bulunmayan idarelerde “02-Özel Kalem” kurumsal kodundan yapılacak giderlerde harcama yetkisinin il özel idarelerinde vali, belediyelerde belediye başkanı,
5- 2006 yılında teşkilatlanma çalışmaları dolayısıyla bütçelerinde birim düzeyinde kurumsal kodlama yapılması gerektiği halde birim düzeyinde kurumsal kodlama yapılmamış olan il özel idarelerinde harcama yetkisinin genel sekreter,
6- Mali hizmetler birim amirliği ve muhasebe yetkilisi görevleri aynı kişide birleşen mahalli idarelerde, 5018 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesi gereğince, harcama yetkilisi ile muhasebe yetkilisi görevleri aynı kişide birleşemeyeceğinden, mali hizmetler biriminin harcama yetkisi üst yönetici veya belirleyeceği kişi,
Tarafından kullanılması, 5018 sayılı Kanunun 31 inci maddesi hükmü uyarınca Bakanlığımızca uygun görülmüştür.
Yukarıda sayılanlar dışında harcama yetkisi, bütçe ile ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi (Birim amiri) tarafından kullanılacaktır.
Yukarıda belirtilen harcama yetkilileri, kamu hizmetlerinin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde sunulmasını sağlamak amacıyla bu yetkilerini, 5018 sayılı Kanunun 31 incı maddesi gereği Maliye Bakanlığınca çıkarılan “Harcama Yetkilileri Hakkında Genel Tebliğ” hükümlerine uymak kaydıyla yardımcılarına, yardımcısı olmayanlar ise hiyerarşik olarak bir alt kademedeki görevlilere, mahalli idare birliklerinde birlik genel sekreteri, birlik müdürü veya birim amirlerine kısmen veya tamamen devredebilirler.
Dolayısıyla nüfusu 10.000 (onbin) ve aşağı olan ilçe ve ilk kademe belediyelerinde harcama yetkisi belediye başkanı tarafından kullanılmaktadır. Harcama yetkililiği Belediye Başkanınca kullanılan Belediyelerde Gerçekleştirme Görevliliği İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Esas ve Usullere göre yürütülecektir. Buna göre Ödeme Emri Belgesini hazırlamakla görevlendirilen gerçekleştirme görevlisinin harcama yetkilisine hiyerarşik olarak en yakın kişilerden seçilmesi gerektiği için bu tür belediyelerde özellikle ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin birim amirleri olması gerekir. Yani ister asaleten isterse vekaleten birim müdürü olan kişiler gerçekleştirme görevlisi olmalıdır. |
| Soru » Erkan bey size böylesi, bir site açarak önemli bilgileri paylaştığınız için ne kadar teşekkür etsek azdır. İl merkezinde çevik kuvvet şube müdürlüğünde görevliyim. Bizler çoğu zaman ilçelere geçici görevli olarak gidiyoruz. Bu durumda bizlere geçici görev yolluğu verilmeli mi. |
Cevabı » Göster
Sanırım sorunuzu gayet iyi anladım.
Kamu görevlileri memuriyet mahalli dışına görevlendirildikleri durumlarda geçici görev yolluğu alırlar. Tabi burada memuriyet mahalli dışına görevlendirmelerin bir onayla yapıldığını varsayıyorum.
Görevlendirmenin 24 saati aşmadığı durumlarda görev sırasında saat 13:00'ı geçerse 1/3 19:00'ıda geçerse 2/3 ödenir. Burada resmi araçla gidilmesi durumunda yol parası ödenmez. Ancak bu geçici görev yolluğu ödenmesini engellemez. Yemek verilmiş olmasıda önemli değildir. Her halükarda geçici görev yolluğu ödenir. Ancak bunlar düşük paralar olduğu için 7-8 YTL gibi tahakkuk işlemleri vs idareler uğraşmak istemiyebiliyorlar. Yoksa memuriyet mahalli kavramı "Memur ve hizmetlinin asil görevli olduğu veya ikametgahının bulunduğu şehir ve kasabaların belediye sınırları içinde bulunan mahaller ile bu mahallerin dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu şehir ve kasabaların devamı niteliğinde bulunup belediye hizmetlerinin götürüldüğü veya kurumlarınca sağlanan taşıt araçları ile gidilip gelinebilen yerleri;" şeklinde tanımlanmıştır ve bu nedenle ılıca dışındaki ilçeler memuriyet mahalli dışıdır.
Burada tabi paranın ödenmesi içinde ayrıca ödenek ihtiyacı vardır.
Bu bilgiler ışığında gerekirse daha detaylı açıklamalar yapabilirim. |
| Soru » Hocam saygılar. Eşim işsizlik sigortasından faydalanıyor. Bu durumda aile yardımı ödeneğinden faydalanabilir miyim? Teşekkürler. 05.08.08 |
Cevabı » Göster
657 sayılı Kanunun aile yardımı ödeneği başlıklı 202 inci maddesinde "Evli bulunan Devlet memurlarına aile yardımı ödeneği verilir.
Bu yardım, memurun her ne şekilde olursa olsun menfaat karşılığı çalışmayan veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almayan eşi için 1500, çocuklarından herbiri için de 250 gösterge rakamının (72 nci ay dahil olmak üzere 0-6 yaş grubunda yer alan çocuklar için bir kat artırımlı) aylık katsayısı ile çarpılması sonucu elde edilecek miktar üzerinden ödenir. Ancak ikiden fazla çocuk için aile yardımı ödeneği verilmez. Eşlerden birine iş akdi veya toplu sözleşme gereği çocukları için yapılan aile yardımı ödeneği daha düşük ise, yalnız aradaki fark ödenir. Bu fıkrada yer alan gösterge rakamlarını 3 katına kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Dul memurların çocukları için yukarıki fıkralar hükmü uygulanır.
Boşanma veya ayrılık vukuunda mahkeme bu yardımın hangi tarafa ve ne oranda verileceğini de kararında belirtir.
Devlet memurunun, geçimini sağladığı üvey çocukları için de bu ödenek verilir." denilmektedir.
Anılan hüküm uyarınca eşeyardımın ödenmesi için ,
1- Menfaat karşılığı çalışmama,
2- Bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almama şartlarına bağlanmıştır.
4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun (Sosyal Sigortalar Kanunu, Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu, Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu İle İş Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Ve Bu Kanunlara Ek ve Geçici Maddeler Eklenmesi, İşsizlik Sigortası Kurulması, Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanunun İki Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması İle Genel Kadro Ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun) İşsizlik sigortası ile ilgili tanımlar başlıklı 47 inci maddesinin ( h) bendinde "İşsizlik ödeneği: Sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen süre ve miktarda yapılan parasal ödemeyi,"olarak tanımlanmıştır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; menfaat karşılığı çalışmayan, işsiz olan ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu hükümleri uyarınca işsizlik ödeneği alan kişilerin bir sosyal güvenlik aylık almasından söz edilemeyeceği için alile yardımı ödeneği ödenebilir. |
| Soru » Üstadım saygılar sunuyorum. Bu seferki sorum gelir vergisi ile ilgili. Ödenen sendika aidat tutarları gelir vergisi matrahından indrilecek midir? 03.08.08 |
Cevabı » Göster
5473 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeyle, sendika üyesi olan kamu görevlilerine ilişkin iki düzenleme yapılmıştır. Birinci düzenleme bu kamu görevlilerine sendika ödeneği verilmesine ilişkindir. Bu ödenek ücrete ilave edilmekte gelir vergisininde konusuna girmemektedir. 4688 sayılı Kanun gereği kamu görevlileri tarafından sendikalara ödenen aidatlar ise gelir vergisi matrahından düşülecektir. Bu durumda olan kamu görevlileri örneğin 5 YTL sendika aidatı ödüyorlarsa bu tutar gelir vergisinden düşüldüğü için Bu tutarın % 15'i oranında 75 YKR noksan gelir vergisi ödeyeceklerdir. |
| Soru » 4. nolu örneğin Dayanaklı Taşınırlar Defterinde nasıl görünmesi gerektiği ile ilgili tereddüt oluşmuştur. Defter Kayıt İşlemlerinin nasıl olacağı hakkında bilgi verilmesi hususunu arz ederim.01.08.08 |
Cevabı » Göster
Değer artırıcı harcamaları bir örnekle açıklamak gerekirse;
Elinizde bir aracınız var ve siz ona bir buzdolabı aldınız. Yani birde buzdolabınız var.
Buzdolabı artık aracın bir parçası haline geldiği için TİF ile buzdolabını kullanılmış şekilde kayıt yapacaksınız. Burada bir problem yok. Artık bir buzdolabınız yok sonra bunu yine TİF ile araç olarak değer artırıcı harcama şeklinde giriş kaydı yapacaksınız. Bu TİFler muhasebeye geldiğinde muhasebe birimi
254 Taşıtlar Hs.
255 demirbaşlar Hs.
Şeklinde bir muhasebe kaydı yapacak.
Defterlerde Demirbaşlar kullanım şeklinde kayıtlardan çıkacak. Taşıtlarda ise değer artışı şeklinde giriş kayıtları yapılacak.
Defter konusunda ise kafanızın karışması son derce normal. Değer artırıcı harcamaları Taşıtın sırasını ikiye bölerek 2.kısma Değer artırıcı harcamanın TİF tarihini ve numarasını yazarak sorunu çözümleyebilirsiniz. |
| Soru » 6245 sayılı Harcırah Kanunu açısından bakmakla yükümlü kavramını açıklayabilir misiniz? 29.07.08 |
Cevabı » Göster
Bana göre, 657 sayılı Kanuna göre bakmakla yükümlü olmadığınız ancak fiilen baktığınız kişiler için 6245 sayılı Harcırah Kanunu çerçevesinde harcırah alabilirsiniz.
Buna ilişkin yargı kararları aşağıdadır;
Kararın Çeşidi: Genel Kurul Kararı
Kararın Numarası: 2289/1
Kararın Tarihi: 17.03.1957
Usul ve füruu ile erkek ve kız kardeşlerin emekli, dul ve yetim aylığı almakta bulunması halinde dahi bakılmadığı takdirde zarurete düşeceği memur tarafından beyannamede gösterilmek şartiyle bunlar için de aile harcırahı verilir.
Kararın Çeşidi: Genel Kurul Kararı
Kararın Numarası: 2271
Kararın Tarihi: 20.02.1956
Memur tarafından bakılmadığı zaman zarurete düşeceği yine memur tarafından beyannamede gösterilmek kaydı ile, usul ve füru ile erkek ve kız kardeşlerin emekli, dul ve yetim aylığı almakta bulunması halinde bile bunlar için harcırah verilir. Çünkü zarurete düşme halinin kıstası kanunda gösterilmediği gibi objektif ölçülerle bunu tespit imkânı da bulunmadığından, 59 uncu maddenin aksi sabit oluncaya kadar memurların beyanına itibar olunur hükmü karşısında, beyannamedeki bilgilere itibar etmek gerekmektedir.
Kararın Çeşidi: Genel Kurul Kararı
Kararın Numarası: 2227
Kararın Tarihi: 02.12.1954
a) Harcırah verilmesini gerektiren olaydan (Tayin emrinin duyurulmasından) sonra memur tarafından bakılmadığı zaman zarurete düşecek hale gelen aile bireylerin memur yanına getirilmesi halinde de bunlara harcırah verilir.
b) Memur tarafından bakılmadığı zaman zarurete düşecek aile bireylerine harcırah verilebilmesi için memurun beyannamesinde bunların zaruret halini belirten beyanından başka, ayrıca bir belge gerekip gerekmeyeceği hususu halledilinceye kadar, bunların bakılmadığı zaman zarurete düşeceklerinin memur tarafından verilecek beyanname ile belirlenmesi ile yetinilecektir.
|
| Soru » Selamlar Üstadım. Uygulamada pek sık rastlamadığımız bir işlemle alakalı bilginize başvurmak istiyorum. Yurtdışı için yolluk avansı vereceğiz herhangi bir sınır var mı? nasıl bir işlem yapacağımız hakkında yardımcı olursanız sevinirim. Saygılar. 28.07.08
|
Cevabı » Göster
Yurt dışı harcırah ödemeleri de yurt içi ödemeleri gibi bir sınırlandırmaya tabi değildir. Uygulamada görev süresi, yol ücreti, yevmiye miktarı dikkate alınarak basit bir hesap tutanağı ile aşağı yukarı harcırah miktarı hesaplanarak buna yakın bir hesaplama yapılır. Bu miktar harcırah olarak peşinen sadece görev onayı hesap edilerek ödeme yapılabilir.
|
| Soru » Sayın Hocam: 2008 Yılı BELDES Projesi kapsamında, belediyemize ayrılan ödenek 26.06.2008 tarihinde belediyemiz BELDES hesabına %50'si yatırılmıştır. Belediyemiz Muhasebe Servisince yapılan muhasebe kaydında yanlışlık yapılarak gelen bu para 800 BÜTÇE GELİRLERİ HESABINA KAYIT edilmiştir. Yanlışlık daha sonra anlaşılmıştır. Bu nedenle; düzeltme işleme yapılabilirmi? Yapılırsa nasıl Yapılır? Saygılar sunarım...
|
Cevabı » Göster
Konuyla ilgili makaleyeyi web sayfamda görmüşsünüzdür.
Sorularınızın cevabına gelince;
Bütçe geliri düzeltme kaydı;
810- Bütçe Gelirlerinden Ret ve İadeler Hs.
805- Gelir Yansıtma Hs
yapılmasıyla düzelir.
Banka Hs. 08 nolu detayı ise bir örnek uygulama siz 08 değilde 02, 03 vs olabilir. Önemli olan sizdeki detaydan farklı bir banka hesabı yardımcı kodunu kullanmaktır. |
| Soru » Üstad Uçak bileti ödemelerinde daha önce Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün bir yazısına istinaden vergiler ödenmiyordu acaba bir değişiklik oldu mu? bilette esas ücret ve bilet bedeli olarak ayrı iki parasal miktar var hangisi geçerli? 25.07.08
|
Cevabı » Göster
Bildiğiniz gibi görev yolluğu ödemelerinde uçak bileti ödemelerinin belirli ön şartları var. Tasarruf Genelgelerinde bunlar ortaya konuluyor. Uçakla gidilmesi yönünde bir onay alınmışsa uçak biletleride elektronik biletler veya diğer biletler şeklinde harcırah beyannamesine bağlanıyor.
Burada ödenen vergiler uçak biletine dahildir ve göreve gidene ödenir. Yani bunlar ayrılmaz kişi bunların karşılığını alır. Kişinin alamayacağı ise yurt dışına çıkış harcıdır. Bunlar bilet bedellerine dahil olsalar bile beyan edilmeyecek ve bedeli alınmayacaktır. |
| Soru » Erkan Bey Damga vergisi ile ilgili yazınızı internetten okudum, açıklayıcı bilgiler var çok teşekkür ederim. KDV nin damga vergisine dahil edilmeyeceğini söylüyorsunuz ki doğru; benim sorum Özel iletişim vergisi de aynı KDV gibi değil midir? Bu vergide eğer dahil edilirse vergi vergilendirilmiş olmuyor mu? |
Cevabı » Göster
Son zamanlarda damga vergisi ile ilgili yazdıklarıma yönelik çok sayıda soru ve cevap alıyorum. Damga Vergisi uygulamasında, Kanunun 1964 tarihli olması ve cetvel esasına dayanması nedeniyle olsa gerek çok tartışmalı konu var. Ayrıca konusunun kağıt olması ve mükerrer verglendirmeye imkan vermesi gibi nedenlerle de insanların aklına yatmıyor ve eleştiriye tabi tutuluyor.
Sorunuza gelince, KDV.nin Damga Vergisinin matrahına tabi olmadığı kesinleşti. Ama ÖTV bildiğiniz gibi malın maliyet bedeline dahildir. Ayrılamaz faturada ayrıca görmek çok zordur. Alan için bir vergi değilde malın maliyet bedelidir.
Bu konuyla ilgili verilmiş bazı sirkülerlerde var. Dolayısıyla aksine bir yargı kararı olmadığı sürece ÖTV damga vergisi matrahına dahil edilmelidir. |
| Soru » Merhaba Hocam. Biz kasa hesabını kullanmıyoruz. Veznemizdeki paraları aynı gün direk banka hesabımıza yatırıyoruz. 108 nolu hesabı çalıştırmamıza gerek var mı? |
Cevabı » Göster
Kasa tahsilatından bankaya gönderilen paralarda eğer kasa hesabını kullanmıyorsanız bunlar muhasebe yetkilisi mutemedi tarafındna bankaya yatırılmış demektir. O zaman da 108- Diğer Hazır Değerler Hesabının kullanımına gerek bulunmamaktadır.
|
| Soru » 5766 sayılı kanuna göre personele hizmet karşılığı verilen her türlü avanstan binde 6 oranında damga kesilecek . avansları kapatırkende damga vergisi kesintisi yapılacakmı?20.07.08 |
Cevabı » Göster
Damga Vergisi Kanununa ekli I Sayılı cetvelde “IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar bölümünde yapılan değişiklikle avans olarak ödenen harcırah, tazminat ve benzeri her ne adla olursa olsun hizmet karşılığı alınan paralar damga vergisinin konusuna dahil edildi. Dolayısıyla harcırah olarak ödenen personel avansları 06.06.2008 tarihinden itibaren binde 6 oranında damga vergisi kesintisine tabi olmuştur.
Eğer harcırah avans olarak ödenmemişse kesin ödemede uygulanacak damga vergisi oranı yine binde 6 olacaktır. Avansın mahsubu sırasında avans olarak ödenen tutarın üzerinde bir hakediş ortaya çıkması durumunda, avansın üzerindeki tutardan (kesin ödemede sadece ödenen tutardan) binde 6 oranında damga vergisi alınmalıdır. Aksi takdirde avans miktarı üzerinden iki kez damga vergisi alınmış olur. Avans verilmesine ilişkin kağıtlarla avansın mahsubundan sonra varsa kalan miktarın ödenmesine ilişkin kağıtlar ayrı ayrı vergilendirilecektir. Avans miktarı ile hak edilen harcırah miktarının aynı olması halinde ise kanımca damga vergisi alınmamalıdır. Aksi uygulama, memura hem avans verirken hem de mahsup ederken iki kez vergi alınmasına yol açacaktır. |
| Soru » Yolluk avansı verdiğimiz kurumlara aynı zamanda sürekli görev yolluğu ödediğimiz zaman sürekli görevlerde ödenek aranmadığı için sistem tarafından muhasebe kayıtta sorun olmuyor ama yolluk avansınının mahsubunda ödenek yetersiz diye avans mahsubunu yapamıyoruz ve avans mahsubunun zamanında getirilmesine rağmen mahsup yapamadığımızdan avansın süresi doluyor süresi dolan avansın içinde yasal faiz uygulamamız gerekiyor bilgi verilmesini arz ederim. 19.07.08
|
Cevabı » Göster
Öncelikle sürekli görev yolluklarının 5018 sayılı Kanundan sonra hala 657 sayılı Kanun hükmü gereğince ödenek aranmadan ödenip ödenmeyeceği tartışmalıdır. Bildiğiniz gibi 5018 sayılı Kanun sonra çıkan bir Kanundur ve ödenek üstüne hiçbir şekilde cevaz vermemektedir. Her iki görüşü savunanlarda vardır. sorunuz bu olmadığı için bu konuya değinmiyorum.
Avansın say2000 i sisteminde ödenek aranmadan verilip mahsup aşamasında ödenek olmadan kayıt yapılmamasıyla belirttiğiniz sorunlar ortaya çıkmaktadır ki mantık olarak eğer başlangıçta ödenek aranmıyorsa bu aşamada da ödenek aranmadan giderlerştirme kayıtlarının yapılabilmesi lazım sisteme bu formülasyon verilmeli. Bunlar yapılmadığı takdirde tabi avans 140 nolu hesapla kapatılmlı ama tıpkı kredi mahsubunun geç yapılması uygulamasındaki gibi faiz uygulanmamalıdır. |
| Soru » Hocam hayırlı günler diliyorum. Sizin sitenizi tesadüfen buldum içerigini inceledim bir çok konuda yardım alınabilecek olduğunu gördüm. Yapmış olduğunuz hizmetten dolayı sizi tebrik ediyorum. Kısaca sorum şöyle iç denetçilerin şehir dışı göreve gidişleri için almış oldukları yolluk avansından damga vergisi tahsil edilebilir mi? |
Cevabı » Göster
5766 sayılı Kanunla 6.6.2008 tarihinden itibaren Damga Vergisi Kanununda Yapılan Değişiklikler
II. Kararlar ve mazbatalar
2. (5766 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin (c) bendiyle değişen fıkra, Yürürlük: 06.06.2008) İhale Kanunlarına tabi olan veya olmayan resmi daire ve kamu tüzel kişiliğini haiz kurumların her türlü ihale kararlar (Binde 4,5)
IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar
a) Resmi daireler tarafından yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler (avans olarak yapılanlar dahil) nedeniyle, kişiler tarafından resmi dairelere verilen ve belli parayı ihtiva eden makbuz ve ibra senetleri ile bu ödemelerin resmi daireler nam ve hesabına, kişiler adına açılmış veya açılacak hesaplara nakledilmesini veya emir ve havalelerine tediyesini temin eden kağıtlar (Binde 7,5)
b) Maaş, ücret, gündelik, huzur hakkı, aidat, ihtisas zammı, ikramiye, yemek ve mesken bedeli, harcırah, tazminat ve benzeri her ne adla olursa olsun hizmet karşılığı alınan paralar ((5766 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin (ç) bendiyle eklenen ibare, Yürürlük: 06.06.2008) avans olarak ödenenler dahil)için verilen makbuzlar ile bu paraların nakden ödenmeyerek kişiler adına açılmış veya açılacak cari hesaplara nakledildiği veya emir ve havalelerine tediye olunduğu takdirde nakli veya tediyeyi temin eden kağıtlar (Binde 6)
İSTİSNALAR
37. (5766 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin (g) bendiyle eklenen fıkra, Yürürlük: 01.01.2008 tarihinden geçerli olmak üzere 06.06.2008) 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu uyarınca, idare ile istekli arasında imzalanan çerçeve anlaşması ve bu anlaşmaya esas ihale kararı ile isteklilerin dinamik alım sistemine kabul edilmesine ilişkin kararlar.
Yapılan bu değişikliklerle;
1- Avans olarak ödenen harcırah, tazminat ve benzeri her ne adla olursa olsun hizmet karşılığı alınan paralar damga vergisinin konusuna dahil edildi. Dolayısıyla personel avanslarından, harcırahlardan bu tarihten itibaren binde 6 oranında damga vergisi kesintisi yapılmaya başlanmalıdır.
2- Yetkili organ tarafından verilmiş olsun ya da olmasın İhale Kanunlarına tabi olan veya olmayan resmi daire ve kamu tüzel kişiliğini haiz kurumların her türlü ihale kararları damga vergisine tabi tutulmuştur. Dolayısıyla Doğrudan Temin usulüyle yapılan alımlarda da kararlardan binde 4,5 oranında damga vergisi alınması uygulamasına başlanılacaktır.
3- İdare ile istekli arasında imzalanan çerçeve anlaşması ve bu anlaşmaya esas ihale kararı ile isteklilerin dinamik alım sistemine kabul edilmesine ilişkin kararlar damga vergisine tabi değildir. Bu kararlardan damga vergisi alınmamalıdır. |
| Soru » Belediyemiz tarafından kamulaştırılan arsa ve binaların muhasebe kaydı nasıl yapılmalıdır? 252 ye mi yoksa 630 a mı kayıt yapmalıyız? Bu konuda bizi aydınlatırsanız çok sevinirim. 18.07.08
|
Cevabı » Göster
Arsa, arazi ve bina kamulaştırmalarında genel olarak 630- Giderler Hesabını kullanmıyoruz. Çünkü bu işlem neticesinde belediye bir varlık ediniyor. Dolayısıyla ilgili varlık alımı kodlarını kullanıyoruz. Örneğin bir bina kumalaştırması yapıldı yapılacak kayıt aşağıdadır.
----------------- / -----------------------
252- Binalar Hesabı
103- verilen Çekler ve Ödeme Emirleri Hs.
----------------- / -----------------------
830.06. Bütçe Giderleri Hs
835- Gider Yansıtma Hs.
----------------- / -----------------------
905.06 Ödenekli Gierler Hs
900- Kullanılacak B.Ö. Hs.
----------------- / ----------------------- |
| Soru » Belediyemiz 5.dereceli tahsildar kadrosunda görev yapan 2 yıllık yüksek öğrenim mezunu memur 4.dereceye düştüğünden ek göstergesi 800 olmuştur. Memurlardan alınacak asgari yemek bedellerine göre 1100'e kadar ek göstergeli görevlerde bulunanlardan günlük 1,17 YTL alınır deniliyor. Ek göstergeli görevden kasıt nedir? bahse konu olan memur ek göstergeli görevdemidir? Saygılar. 17.07.08 |
Cevabı » Göster
Aşevi kurularak yemek bedeli ödemelerinde bildiğiniz gibi yemek bedelinin bir kısmı bütçe ödeneklerinden bir kısmıda memurun kendisinden karşılanmaktadır. Memurun kendisinin ödeyeceği ücret ek göstergesine ve kadro unvanlarına göre basamaklandırılarak belirlenmektedir. Bu basamaklandırmada memurun fiilen çalıştığı görev nedeniyle tabi olduğu ek gösterge ve unvan önemlidir. Dolayısyla sorunuzda kişinin 800 ek göstergeye yükseldiği anlaşılmaktadır. Bu kişi 1100 ek göstergeye ulaşmadığı için 1,17 YTl ödemeye devam edecektir. 3.dereceye yükselip 1100 ek göstergeyi geçtiği zaman bir üst bedelden yemek ücretine katkı yapacaktır.
2009 yılı bütçesine yemek ödeneği koyarkende yani kurum tarafından karşılanacak yemdek bedelini aşağıdaki şekilde hesap etmeniz gerekir.
Dolu kadro sayısının merkezde % 90'ına kadar, taşrada % 60'ına kadar, bir gün üzerinden 2009 yılı için 1,35 TL, 2010 yılı için 1,43 TL ve 2011 yılı için 1,49 TL ve 250 gün üzerinden hesaplanacaktır. (Sözleşmeli Personel hariç |
| Soru » Üstadım iyi çalışmalar dilerim. Sitenizi ve yayınlarda yazdıklarınızı sürekli takip ediyorum. Size çok çok teşekkür ederim.
Üstadım sizden öğrenmek istediğim bir konu var.
Danıştay 2. dairesinin 14/11/2007 tarih ve 2005/621 E. 2007/4361 K. sayılı kararında diş tedavileri ile ilgili bir karar almıştır.kararın son paragrafı şöyledir.
"Açıklanan nedenlerle 2005-4 sayılı Bütçe Uygulama Talimatının 5.2.5. maddesinin iptaline, davacıya eksik ödenen diş tedavi tutarı toplam 4.474 YTL'nin davanın açıldığı 08.03.2005 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine, hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan 242 YTL nispi harçtan peşin alınan 22.90 YTL maktu karar harcının mahsubu ile arta kalan 219.10 YTL harç ile noksan olan 10.00 YTL posta pulu ücretinin davacıya tamamlattırılmasına, aşağıda dökümü gösterilen 337.20 YTL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 14.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi."
Sayın üstadım bu durumda serbest diş hekimine yaptırılan diş tedavilerinde fatura edilen bedelin tümü mü ödenecek? yoksa eskisi gibi Bütçe uygulama talimatının öngördüğü miktarlarmı ödenecek.Bu konuda bizleri aydınlatırsanız çok memnun olacağız. |
Cevabı » Göster
Belirttiğiniz türden yargı kararları son yıllarda bir çok konuda verilmektedir. Bu yönde bir içtihat oluştuğu için özellikle diş tedavi bedellerine yönelik tedavi tutarının tamamının ödenmesine yönelik yargı kararları da sıklıkla ve seri olarak alınabilmektedir.
Ama idare olarak biz Bütçe Uygulama Tal,matı ortadayken tedavi bedellerinin tamamını resen kendiliğimizden ödeyemeyiz. Ancak bunu memurun belirttiğiniz şekilde ilam alması suretiyle ödeyebiliriz.
Zaman zaman sizin gönderdiğiniz şekilde iptal davası açılarak Bütçe Uygulama Talimatının söz konusu hükümleri yürürlükten kaldırılmaktadır. Ama sizin gönderdiğiniz kararda da olduğu gibi 2006 yılında 2004, 2005 yıllarına ilişkin Bütçe Uygulama Talimatlarında değişiklikler ve iptaller yapılmaktadır ki aslında o mevzuat zaten yılı bütçe uygulaması değiştiği için yürürlükte değildir.
2008 yılında 2008 yılı bütçe uygulama talimatındaki hükümler iptal edilirse ve yerine Bakanlıkça ikame edici bir düzenleme yapılmazsa o durumda tedavi bedelinin tamamı ödenebilir ki buda mevcut yargısal süreç içerisinde pek de mümkün değildir. |
| Soru » Merhabalar Hocam..
Fen İşleri Birimi yol yapım işinde kullanılmak üzere İller Bankasından 3.000.000,00 YTL kredi ile ihale açacaktır. bunun için bütçemizde ödenek olmadığından dolayı ek bütçeye ihtiyaç duyulmuştur. açılacak ihaledeki malzemeler kum, çimento, hazır beton, demir alınarak, kilitli parke, bordür, köprü,yol kenarı taş duvarı ve arıtma tesisinde çamur kurutma tavasında kullanılacaktır. Kolay gelsin. Şimdiden teşekkür ediyorum. |
Cevabı » Göster
Ek bütçe çok kolay Meclise gidiyorsunuz gündem ek ödenek alınması;
Fen İşleri Kurumsal ve Fonksiyonel Kodundan Yol yapım işleri için; 06.05 Gayrimenkul Sermaye Üretim Giderleri Koduna 3.000.000,00 YTL ödenek talep edeceksiniz aynı başlangıç bütçe ödeneklerini alır gibi meclise de bu işlemin kaynağı olarak İller Bankasından kredi kullanımını bilgi olarak sunacaksınız. İzin alınca ek bütçe işlemi tamamdır.
Bunun muhasebeleştirilmesinde ise;
900.06.05 3.000.000,00
901.15.06.05 3.000.000,00 |
| Soru » Kaynak Suları Harcıyla ilgili bilgi verebilirmisiniz? 15.07.08 |
Cevabı » Göster
Önce Kaynak Suyu ne bunu anlatalım;
18 Ekim 1952 tarih ve 8236 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan, Gıda Maddelerinin ve Umumi Sağlığı İlgilendiren Eşya ve Levazımın Hususi Vasıflarını Gösteren Tüzüğün "Sular ve Buzlar" ismini taşıyan on yedinci bölümünün Sular başlıklı kısmında bulunan 416. maddeye göre;İçilen sularla, gıda maddelerinin hazırlanmasında ve yapılmasında, kişisel veya genel temizlik işlerinde kullanılan sular; kaynak (memba) suları, içme ve kullanma suları isimleri altında ikiye ayrılır:
A- Kaynak suları; jeolojik şartlara uygun toprak derinliklerinde toplanan, bir çıkış noktasından sürekli olarak kendiliğinden akan ve 417 nci maddedeki nitelikleri taşıyan sulardır.
B- İçme ve kullanma suları; toplumun içme ve kullanma (yemek yapma,temizlik ve benzeri) ihtiyaçları için kullandığı hijyenik sulardır.
418. madde; a) Kaynak suları işletmek isteyenler, yönetmelikte belirtilen esaslara uygun olarak önce Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığından tesis izni, sonra da sularını satabilmek için işletme ruhsatı almak zorundadırlar.
b) Kaynak sularının gerek beslenme bölgeleri, gerekse kaptaj yapıldıkları yerler, suyu her türlü kirlenmelerden koruyacak ve içine insan ve hayvan girmesini ve diğer suların karışmasını önleyecek şekilde ve Umumî Hıfzıssıhha Kanununun 237 nci maddesinde tarif edildiği üzere, himaye bölgesi ile sınırlandırılmış olacaktır.
c) Kaynak sularının, dışardan içerisine hiç bir şey sızmayacak tarzda sağlam ve suyun niteliklerini bozmayacak maddelerden yapılmış bir kaptaj tesisi içine alınması zorunludur. Kaptaj, isale ve depoların nitelikleri yönetmelikte gösterilen esaslara uygun olacaktır. demiştir.
419, 420, 421. maddeler ise:Kaynak suları, ancak kaynaklardaki veya kaynaklarından doğrudan doğruya özel borularla sevkedildiği ve nitelikleri bu Tüzük'ün 420 nci maddesinde belirtilen doldurma yerlerinde doldurularak satılabilir. Doldurma yerlerinde doldurulmuş kaplar içindeki suların başka yerlere taşınarak oralarda tekrar başka kaplara doldurulmak suretiyle satışa çıkarılması ve satışı yasaktır.Kaynak sularının doldurma yerlerinde, dışardan her türlü kirlenmeleri önleyecek şekilde doldurma, kapatma tesisleriyle su kaplarının yıkanması ve fennî temizliklerinin sağlanması için gerekli tertipler ve vasıtalar bulunacaktır.Kaynak sularının doldurma yerine kadar akacağı veya doldurma yerinde konulacağı her türlü kap ve vasıtaların ve kapaklarının sağlığa zararlıolabilen veya bu suların niteliklerini bozan maddelerden yapılmış olmaması
ve sularınher türlü kirlenmelere karşı tamamiyle korunması şarttır. hükümlerine yer vermiştir.
KAYNAK SULARI HARCI
Konu: Madde 63- Özel kaplara doldurulup satılacak olan kaynak sularının belediyelerce denetlenerek hangi kaynaklara ait olduklarını gösterecek şekilde bu kaplara özel işaret konulması, Kaynak Suları Harcına Tabidir.
AÇIKLAMA: Maddede, kaynak sularından hangi şartlar altında "harç" alınacağı açıklanmaktadır. Mülga 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 32'nci maddesindeki "Kaynak Sularından Alınacak Resim" yeni düzenlemede karşımıza "Kaynak Suları Harcı" şeklinde çıkmaktadır.
Bu durum madde gerekçesinde, "5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nda Kaynak Sularından Alınacak Resim olarak düzenlenmiş bulunan bu mükellefiyet, Kaynak Suları Harcı olarak yeniden tedvin edilmiştir. Harcın konusunu belli eden bu maddeye göre, özel kaplara doldurulacak satılacak olan kaynak sularının belediyelerce denetlenmesi ve kaplara özel işaret konulması harca tabi tutulmuştur." şeklinde açıklanmaktadır.
Maddeye göre, özel kaplara doldurulup satılacak kaynak sularının denetlenerek, üzerlerine hangi kaynağa ait odluğunu gösteren özel işaretler konulması "Kaynak Suları Harcı'na tabidir. Belediyeler, özel kaplar içinde satılacak olan kaynak sularını kontrol ederek hangi kaynaklara ait olduğunu gösteren özel işaretler koyacaklardır.Belediyeler bu işaretleme ve kontrol hizmetleri karşılığında harç alacaklardır.Belediyeler denetleme görevi yapmadan ve kaplara özel işaretler koymadan herhangi bir harç alamazlar.
İŞİNİZE YARAYABİLECEK YARGI KARARLARI:
DANIŞTAY
Kaynak Suyu resmi(harcı) alınabilmesi için belediyeye kanunda belirtilen hizmetlerin yapılması gerekir. Dosyanın incelenmesinde bu hizmetlerin belediyece yapılmadığı anlaşıldığından salınan resmi kaldıran Temyiz Komisyonu kararının bozulması istemiyle belediye tarafından açılan davanın reddine karar verildi.(D.9.D.28.3.1967 gün E.1965/2729 K.1967/796)
Özel kaplarda satılacak olan kaynak suları belediyelerce teftiş edilerek hangi kaynaklara ait olduklarını göstermek üzere özel işaretler konulacağı ve ancak bunlardan resim alınabileceği cihetle, E.K.İ. müessesesinin kaptaj tesislerinden aldığı, keson kuyularda üretip kullandığı ve şehir dışından isale hattı ile şehre getirdiği sulardan kaynak suları resme alınması olanaksızdır. Bu nedenle belediye meclisinin tarife tutarının bu kısmının iptaline karar verildi.(D.9.D.25.10.1979 gün E.1978/1737 K.1979/3528)
1606 sayılı Türkiye Kızılay, Türk Hava Kurumu ve Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu'nun bazı vergilerinden, bütün harç ve resimlerden muaf tutulmasına dair Kanun ile 2828 sayıl Kanunun 20'inci maddesi muvacehesinde Kaynak Suları Harcı'ndan muaftır. (D.9.D.23.6.1988 gün E.1987/2090 K.1988/2562)
Gelirler Genel Müdürlüğü
Sayı: BELG II.2630004-2/35911 29.04.1982
Konu: Kaynak Suları Harcı
.........VALİLİĞİNE
Bilindiği gibi, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun Kaynak Suları Harcı'nın konusunu belirleyen 63'üncü maddesinde "Özel kaplara doldurulup satılacak olan kaynak sularının Belediyelerce denetlenerek hangi kaynaklara ait olduklarını gösterecek bu kaplara özel işaret konulması, Kaynak Suları Harcı'na tabidir." denilmekte olup, harcın mükellefini belirleyen 64'üncü maddesinde ise "Kaynak Suları Harcı'nı, kaynak sularını özel işaretli kaplara doldurup satanlar ödemekle mükelleftirler." amir hükmü bulunmaktadır.
Tetkikinden de anlaşılacağı üzere anılan Kanunun 63'üncü maddesi özel kaplara doldurulup satılacak olan kaynak sularını Harcın konusuna dahil etmiş bulunmaktadır. Bu nedenle, belli bir kaynaktan kaplara doldurulup satılan tüm suların mahiyeti ne olursa olsun harcın konusunu teşkil etmektedir.Bu durumda, mülkiyeti Alaşehir Belediyesi'ne ait olup, kiraya verilmiş bulunan Sarı kız Maden Suyu İşletmesi, 2464 sayılı Kanunun 623,64,65,66'ıncı maddeleri kapsamı içine girmekte olup, Kaynak Suları Harcı'na tabi bir tutulması gerekmektedir.
Bakan Adına
İmza
Kaynak Suları Resmi (Harcı) tahakkuku tahsile baglı oldugundan ihbarname tebliği gerekmez. 6183 sayılı Kanunun 58'nci maddesine göre ödeme emirleri hakkındaki itiraz komisyonu kararları kesin oldugundan Temyiz Komisyonu kararı bozularak işin esasının incelenmesinde, davacının çalıştırmakta oldugu memba suyu için salınan kaynak suları resmi dolayısı ile tebliğ edilen ödeme emrini, söz konusu resmin 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 24'üncü maddesine göre tahakkuku tahsiline bağli oldugu, ihtilaflı memba suyunun davalı belediye sınırları içinde bulunduğu, görevli olmadığı iddia edilen şahsın belediye encümeni karari ile kaynak suları kontrol memuru olarak tayin edilmiş bulundugu gerekçesiyle onayan itiraz komisyonu kararı mevzuata uygun bulundugundan davanın reddine karar verilmiştir.
(D.9.D.8.3.1969 gün E.968/1413 K.969/591) |
| Soru » Yıl içinde ortaya çıkan arsanın yıl içinde satışı ile ilgili kayıtlar nasıl olmalıdır? |
Cevabı » Göster
Ortaya çıkan arsa satış bedelinden envanteri yapılacak ve gelir kaydedilecek. Dolaysısıyla satış bedeli üzerinden;
--------------- / -------------------------
250- Arsa ve Araziler Hs
500- Net Değer Hs.
--------------- / -------------------------
120- Gelirlerden Alacaklar Hs.
250- Arsa ve Araziler Hs
-------------- / ------------------------
805- Gelir Yansıtma Hs.
800- Bütçe Gelirleri hs.
--------------- / ----------------
Kaydını yapmalısınız. |
| Soru » Selam ve hürmetlerimle hocam; bir sorum olacaktı, kredi kartı ile su gelirleri ile hizmet gelirlerini tahsil ediyoruz. ancak belediyeler her tür geliri emlak ve benzeri vergiler ile harç ve resimleri kredi kartı ile tahsil etmeleri mümkün mü? |
Cevabı » Göster
Konu 6183 sayılı Kanunun 41. maddesinde düzenlenmiştir. Madde hükmü aşağıdaki gibidir;
"Maliye Vekaleti bu madde gereğince ödeme yapılmasını ihtiyar ettiği takdirde, ödemenin:
1. Çizgili çek kullanılmak suretiyle,
2. Mükellef hesabından aynı bankadaki ilgili vergi dairesi veya Merkez Bankası hesabına münakale suretiyle,
3. Vergi dairelerinin veya Merkez Bankasının hesabı bulunan bankalara bu daireler hesabına ödeme suretiyle,
4. Postaneler vasıta kılınmak suretiyle,
5. (4962 sayılı Kanunun 2/a maddesiyle eklenen bent Yürürlük; 07.08.2003)Banka kartı, kredi kartı ve benzeri kartlar kullanılmak suretiyle,
yapılmasını düzenlemeye selahiyetlidir.
(3418 sayılı Kanunun 34'üncü maddesiyle değişen fıkra) Bankalarca tahsil edilen (4962 sayılı Kanunun 2/b maddesiyle eklenen ibare Yürürlük; 07.08.2003)veya banka kartı, kredi kartı ve benzeri kartlar kullanımı karşılığı olarak ödenmesi gereken paraların T.C. Merkez Bankasına aktarılması süresi, tahsil edildikleri tarihten itibaren azami 7 (4962 sayılı Kanunun 2/b maddesiyle eklenen ibare Yürürlük; 07.08.2003)kredi kartı ile yapılan ödemelerde, işlem tarihini takip eden günden itibaren azami 20, postaneler vasıta kılınmak suretiyle yapılan ödemelerde, yapılan ödemelerin ilgili vergi dairelerine intikal ettirilme süresi, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren azamî 10 gündür.(1)
(4962 sayılı Kanunun 2/c maddesiyle değişen fıkra Yürürlük: 07.08.2003)Maliye Bakanlığı bu süreyi aşmamak üzere alacak türleri ve/veya bankalar itibarıyla farklı süreler tayin etmeye yetkilidir.(5)
(3418 sayılı Kanunun 34'üncü maddesiyle değişen fıkra) Bankalarca tahsil edilen (4962 sayılı Kanunun 2/d maddesiyle eklenen ibare Yürürlük; 07.08.2003)veya banka kartı, kredi kartı ve benzeri kartlar kullanımı karşılığı olarak ödenmesi gereken paralar süresinde T.C. Merkez Bankasına aktarılmadığı, postaneler vasıtasıyla yapılan ödemeler süresinde vergi dairelerine intikal ettirilmediği takdirde, sözkonusu amme alacağı, tahsilatı yapan bu kuruluşlardan gecikme zammı tatbik edilmek suretiyle tahsil edilir.(2)
(3418 sayılı Kanunun 34'üncü maddesiyle değişen fıkra) Tahsilatı yapan (4962 sayılı Kanunun 2/e maddesiyle eklenen ibare Yürürlük; 07.08.2003)veya banka kartı, kredi kartı ve benzeri kartlar kullanımından dolayı ödeme yapması gereken banka şube müdürleri, tahsil edilen paraların belirlenen sürelerde T.C. Merkez Bankasına aktarılmasından, postane veya posta çek merkezi müdürleri ise postane vasıta kılınarak yapılan ödemelerin belirlenen sürelerde ilgili vergi dairelerine intikal ettirilmesinden sorumludurlar.(3)
(3418 sayılı Kanunun 34'üncü maddesiyle değişen fıkra) Tahsilatı yapan (4962 sayılı Kanunun 2/f maddesiyle eklenen ibare Yürürlük; 07.08.2003)veya ödemede bulunması gereken ilgili kuruluşların, bu görevleri süresinde yerine getirmeyen sorumlularından, ödemeye konu amme alacağının
% 10'u nispetinde ayrıca ceza tahsil olunur.(4) (Anayasa Mahkemesinin E.No:2001/119, K.No:2004/37 sayılı ve 23.3.2004 tarihli kararıyla iptal edilmiştir.)
(4962 sayılı Kanunun 2/g maddesiyle eklenen fıkra Yürürlük; 07.08.2003)Bankalar amme alacaklarının kredi kartı ile ödenmesi sırasında amme borçlusundan komisyon alabilirler. Maliye Bakanlığı, kredi kartı kullanılmak suretiyle yapılacak ödemelerde komisyon ödenmemesi için amme alacağının vade tarihinden (bu tarih dahil) azami 20 gün öncesine kadar belirlenecek bir sürede ödeme yapılması şartını getirmeye, ödemelerin; komisyonsuz veya komisyon karşılığı yapılma şekillerinden birini veya her ikisini birlikte kullandırmaya yetkilidir.
Maddeye göre Bakanlık herhangi bir sınırlandırmaya gitmemiştir. Dolayısıyla kamu idaresi her türlü alacağını banka kredi kartıyla tahsil edebilir.
Burada kredi kartıyla yapılan tahsilatlarda "Muhasebe Yetkilisi Mutemetlerinin Görev ve Çalışma Yönetmeliği"nde belirtilen hususlara uyulması önemlidir.
|
| Soru » Belediyemiz Mükelleften sehven 100 YTL tahakkuklu gelir tahsil edilmiştir. Mükellef daha sonra bu fazla yatırdığı 100 YTL geri iade edilmesini istemiştir. 810 nolu hesaptan ve 120 nolu hesaptan geri iade edilmiştir. Bu işlem için tahakkuk kaydı yapmaya gerek varmıdır. 12.07.08
|
Cevabı » Göster
Sorunuzu doğru anladıysam kayıt yapmaya gerek yok. Tahakkuktan fazla tahsilat gibi anlatmışsınız ki bu durumda yeniden bir tahakkuk kaydı vermeye grek yoktur. Yaptığınız işlem doğru Yinede başlangıç ve sonrasında yaptığınız tüm kayıtları gönderirseniz daha doğru bir yanıt verebilirim kolaylıklar...
|
| Soru » Sayın üstadım öncelikle sitenizde bizlere çok yardımcı olmaktasınız.teşekkür eder çalışmalarınızıda başarılar dilerim. Üstad size sorum. Özellikle Yardımcı Hizmetler Sınıfı ve diğer personellere ödenen giyecek yardımları Taşınır mal Yönetmeliğine tabimi. ödenen giyecek yardımı gider mi yoksa ilk madde ve malzeme hesabına mı kaydedilir? |
Cevabı » Göster
Kimin için alındığına bakılmaksızın Taşınır Mal Yönetmeliği kapsamında bir tüketim malı alındığında bunun süreci Taşınır Mal Yönetmeliğindeki gibi olacaktır. Alınan giyecekleri bir tüketim malzemesidir ve ayni olarak alınıp sonra çalışanlara dağıtıldığında Önce TİF ile 150 nolu hesaba kaydedilmeli ardından kullanıma verildiğinde giderleştirilmelidir.
-------------------- / ------------------------
150 06.01 xxx
600 1.5.1.1 xx
325 xxx
---------------------------/------------------------
830 3.2.5.1 xxxx
835 xxx
---------------------------------------------------
805- Gelir yansıtma Hs.
800
-------------- / -------------------------- |
| Soru » Merhaba Üstad sizin sitenizi büyük memnuniyetle takip etmekteyiz.Siteniz çok güzel ve faydalı olmuş bu nedenler öncelikle sizi tebirik eder.Merkezi Muhasebe Yönetmeliği ile ilgili son değişikler olan 325 hesapların yeni kayıtları ile ilgili kitabınızın ve bu konularıda kapsayacak soru kitabınızın çıkmasını sabırsızlıkla beklemekteyiz.
Üstad bir konuda tereddüte düşmüş olup sizden bu konu hakkında görüşlerinizden faydalanmak istemekteyiz.Sorumuz geçici görev yolluk bildiriminde bildirim sahibi malmüdürü kendisi bildirim sahibi yerine imza atmakla birlikte aynı zamanda kurum amiri yerine imza atmasında bir sakınca varmıdır.Bu konuda malmüdürünün yolluk bildirim bordrosuna birim yetkilisi kısmına kimin imza atması gerekmektedir.Bu konuda görüşünüzü bildirirsenin büyük memnuniyet duyarız.
Saygılarımızı sunar başarılarınızın devamını dileriz. |
Cevabı » Göster
Ahmet bey iyi dilekleriniz için çok teşekkür ediyorum. Size çok geç cevap verebiliyoru belki sorduğunuz soruyu bile unuttunuz ama biriken 500'e yakın soru var ve bende bildiğiniz gibi çok yoğun çalışıyorum. Ama bundan sonra daha seri cevap veririm inşallah size.
Sorunuzun cevabı konusunda düşüncem bildirim sahibi ile birim yetkilisi kısmını aynı kişinin imzalamaması lazım. Birim yetkilisi bölümü bildirim sahibinin görevi yerine getirmesinden bilgisi olan amir tarafından imzalanmaktadır ve böyle bir amir tüm kamu idareleri için ve tüm unvanlar için mevcuttur. Malmüdürünün harcırah beyannamesinde bu bölüm kaymakam tarafından imzalanmalıdır. |
| Soru »
Saygıdeğer Üstadım.Milli Emlak Müdürlüğü tarafından bidirilen ve Envanteri yapılmayan 6 adet Masanın Adedi 100.00.-YTL tutardan satıldığı belirtilmiş; Müdürlüğümüz tarafından Envanteri yapılmadığı için önce;
255 600.00.-YTL
500 600.00.-YTL
işlemi yapılarak "Envanter Kaydı" yapılmıştır. Sonra ilgili Demirbaşların satış hasılatı;
100 600.00.-YTL
255 600.00.-YTL
800 600.00.-YTL
805 600.00.-YTL
olarak muhasebeleştirilmiştir. Daha sonra Milli Emlak Müdürlüğünde alınan yazıda Demirbaşların teslimat anında 6 Adet değil 5 Adet olduğu tesbit ediliyor ve fazladan tahsil edilen 1 Adet masa bedeli olan 100.00.-YTL nin ilgilisine iadesi isteniyor.
YAPILACAK MUHASEBE KAYDI HUSUSUNDA TEREDDÜT HASIL OLDUĞUNDAN Görüşünüzün bildirilmesi hususuna arz ederim.
|
Cevabı » Göster
Verdiğiniz verilere göre 100 Ytl red ve iade yapılacak demirbaş hesabı envanterle kayıt altına alınıp ardından kapatıldığı için demirbaşla ilgili bir kayıt yapılmayacak. Burada net değer hesabına da giderler hesabına da borç kaydı yapabiliriz ama bir uygulama birliği olması açısından rakamlar da küçük olduğu için 630- Giderler Hs kullanmak daha doğru diye düşünüyorum. Dolayısıyla en doğru kayıt aşağıdaki gibidir. Kolaylıklar...
----------------- / -----------------------------
630- Giderler Hs.
325-
---------------- / ------------------------------
810- Bütçe Gelirlerinden Ret ve İadeler Hs.
805- Gelir Yans. Hs.
------------------ / ------------------------------------- |
| Soru » 410 uzun vadeli dış borçlar hesabında kayıtlı yabancı para cinsindeki dış borçlarımızı ay sonlarında yaptığımız değerlendirmelerde oluşacak lehliteki kur farkının ilgili hesaba ve 600 hesaba kayıt ettikten sonra 800- bütçe gelirleri hesabına kayıt edilecek mi ? Aleyh teki kur farkında ilgili hesabına ve 630 hesaba kayıt ettikten sonra 830 bütçe gidenleri hesabına kayıt yapılacak mı ? 07.07.08 |
Cevabı » Göster
Sorunuz kur farklarının değerlendirilmesiyle ilgili bunların bütçeleştirilmesini soruyorsunuz. Bütçe uygulamaları bildiğiniz gibi nakit esasına dayanmaktadır. Nakit esaslı bütçe uygulaması kur farklarını gelir ve gider kabul etmez dolayısıyla söylediğiniz işlemlerde bütçe gider ve gelirlerine kayıt yapılmaz. |
| Soru » Hocam belediye olarak bir bina kiraladık. Kiraladığımız yere depozito vermemiz gerekiyor. Bunun muhasebe kaydını nasıl yapacağız. |
Cevabı » Göster
Sorduğunuz soruya cevap verebilmek için depozitonun veriliş amacını da belirtmek lazım.
Eğer bu depozito kiraya karşılık verilmişse yani kiradan mahsup edilecekse
------------------ / ----------------------
630- Giderler Hs. (Bu yılki kiradan mahsup edilecek kısmı)
280- Gelecek Yıllara Ait Giderler Hs. (Ertesi yıla ait kiralardan mahsup edilecek olanlar)
103- Verilen Çekler ve Gönderme Em. Hs.
830- Bütçe Giderleri Hs (630 ve 280'nin tamamı için)
835- Gider Yansıtma Hs.
------------------ / ---------------------
Eğer depozito herhangi bir mahsup işlemine tabi tutulmadan kiralama işlemi sonunda iade edilecek olursa
----------------- / ----------------------
126- Verilen Depozito ve Teminatlar Hs.
103- Verilen Çekler ve Gönderme Hs.
----------------- / ----------------------
830- Bütçe Giderleri Hs
835- Gider Yans. Hs.
------------------ / --------------------- |
| Soru » Kamu personelinin yurtiçi geçici görevlerde uçakla seyahat edebilmesinde 2005/16 sayılı Başbakanlık Genelgesinde zikredilen "zorunlu hallerde" ibaresinden anlaşılması gereken somut hususlar nelerdir. |
Cevabı » Göster
Başbakan ve Bakanların Uğurlanma ve Karşılanmaları, Seyahatler ve Hediye Uygulaması hakkındaki 2005/16 sayılı Başbakanlık Genelgesi 3 Haziran 2005 tarih ve B.02.0.PPG.0.12-010-06-7703 sayılı yazılarında yayımlanmıştır.
Mezkur Genelgenin “B. Geçici Görev ve Refakat Gibi Nedenlerle Yapılan Seyahat İşlemleri” bendinin 2 nci fıkrasında “Müsteşar, müsteşar yardımcısı, genel müdür ve benzeri gibi üst düzey devlet görevlilerinin yurt dışı seyahatlerinin, mütekabiliyet esasına göre yapılan davetlere icabet niteliğinde olması genel ilke olarak benimsenecektir. Bu ilkeye uygun olsa dahi, ülke çıkarlarının gereği olmayan, zorunluluk bulunmayan, Dışişleri temsilciliklerimizle ifası mümkün bulunan seyahatlerin önüne geçilmesi amacıyla gereken önlemler ilgili bakanlar tarafından alınacaktır.” denilmektedir. Bu bendin 3 üncü alt bendinde ise “Yurt içi seyahatlerde zorunlu olmadıkça uçak dışında kalan otobüs, tren gibi ulaşım araçlarıyla seyahat edilmesi, sadece üst düzey yöneticilerin zorunlu hallere münhasır olmak üzere alınacak onaylarda belirtilmek suretiyle uçakla seyahatine imkan tanınması, uygun görülmüştür.”hükmü yer almaktadır.
Söz konusu hükümlerde yer alan “üst düzey yöneticilerin” ibaresinden genel mevzuat gereğince görevde yükselme sınavına tabi olmayan üst düzey yöneticilerin anlaşılması gerektiği değerlendirilmektedir. Yani bunlar Şube müdürü üzerindeki yönetici kadrolarında görevli personeldir.
Fıkrada geçen “zorunlu hallere münhasır” ibaresine ilişkin olarak bir açıklama bulunmamakla birlikte, göreve ilişkin olan zorunlu hallerden bahsedilebileceği gibi görevlendirilecek personele ilişkin zorunlu hallerden söz etmek mümkün olabilir.
Görev gereği zorunlu halde işin ehemmiyeti ve aciliyeti sebebiyle kısa sürede görev mahallinde olunması ile ulaşıma ilişkin güvenlik durumu zorunlu sebep olarak değerlendirilebilir.
Ayrıca personel açısından personelin sağlık durumu zorunlu bir sebep olar göz önünde bulundurulması gerekmektedir |
| Soru » 657 sayılı DMK nın 59 ve 60. maddelerine göre istisnai memur olarak Özel Kalem Müdürlüğüne asaleten atanmış olan, müdürlük için gerekli şartları taşıyan, ancak görevde yükselme eğitim ve sınavına girmemiş olan bir şef görevde yükselme sınavına girmeden başka bir müdürlük görevine atanabilir mi? |
Cevabı » Göster
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 61’inci maddesinin birinci fıkrasında “60 ıncı madde gereğince istisnai memurluklara atananlar hakkında bu Kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesi dışında kalan bütün hükümleri uygulanır” hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla, adı geçen Kanunun 68’ inci maddesinde yer alan öğrenim ve hizmet süresine ilişkin şartları taşımanız halinde diğer müdürlüklere atanabilmeniz mümkündür. Ancak, gerekli şartları taşımadığınız takdirde sadece özel kalem müdürlüğü yapmış olmanız diğer müdürlüklere atanabilmeniz için tek başına yeterli olmayacaktır. |
| Soru » Derecem 3/1, 2 yıllık yüksek okul mezunuyum Belediyemize 1 adet başkan yardımcısı kadrosu ile müdürlük kadroları verilmiştir. 2 yıllık yüksek okul mezuniyetim ile başkan yardımcısı veya münhal bulunan müdürlük kadrolarından birine görevde yükselme sınavlarına katılmadan Başkanlık oluru ile atanabilir miyim? |
Cevabı » Göster
İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik; il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri ve belediyelerin kurdukları birlik, müessese ve işletmeler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre görev yapan personelden müdür ve daha alt kadrolarda istihdam edilen personelden görevde yükselme ve unvan değişikliği suretiyle atanacakları kapsar.
5393 sayılı Belediye Kanununun 49. maddesinin 7. fıkrasında; norm kadrosunda belediye başkan yardımcısı bulunan belediyelerde norm kadro sayısına bağlı kalınmaksızın; belediye başkanının, zorunlu gördüğü takdirde, nüfusu 50.000'e kadar olan belediyelerde bir, nüfusu 50.001-200.000 arasında olan belediyelerde iki, nüfusu 200.001-500.000 arasında olan belediyelerde üç, nüfusu 500.000 ve fazla olan belediyelerde dört belediye meclis üyesini belediye başkan yardımcısı olarak görevlendirebileceği hükmü bulunmaktadır.
Yukarıda belirtilen Yönetmelik, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre görev yapan personelden müdür ve daha alt kadrolarda istihdam edilen personelden görevde yükselme ve unvan değişikliği suretiyle atanacakları kapsadığından, müdürlük kadrosuna görevde yükselme sınavına girmeden atanmanız mümkün değildir.
Başkan yardımcılığı söz konusu Yönetmelik kapsamında olmadığından, başkan yardımcılığı kadrosuna atanmak için gerekli olan diğer şartları taşımanız halinde görevde yükselme sınavına girmeden atanmanız mümkündür. |
| Soru » 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 23\'üncü madddesinin (c) bendine istinaden tahsil edilen eğlence vergisininin %50 si ilçe ve ilk kademe belediyelerine pay olarak verilmektedir Bu işlemi 5018 sayılı kanunun 37\'inci maddesinin 3\'üncü fıkrasına istinaden gider bütcesine konulacak ödenekten karşılanması işlemi doğru mudur? |
Cevabı » Göster
5216 sayılı Kanunun 23. maddesi Büyükşehir Belediyelerinin Gelirlerini düzenlemektedir. Bu Maddenin c bendi Eğlence Vergileriyle ilgilidir ve hüküm şöyledir;
"2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda yer alan oran ve esaslara göre büyükşehir belediyesince tahsil olunacak at yarışları dahil müşterek bahislerden elde edilen Eğlence Vergisinin % 20’si müşterek bahislere konu olan yarışların yapıldığı yerin belediyesine, % 30’u nüfuslarına göre dağıtılmak üzere diğer ilçe ve ilk kademe belediyelerine ayrıldıktan sonra kalan % 50'si."
Burada dağıtılacak olan para 5018 sayılı Kanunun 37. maddesine tipik bir örnek teşkil eder. Yani aslında vergi Büyükşehirindir ve Büyükşehir vergiyi toplamaktadır. Ancak toplanan vergiden kanunla bir başka belediyeye pay aktarmaktadır. Dolayısıyla bu işlem Büyükşehir Bütçesine konulan ödenekten karşılanmalıdır. Gelirlerden düşülmesi işlemine başvurulmamalıdır.
Burada Bütçeleştirmede cari transferler kodları kullanılmalıdır. Burada ödeneğin yetmemesi ya da hiç konulmaması durumunda üst yönetici ödenek eklemesi yapabilir. |
| Soru » Üstadım öncelikle saygı ve selamlarımı sunuyorum. Benim sorum; Harcama yetkilisi aynı zamanda gerçekleştirme görevini yürütebilir mi? İlçe milli eğitim müdürü kendisine en yakın gerçekleştirme görevini yürüten şube müdürünün izinli olduğu için yerine harcama yetkilisi olarak imza atabilir m? İyi çalışmalar. 28.06.08 |
Cevabı » Göster
Bildiğiniz üzre mevzuatımızda, Harcama Yetkilisi ve Muhasebe Yetkilisi görevlerinin birleşemeyeceğine ilişkin açık hüküm olmasına rağmen gerçekleştirme görevlisi ile harcama yetkilisinin birleşemeyeceğine yönelik böyle bir hüküm bulunmamamktadır.
Bu açıdan sorunuza bakılacak olursa harcama yetkililiği görevi ile gerçekleştirme görevi birleşebilir görevler olarak görünüyor. Ancak mefhumu muhalifinden olaya bakarsak mevzuatımız ödeme emrini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin harcama yetkilisine hiyerarşik olarak en yakın olan görevlilerden olmasını da emretmiştir. Dolayısıyla gerçekleştirme görevlisi çeşitli mevzuat hükümlerine göre harcama yetkilisinin kendisi değildir. Bu gerçekler ışığında sorduğunuz türden sorulara geçmişten bu yana şu şekilde yanıt veriyorum. Harcama yetkilisi ile gerçekleştirme görevlisi normal durumlarda aynı kişi olamaz bu kanunun ruhuna da aykırıdır. Bu görevlerin tek kişide birleşmesi için bir harcama biriminde işçi memur tek kişi olması gerekir. Ancak bu durumda bir birleşme kabul edilebilir. |
| Soru » Bir firma tarafından imar yolunun kamulaştırılması için 250.000 YTL. şartlı bağış belediyemize yapılmıştır. Kou Belediye meclisimizce kabul edilmiştir. Burada muhasebe işlemleri nasıl yapılacaktır. |
Cevabı » Göster
Sorunuzun cevabı şu şekilde olacak;
102- Banka Hesabı 250.000
600.4.4.2.2 Gelirler Hs. 250.000
805- Gel. Yans. Hs. 250.000
800-.4.4.2.2 B. Gel. Hs 250.000
Karşılığı Ödenek Kaydını yapmakda gerekir.
900.6.4 250.000
901.17.6.4 250.000
|
| Soru » Merhabalar sayın üstadım...
5393 sayılı belediye kanunun geçici 5.maddesine dayanılarak hazırlanan kamu alacaklarına ilişkin esas ve usuller neticesinde belediye borcuna ilişkin yapılan uzlaşma sonuçları malmüdürlüğümüze bildirilmediğinden borcun durumu biinememektdir. Diğer taraftan yapılan uzlaşma neticesinde belediyenin iller bankası payından yapılacak kesintide diğer borçlara kesinti yapıldığından gönderilmemiştir. Bu vergi alacağına ilişkin borca iller bankası payından diğer borçlara kesinti bahanesiyle kesinti yapılmaması işlemi doğrumudur. Uzlaşma sonucu ne zamana kadar geçerlidir. Teşekkürler... |
Cevabı » Göster
Sorduğunuz son derece anlamlı ve çok önemli bir konuya dikkati çekiyor.
Sorunuzda belirttiğiniz üzere Belediyeler Hazineyle bir uzlaşmaya varıp yerine getirmedikleri geçmiş yükümlülüklerini belirli bir ödeme planı çerçevesinde ve İller Bankası Paylarından kesinti yapılması suretiyle yerine getiriyorlar.
Ancak burada alacaklı kamu idarelerine yeterli bilgi sunulmadığı için alacakları kayıtlardan çıkarmak ya da takip etmek olanağı bulunamıyor. Ben bu konuyla ilgili bir Rapor düzenleyip ilgili mercileri uyardım. Sanırım burada en doğru yöntem uzlaşma tutanağını esas alıp üzerinde uzlaşılan söz konusu alacağı kayıtlardan çıkarmak gibi görünüyor ki bu da idari bir işlem tesisidir ve idari kararla yapılır. Bunun için durumu Maliye Bakanlığına sormanızı salık verebilirim.
Görüşmek dileğiyle kolaylıklar... |
| Soru » Muhasebe Yetkililerinin denetimi 5018 sayılı kanunla 4 madde ile sinirlandirilmistir.
benim sorum şu üstad; muhasebe yetkililerini denetleyen Denetmenler bu 4 maddenin disina cikabilirler mi? Örneğin vekalet ucretinin mevzuata aykiri odemesinden kişi borcu cikarabilir mi? Eğer cikarma yetkisi yok ise ve de denetim sonucunda rapora alinirsa ne yapabiliriz? |
Cevabı » Göster
Sorduğunuz soru aslında geçiş döneminde yaşanılan sorunlarla ilgili.
Aslında konu çok net bir denetim elemanı çok geniş bir alanda denetim yapabilir. Mevzuata aykırı bir hususu da tespit edebilir.
Bunlarda değişen bir şey yok. Değişen yersiz ödemenin kimin adına hesaba alınacağı, kimin sorumlu olduğu, bunun nasıl rapolanacağı ve hesaba alma ve çıkarma yetkilerinin kimlerde olduğu noktalarında düğümleniyor.
Sorduğunuz somut soruya gelince;
Muhasebe yetkilisinin ödeme emri belgesiyle mevzuata aykırı bir ödemeden sorumlu tutulması mümkün değildir. Esasen bunu engeleyecek hukuki bir yetkisi de bulunmamaktadır. Dolayısıyla denetim elemanının bu türden bir yersiz ödemeyi tespit etmesi halinde sorumluluğu gerçekleştirme görevlileri, harcama yetkilileri ve üst yöneticide araması gerekir. Yersiz ödeme denetim elamanı raporuyla kişilerden alacaklar hesabına alınmak zorunadır. Bu işlemi Strateji Birimleri denetim elemanı raporu üzerine yaptırmalıdır. Hesaba alınan yersiz ödemenin tahsilatında da yine işlem sürecini strateji birimleri başlatmalıdır. Doalysısıyla bu işlemlerde de Muhasebe Yetklisi birinci derece de sorumlu değilidr. |
| Soru » Merhaba hocam hatırlamışsınızdır umarım beni, bir sorum olacaktı size yardımcı olursanız sevinirim; Belediyemizin vergi dairesine vermiş olduğu beyanlarda (muhtasar vb.) fatura tarihleri ve yevmiye kaydı tarihleri açısından dönemsellik çakışması oluyor. İlgili firma örneğin mayıs ayında fatura kesmiş ilgili harcama biriminden işlemleri tamamlanıp gerekli imzalar tamamlandıktan sonra Mali hizmetler birimine haziran ayında ulaşıyor ve haziran yevmiyesine giriyor dolayısıyla belediyenin haziran döneminde yer alıyor. İlgili firma vergi dairesi ile mahsuplaşmada dönemsellikten dolayı sorun yaşıyor. Bu konuda napabiliriz.
|
Cevabı » Göster
Mustafa Bey nasılsınız tabiki hatırladım sizi.
Sorduğunuz soru daha önce tarafıma iletilmişti. Orada verdiğim cevap çok detaylı ve http://www.erkankaraarslan.org/sss adresinden bulabilirsin.
Ben cevabı burada sana tekrar yazıyorum.
Hayatımızın her alanında gecikmeler, ertelemeler olduğu gibi mali konularda da özellikle dönemselliğin öne çıktığı vergisel konularda, mükellefler için ciddi olmamakla birlikte dönem kapandıktan sonra gelen faturalardaki K.D.V.’lerin, muhasebesel olarak nasıl uygulanabileceği konusunda bazı tereddütlerle karşılaşılmaktadır. Yazımızla bu tip durumlarda vergi kanunlarının bize nasıl yol gösterdiği konusu üzerinde durulacaktır.
Kanunların açıkça ifade ettiği gibi, hem gerçek hem de tüzel kişilerin yıllık safi kazancı dönemsellik ilkesine göre saptanmaktadır. Gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi hasılat, gelir ve karların aynı dönemde maliyet, gider ve zararla karşılaştırılması bu kavramın gereğindendir. V.U.K’da açıkça ifade edildiği üzere Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi kazancımızın tespiti ‘hesap dönemi ‘ itibariyle belirlenip, yine aynı tarih itibariyle hesapların kapanma işlemi gerçekleştirilir. Hesap dönemi ilgili yılın 01 Ocak tarihi ile 31 Aralık tarihlerini kapsamaktadır.
İdarelere her sene başında geçmiş yıla ait faturalar gelebilmektedir. Bu durumda geçen yıl tarihli faturalar üstünde yazılı bulunan K.D.V tutarının nasıl muhasebeleştirileceği konusu gündeme gelmektedir. Bu K.D.V tutarı mükellefler tarafından 191 no’lu ‘ İndirilebilecek K.DV.‘ hesabında mı? Yada bu tutarı bir gider olarak düşünüp gider hesaplarına mı aktaracağız? gibi akla çeşitli sorular meydana gelmektedir.
3065 sayılı K.D.V Kanun’un 29/1 maddesinde mükelleflerin vergiye tabii işlemler üzerinden hesaplanan K.D.V. ile mükellefçe kanuni defterlerinde 191 no’lu indirilebilecek K.D.V hesabına koymasında bir sorun bulunmamaktadır.
Ancak aynı maddenin 3. fıkrasında indirim hakkı sadece vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı içinde indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Mükellefçe faturalarda bulunan indirilebilir K.D.V’nin ilgili kayıtlara alınabilmesi için 3 şart aranmaktadır.
· İndirime konu verginin fatura ve benzeri belgelerde gösterilmesi,
· Alış belgelerinin yasal defterlere kaydedilmiş olması,
· Vergiyi doğuran olayın meydana geldiği takvim yılının aşılmaması gerekmektedir.
Aynı zamanda K.D.V’nin 58. maddesinde, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan K.D.V ile mükellefçe indirilebilecek K.D.V.’nin, Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahı tespitinde gider olarak kabul edilemez hükmü yer almaktadır.
Buradan, indirim hakkı, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği takvim yılı aşılmamak şartıyla ilgili belgelerin kanuni defterlere kayıt edildiği vergilendirme döneminde kullanılabilmektedir. İdare önceki aya ait kdv içeren faturayı bu aya kaydedip sözkonusu KDV.yi de 191 nolu hesaba kaydedip indirebilir. |
| Soru » 2006 yılından itibaren Muhasebe Yönetmeliği değiştiğinden ki özünde değişiklik yok bana göre. Ancak bazen uygulama konusunda arkadaşlarla çelişkiye düşüyorum. Eski yönetmelikte sermayeye katılım payları transferlerden yapılmakta iken, burda 08- Borç Verme kodundan yapıldığını gördüm. Yeni Yönetmeliği okuduğumda da eskisi gibi olduğu düşüncesine sahip oldum.Bu nedenle Belediyemiz şirketlerine ortaklığımız nedeniyle ödenen sermaye payının ya da sermaye artış payının 07-Sermaye Transferleri kodundan mı yoksa 08-Borç Verme kodundan mı yapılması gerektiği konusunda yardımcı olursanız sevinirim.
|
Cevabı » Göster
Şimdi sorunuzu gayet iyi anladığımı düşünüyorum.
Analtik Bütçe Sınıflandırmasının ilk oluşturulduğu 2002-2003 yıllarında Bütçe Genel Müdürlüğündeki arkadaşlarla yaptığımız tartışmaları yeniden hatırlattınız bana. Biz bu türden transferlerin 07. Sermaye Transferleri olarak kaydedilmesinde ısrar ederken onlarda bunun 08. Borç Verme olduğunu söylüyorlardı. Sorunuz bu eski tartışmayla ilgili.
Ben bu türden ödemelerin sermaye transferi olduğu konusundaki görüşümü sürdürüyorum. Ancak sonuçta bu konuda bir mevzuat var ve bu mevzuat BUMKO tarafından yazılıyor. Konunun mevzuatını bir hatırlayalım.
ABS için hazırlan ekorehberde;
07- SERMAYE TRANSFERLERİ
Bütçe dışına sermaye birikimi amaçlayan veya sermaye nitelikli mal ve hizmetlerin finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir. Transferin cari nitelikli mi yoksa sermaye nitelikli mi olduğunu belirlemek için cari harcama - sermaye harcaması ayrımında kullanılan kriterler dikkate alınmalıdır.
08- BORÇ VERME
Bir mali hakka dayanan veya Devletin teşebbüs mülkiyetinde hisse (sermaye) katılımına neden olan ve likidite yönetimi veya kazanç sağlama amaçları dışında kamusal amaçlarla yapılan ödemeleri kapsar.
Devletin verdiği borçların geri ödenmesinden (diğer bir ifadeyle borçların tahsilatından) veya Devletin elindeki hisselerin satışından elde edilen gelirler ise verilen borçlardan düşülerek kaydedilmeyecek, gayrisafilik prensibine göre “gelirlerin ekonomik sınıflandırması” bölümünde ayrı olarak izlenecektir.
Devlet tarafından verilen krediler, alınan hisseler borç verme olarak sınıflandırılırken KİT’lerin görev zararları cari transferler içerisinde sınıflandırılacaktır.
Şeklinde tanımlamalar yapılmıştır. Dolayısıyla, ben katılmamış olsamda, belirttiğiniz ödemeler bu rehber dikkate alındığında 08- Borç Verme kalemlerine yazılacağı anlaşılmaktadır.
Kolaylıklar görüşmek dileğiyle. |
| Soru » Belediye tarafından tahsil edilen Damga Vergisi 800-Bütçe Gelirleri Hesabında gösterilecekmi? Sayın Üstadım Selamlar |
Cevabı » Göster
Sorduğunuz sorudan tahsil ettiğiniz damga vergisinin bütçe geliri kaydedilip kaydedilmeyeceğini sorduğunuzu anlıyorum. Tahsil ettiğiniz damga vergileri bildiğiniz üzere size ait gelirler değildir. Bu nedenle bunları gelir ya da bütçe geliri hesaplarına kaydedemezsiniz. Bunları emanet karakterli 360- Ödenecek Vergi ve Fonlar Hesabına kaydedebilirsiniz. |
| Soru » İyi günler üstad.Ben yine bir soru soracağım izninizle;
Kampüs içerisindeki çeşitli açık ve kapalı alanlar, spor tesisi,kuaför,kafe vb. olarak kiraya verilmiş durumda.Kiraya verilen bu alanların kira bedelleri tahsil edildiğinde gelir kaydediliyor.Bu yerler ilk kiraya verildiklerinde muhasebe sistemine gelirlerden alacaklar hesabı kullanılarak kaydedilmesi gerekmiyor mu? Şöyleki; 5 yıllığına yıllık 1000 YTL bedelle kiraya verildi diyelim.Bu durumda kira bedelinin tahakkuka alınarak izlenmesi gerektiğini düşünüyorum.
120........1000
220........4000
600..............5000
şeklinde kayıt yapılması ve yapılan tahsilatların da bu hesap üzerinden izlenmesi gerekmez mi? İlginiz için teşekkür ederim.
|
Cevabı » Göster
Bence kiraya verme işlemlerinde gelir tahakkuk etmiş sayılmaz. Ha keza kiralamalarda da gider tahakkuk etmiş sayılmaz.
Yani adam yarın kiralamadan vazgeçse kirayı ödemez o zaman gelir tahakkuku ne olacak ya da tersi durumda gider tahakkuku ne olacak...
Bu nedenle ben kira gelirlerinde başlangıçta bir tahakkuk olduğunu düşünmüyorum. Peşin kira geliri tahsil edilirse ozamanda ertesi yıla ilişkin tahsilat gelecek yıllara ait gelirler hesabına kaydı gerekir. |
| Soru » sermaye payı olarak ödenen tutar, bütçe giderinin hangi ekonomik harcama koduna yazılması gerekmektedir.
|
Cevabı » Göster
Sorduğunuz sorunun iki cevabı var. Sermaye payları aslında Bütçenin Ekonomik Kodlamasında 07. Sermaye Transferleri kodundan ödenir. Ancak bu kodlara genellikle ödenek konulmamaktadır. Bu nedenle 05.Cari Transferler Ekonomik Kodundan da ödeme yapılabilir. Ödeme yapacağınız yeri ve olayı daha detaylı belirtirseniz size tam kodları gönderebilirim. |
| Soru » Damga Vergisi Kanunu açısından öğrenciler ve askerlerle ilgili kağıtlardan hangileri istisna kapsamındadır? |
Cevabı » Göster
- Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu kapsamındaki çıraklık sözleşmeleri ile öğrenim kredisi ve burs almak, öğrenci yurduna girmek ve öğrenim, staj, ihtisas ve benzeri gayelerle öğrencilerle velileri tarafından okul ve yurt idarelerine veya ilgili kuruluşlara verilen taahhütnameler ve bunlarla ilgili kefaletnameler.
- Öğrenciler ve velileri tarafından okul idarelerine verilen beyannameler.
- Resmi ve özel her türlü okullarda öğrenciler tarafından kurulan istihsal ve istihlak kooperatiflerine ait ve damga vergisi bunlar tarafından ödenmesi gereken kağıtlar.
- Erlerle, ihtiyaçları Devlet tarafından deruhte ve temin olunan onbaşı ve çavuşların aşağıda gösterilen kağıtları (Askerliğe giden veya terhis edilenlerin askeri iş ve maaşlarına ve ölüm dolayısı ile dul ve yetimlerine maaş bağlanmasına ait her türlü kağıtlar; Askerlikte bulunanların gerek askerlik, gerek özel işleri için verecekleri beyannameler; Askerler tarafından veya askerler için verilen paralar karşılığında postaneler veya bankalarca düzenlenen kağıtlar).
- Asker Ailelerinden Muhtaç Olanlara Yardım Kanununun uygulanması ile ilgili işlemler dolayısı ile düzenlenen kağıtlar. |
| Soru » 657 sayılı Kanunun 68/B maddesi gereğince terfi ederek 1600 ek göstergeli bir görevden 3000 ek göstergeli bir göreve atanan bir memurun ilk maaşının hesabında emeklilik keseneği en yüksek devlet memurunun aylığının % 40’ı üzerinden mi yoksa % 70’i üzerinden mi emeklilik keseneği kesilecektir? |
Cevabı » Göster
Giriş Keseneği: Sandığa tabi göreve girenlerden, ilk tam aylıkları üzerinden alınacak %25 giriş keseneğinin ve aynı orandaki kurum karşılıklarının,
Kesenek ve Karşılık: İştirakçilerin aylıklarından her ay kesilecek % 16 oranında emeklilik keseneği ile kurum bütçesinden ödenecek olan % 20 karşılık olmak üzere toplam % 36 oranında kesenek ve karşılığın,
Artış Farkı: Emeklilik keseneğine esas derece ve kademeleri ile ek göstergeleri yükselme suretiyle artanların ilk aya ait artış farkının ve aynı miktarda kurum karşılığının,
5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun, 17 nci maddesi uyarınca aylık veya ücretlerin ödeme gününü takip eden günden başlamak üzere 7 gün içinde sandığa gönderilmesi gerekmektedir.
7 günlük sürenin bitiminin resmi tatile rastlaması halinde bu paralar, resmi tatili izleyen ilk iş gününde Sandığa gönderilecektir.
Ayrıca, kesenek ve karşılıklara ilişkin paralardaki kesirlerin her şahıs için ayrı ayrı (50.000) liraya iblağ edilerek gönderilmesi gerekmektedir.
T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından Temmuz 2000 tarihinde yayımlanan 143 no.lu dış genelgede emekli keseneği, giriş aidatı ve artış farkının hesabı ile ilgili çeşitli örnekler yapılmış ve açıklamalarda bulunulmuştur. Söz konusu genelgeye göre çeşitli nedenlerle kişinin ek göstergesinde meydana gelen artışlar nedeniyle en yüksek devlet memuru aylığının belli bir oranı şeklinde ifade edilen kesenek unsurunun (artış keseneğinin hesaplandığı) ilk aylık emeklilik keseneği hesabında daha önce almış olduğu (ilk ayın kesenek hesabında dikkate alınan) ek göstergeye karşılık gelen oranın esas alınması gerekmektedir.
Bu nedenle 1600 ek göstergeli bir görevden 3000 ek göstergeli bir göreve atanan bir memurun ilk aylığının hesabında emeklilik keseneği en yüksek devlet memurunun aylığının 1600 ek gösterge için öngörülen % 40’ı üzerinden hesaplanmalıdır. İlk ayı takip eden aylarda ise 3000 ek gösterge için öngörülen % 70 oranı üzerinden kesenek hesaplanmalıdır. |
| Soru » Adi ortaklıkların ne gibi vergi avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır? |
Cevabı » Göster
Öncelikle sormuş olduğunuz soru doğrudan bizim görev alanımıza girmemektedir. Ancak bu konuyla ilgili şu kısa bilgileri verebilirim.
Adi şirket, iki ya da daha fazla sayıda kişinin emek ve sermayelerini birleştirmek suretiyle iktisadi bir amacı gerçekleştirmek üzere kurdukları ortaklıktır. Adi şirketin kuruluşu, herhangi özel bir şekle tabi tutulmamıştır. Kurucuları gerçek ya da tüzel kişiler olabilir. Kuruluş sözleşmeleri herhangi bir şekle bağlı değildir. Adi şirketlerin tüzel kişilikleri de yoktur. Ancak, adi şirketlerin bir ticaret unvanları olabilmekle beraber, bu ticaret unvanının müstakil olarak ticaret siciline tescili de mümkün değildir. Adi şirketin tüzel kişiliğinin olmaması nedeniyle, şirketin ortakları şirket alacaklarına karşı birinci dereceden sorumludur.
Adi şirketin konusu; kanuna, ahlaka, kamu düzenine ve şahsiyet haklarına aykırı olmamak şartıyla herşey olabilir. Şayet, adi şirketin konusu; kanuna, ahlaka, kamu düzenine ve şahsiyet haklarına aykırı olursa şirket hakkında Borçlar Kanunu’nun butlan hükümleri uygulanır
Adi şirketlerin sermaye payında önemli olan, taahhüt edilen sermayenin fiilen getirilmesi değil, taahhüt edilmesidir. Çünkü adi şirket ortakları şirketin borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ve sınırsız sorumludur.
Adi şirketlerin sona erme halleri Borçlar Kanunu’nun 535. maddesinde ayrıntılı olarak sayılmış olup, öngörülen amacın sağlanması ya da olanaksız hale gelmesi, süreli kurulmuşsa bu sürenin tamamlanması, bunlara örnek olarak sayılabilir. Adi şirketlerin genel özellikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:
-Adi şirket, ortaklar tarafından temsil olunur. Şirket adına yapılacak muamelelerin temsil yetkisi içinde olması koşuluyla, tüm ortakları bağlaması esastır.
-Her ortak nakit, alacak, mal veya emek olmak üzere, sermaye koymakla yükümlüdür.
-Aksine sözleşme olmadıkça, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, sermayesinin değeri ve niteliği ne olursa olsun eşittir.
-Şirket ortakları açısından rekabet yasağı söz konusudur.
-Ortaklığın iktisap ettiği veya ortaklığa devredilen alacaklar ve ayni haklar, şirket sözleşmesi uyarınca ortaklığa ait olur.
-Ortakların sınırsız sorumluluğu söz konusu olup, ortaklığın sona ermesi, üçüncü kişilere karşı olan borçlanmayı değiştirmez.
-Gelir Vergisi Kanunumuz esas itibariyle gerçek kişilerin, Kurumlar Vergisi Kanunumuz ise tüzel kişilerin vergilendirilmesine yönelik hükümler içermektedir. Dolayısıyla herhangi bir gerçek veya tüzel kişiliği bulunmayan adi şirketler GVK’ya ilişkin esaslara göre vergilendirilemeyecekleri gibi KVK’nın 1. maddesinde de sayılmadıklarından, kurumlar vergisi mükellefi de değildirler. Adi şirketler vergi uygulamasında bağımsız bir birim ve muhatap olarak kabul edilmektedir. Adi şirket ortaklarının ortaklık faaliyetinden kendilerine düşen kar hisseleri, GVK hükümlerine göre ayrı ayrı ortak bazında vergilendirilecektir.
Adi Şirket Ticari Faaliyetle Uğraşıyorsa;
Ticari faaliyetin asıl unsurları; faaliyetin devamlı olarak ve bir organizasyon içerisinde yapılmasıdır. Her ne kadar, Gelir Vergisi Kanunu’nun 37. maddesinde bu konuda açıklık yoksa da, 82. maddesinde arızi olarak ticari muamelelerin icrasından veya ticari muamelelere tavassuttan elde edilen gelir unsurunun, sair kazanç ve irat (arızi kazanç) sayılmış olması, 37. maddeye göre, ticari kazancın kaynağını teşkil edecek ticari faaliyetlerin devamlı şekilde, mutad faaliyet olarak yapılması gerektiğini göstermektedir.
GVK’nın 37. maddesinin 3. fıkrasında;
“Kollektif ortaklıklarda ortakların, adi veya eshamlı komandit ortaklıklarda komandite ortakların ortaklık karından aldıkları paylar şahsi ticari kazanç hükmündedir (66. madde hükmü mahfuzdur).”
şeklinde yer alan hükümde, adi ortaklıklar sayılmamıştır. Ancak vergilemede temel prensip gereği, TTK hükümlerine göre kurulan diğer şahıs şirketlerinin ortakları gibi adi şirket ortaklıklarının da ortaklık payına düşen kar, bu ortaklar bakımından ticari kazanç olarak gelir vergisi beyannamesine dahil edilerek vergilendirilecektir.
Adi şirketlerde, şirketin kazancının ilgili bulunduğu dönem, aynı zamanda ortaklar yönünden de ticari kazancın elde edildiği dönem olmaktadır.
Adi şirket ortaklarının gerçek veya tüzel kişi olması elde edilen kazancın ticari kazanç olması niteliğini değiştirmeyecektir. Eğer, adi şirket ortakları gerçek kişilerden oluşmakta ise, her bir ortağın hissesi oranında elde edilen gelir, ortağın ticari kazancı olarak şahsi gelir vergisi beyanına intikal ettirilerek, artan oranla vergilendirilecektir.
Ortakların tüzel kişilerden oluşması durumunda ve iş ortaklığı şeklinde bir kuruluş söz konusu ise ortaklıktan elde edilen kar, kurumlar vergisi kapsamına girmektedir. Ancak 4369 sayılı Kanunu’un 81. maddesiyle yapılan değişiklikle iş ortaklığı mecburi olmaktan çıkarılmıştır. KVK’ya eklenen geçici 27. madde ile 29.07.1998’den önce iş ortaklığı olarak mükellefiyet tesis ettirmiş olanlara da iş ortaklığı olmaktan çıkma hakkı tanınmıştır. Bu durumda iş ortaklığından çıkanlar da adi ortaklık olarak işlem görecek, ortaklıktan elde edilen gelir kurum kazancı olarak beyannameye intikal ettirilecektir. Adi ortaklıkların ortakları, basit usulde gelir vergisine tabi olabileceği gibi, ikinci sınıf tüccar olarak, işletme defteri veya birinci sınıf tüccar olarak bilanço esasına göre de defter tutabilirler.
Adi ortaklıkta basit usulde ticari kazancın tespit edilmesi esnasında, GVK’nın 47. maddesinde yazılı yıllık kira bedeli ve 48. maddede yazılı iş hacmi ölçüleri toplu olarak, diğer şartlar ortakların her biri için ayrı ayrı aranır. Ortaklarından birisi gerçek usule göre gelir vergisine tabi bulunan ortaklıklarda, diğer ortakların ticari kazancı da gerçek usulde tespit olunur. Adi ortaklık halinde çalışanlardan aynı zamanda diğer şahsi bir işle de iştigal edenlerin gerçek veya basit usulden hangisine göre vergilendirileceği, 47. maddenin 2 numaralı bendi ile 48. maddede yer alan ölçülerden şahsi işine ait olanlara ortaklıklardan hissesine düşen miktarların eklenmesi suretiyle tespit olunur. Şahsi işin mevcut olmaması halinde, muhtelif ortaklıklardaki hisselerin toplanması ile yetinilir (GVK md. 46).
GVK’nın 47. maddesinde, işte bilfiil çalışmak veya işin başında bulunmak ve ticari, zirai veya mesleki kazancı dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisine tabi olmamak, basit usule tabi olmanın genel şartı olarak sayılmıştır. Bu nedenle, adi ortaklıkta ortakların her birinin ticari kazançlarının basit usulde tespit edilebilmesi için ortaklardan hiçbirinin gerçek usulde vergilemeyi gerektiren ticari, zirai veya mesleki faaliyeti bulunmaması gerekmektedir. Adi ortaklardan sadece birinin ortaklık dışındaki faaliyeti nedeniyle defter tutmayı gerektiren bir kazancı varsa ortaklık kazancının, dolayısıyla da diğer ortaklarının kazancının gerçek usulde tespiti gerekmektedir.
Adi ortaklıklarda ticari kazancın basit usulde vergilendirilmesi esas alınırken, GVK’nın geçici 44. maddesinde belirtilen;
“... Basit usule tabi mükelleflerin 2001 yılı sonuna kadar, ilgili vergilendirme dönemleri için beyan edecekleri safi kazanç tutarlarının, Gelir Vergisi Kanunu’nun, bu Kanunla değişmeden önceki 46. maddesine göre intibak ettirildikleri derecelerin bulundukları yöreler itibariyle belirlenen ve 1998 yılında uygulanacak olan götürü safi kazanç tutarlarının 1999, 2000 ve 2001 yıllarında yeniden değerleme oranında artırılan tutarlarını aşması halinde; beyan edilen tutarlar yerine bu tutarlar vergilemeye esas alınır. Bu uygulamada, takvim yılı içinde işe başlayan veya işi bırakan mükelleflerin götürü safi kazancı, işe başlanılan ay hariç tutulmak ve işin bırakıldığı ay tam sayılmak suretiyle hesaplanan tutardır. Bu süre içinde 48. maddede yazılı hadler aranmaz. 31.12.2001 tarihinde basit usule tabi olmanın şartlarını topluca taşıyanların kazançları, şartları taşıdıkları sürece takip eden yıllarda da basit usule göre tespit edilir..." hüküm de dikkate alınmalıdır.
Adi şirketlerin birinci sınıf tüccar mı, yoksa ikinci sınıf tüccar mı, olduğu faaliyetlerinin hacmine göre, VUK’un 177. maddesinde belirtilen rakamlar esas alınarak belirlenecektir. |
| Soru » Başka bir yerdeki göreve geçici görevle gönderilen personele 6245 sayılı Harcırah Kanunu gereğince yevmiye ödenmesinin yanında yanödeme ve özel hizmet tazminatları arasında fark varsa ödenip ödenmeyeceği konusunda bilgi verebilir misiniz? |
Cevabı » Göster
657 sayılı Kanunun 175. maddesindeki hükmün sadece vekalet aylığına ilişkin olduğu, vekalet aylığının ise aylık ve ek göstergeyi kapsadığı, zam ve tazminatların aylık kapsamında değerlendirilmeyeceği, zam ve tazminat ödemelerini öngören günlük dilde "Yan Ödeme Kararnamesi" olarak adlandırılan Kararnamede de ödeme yapılmayacağına ilişkin düzenleme olmadığı, asılda aranan şartları taşınmak ve yetkili amirin vekaleti uygun görmek kaydıyla vekalet görevine ilişkin zam ve tazminat farklarının ödenmesinin öngörüldüğü, bu anlamda memuriyet mahalli içi ve dışı ayrıma gidilmediği, sonuç olarak zam ve tazminat farklarının ödeneceği yönündedir. |
| Soru » Açıktan vekil olarak atanan ilkokul ve köy imamların emeklilik keseneklerinin Emekli Sandığı Kanununun 15/f. maddesi gereğince kesenek kesilmesi gerekiyor. Ancak en yüksek devlet memurunun emekli keseneği tazminatındaki tutarlarında 2/3'mü yoksa tamamı üzerinden mi kesenek hesaplanacağı konusunda uygulama farklılıkları var. Bu konu hakkında görüşlerinizi arz ederim. |
Cevabı » Göster
Açıktan vekillere uygulanacak emekli matrahı 143 No.lu Emekli Sandığı Dış Genelgesinde belirtilmiştir. Bu Genelgede benim katılmadığım husus açıktan vekillere kıdem aylığı ödenmediği halde (çünkü 657 sayılı Kanunun 175. maddesinde taban aylığı ödeneceği belirtilmiştir) kıdem aylığı alıyormuş gibi kıdem aylığının da matraha dahil edilmesidir.
Bunu belirttikten sonra açıktan vekilin emekli matrahı şu şekilde olacaktır. Bildiğiniz gibi, açıktan vekiller vekalet ettiği kadroya ilişkin aylık ve ek gösterge ile taban aylığını 2/3 olarak, yan ödeme ve tazminatları tam olarak almaktadırlar. Aldıkları tutarları, vekilin tam aylığı olarak kabul etmek gerekir. Bu itibarla; emekli matrahında 2/3' lük aylık, ek gösterge, taban aylığı (Emekli Sandığına göre ayrıca kıdem aylığının 2/3' ü) dikkate alındığına göre, 5434 sayılı Kanunun Ek-70' inci maddesinde ek göstergelere göre belirlenen emekli keseneği tazminatının da 2/3' lük kısmını esas almak gerekir. Yukarıda sözü edilen Dış Genelgede de 2/3' ü olarak örneklendirilmiştir. |
| Soru » İhtiyaç fazlası nakledilen personelin maaş tahakkukunda nelere dikkat edilecek, fark tazminatında neler dikkate alınacak, hangi haklar güncellenecektir. |
Cevabı » Göster
İhtiyaç fazlası kamu personelinin nakledildikleri kamu kurum ve kuruluşlarında aylıklarının tahakkukuna ilişkin olarak 4046 sayılı Kanunun değişik 22 inci maddesi uygulamasında bu maddenin son fıkrası ile saklı tutulan hakların, ilgili eski görevinde imiş gibi eski görevine ilişkin fark tazminatına konu önceki görev aylığının net tutarının hesabında dikkate alınıp alınmayacağına dairdir.
Öncelikle dava konusunun ek tazminatın ödenmemesi ile ilgili olduğunu ve Ankara 2 inci İdare Mahkemesinin 29.05.2003 tarih ve E:2002/1366, K.2003/847 ile bu kararı onayan Danıştay 5 inci Dairesinin 12.05.2004 tarih ve E:200376356, K:2004/2245 sayılı Kararın olay tarihinde yürürlükte olan 4046 sayılı Kanunun 22 inci maddesine ilişkin olduğu ve ek tazminatın da ödemede dikkate alınması yönünde olduğudur. Bu karar 2577 sayılı Kanunun 28 inci maddesi gereğince esasen uygulanmıştır.
Danıştayın onama kararında yer alan; "1 sayılı cetvelde iken nakledilenlerin şahıslarına bağlı tutulan unsurların, halen eski görevlerinde imiş gibi ödenmesi"ni başka türlü yorumlayarak mukayeseye tabi tutulan eski görev aylığına dahil etmek" esasen 4046 sayılı Kanunun 22 inci maddesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin Maliye Bakanlığının (156) Seri No.lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğine, hatta ilgilinin dayanak yaptığı Danıştay kararına da uymamaktadır. Sözü edilen Danıştay kararının 3 üncü sayfasında, "ek tazminatın atandıkları tarihteki miktarıyla, ek gösterge ve her türlü zam ve tazminatın ise (4046 sayılı Kanunun 22 inci maddesinin son fıkrası ile şahsa bağlı hak sayılması dolayısıyla) ödeme tarihindeki güncel miktarıyla ödeneceği" belirtilmektedir.
Konuyu 4046 sayılı Kanunun sözü edilen maddesi ile yukarıda belirtilen tebliği dikkate alarak biraz daha irdelersek, aşağıdaki sonuca ulaşmak mümkündür.
4046 sayılı Kanunun 22 inci maddesinin beşinci fıkrası ile genel kural olarak; "bu madde hükümlerine göre nakledilen personelin "atandıkları tarihteki eski kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak almakta oldukları aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminatları (ek tazminat ve bankacılık tazminatı dahil), makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, sözleşme ücreti, ücret (fazla mesai ücreti hariç), ek ücret, ek ödeme, teşvik ödemesi, döner sermaye payı ve benzeri adlarla yapılan ödemelerin toplam net tutarı; nakledildiği kurum ve kuruluştaki kadro ve pozisyonlara ilişkin olarak yapılan her türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti, fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti hariç- bunlar ayrıca ödenecektir- toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark tutarı herhangi bir kesintiye tabi tutulmaksızın ve fark kapanıncaya kadar, atandıkları kurum ve unvanda herhangi bir değişiklik olmamak kaydıyla - isteğe bağlı olarak kadro unvanı ve pozisyonları değişenlerle başka kurumlara geçenlere fark tazminatı ödenmez- ayrıca tazminat olarak ödenmesi hükme bağlanmaktadır. Bu hükmün uygulanması (156) Seri No.lu Tebliğde örneklerle gösterilerek; (Örnek:2 nin açıklanmasında), "ilgilinin atandığı tarihteki aylık ve diğer mali haklarının net tutarının sabit olduğu, hiçbir şekilde değiştirilemeyeceği, yeni kadronun aylık ve diğer mali haklarının hesaplanmasında memur aylık katsayılarındaki artışların dikkate alınacağı ve bu artışlar sonunda fark kapanması halinde fark tazminatı uygulamasına son verileceği, yine nakledildikleri tarih itibariyle vergi oranı yüksek olan personelinvergi oranlarında daha sonraki dönemlerde düşme olması halinde dahi, net ücretlerinin artırılarak fark tazminatı ödenmesine imkan olmadığı (Tebliğ III-6) net bir biçimde ortaya konulmuştur.
İhtilafa konu personel, 22 inci maddenin yukarıda belirtilen beşinci fıkrasının istisnasını düzenleyen altıncı fıkra kapsamında 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (1) sayılı cetvelde yer almaktadır. 22 inci maddenin "ancak" şeklinde başlayan altıncı fıkrası, yukarıda belirtilen genel kuralı düzenleyen beşinci fıkradaki esas geçerli olmak üzere ( bu kapsamda olan personel için de esasen dördüncü fıkra uygulanacağı bu fıkrada açıkça belirtilmektedir) bazı ödentiler için belli süre ile şahsa bağlı hakka yer vermektedir. Buna göre; 399 sayılı KHK'nin (1) sayılı cetvelinde belirtilen ve ihtiyaç fazlası olması nedeniyle nakledilen personele,"eski kadrolarına ait aylık, ek gösterge, zam (yan ödeme anlaşılmalıdır), özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı bir bütün olarak ve atandıkları kurumda ve aynı kadro unvanında kalmaları kaydıyla atamayı yapacak kurum ve kuruluş tarafından atandıkları tarihi izleyen aybaşından geçerli olmak üzere üç yıl süre ile saklı tutulacak, eski kadroya ilişkin yeni kadroya atanmadan önce mevcut olan yukarıda belirtilen şahsa bağlı hakların gösterge, puan, oran ve katsayıya bağlı artışlar da şahsa bağlı artış olarak uygulanacak, eski kadro için nakledilen tarihten sonra ihdas edlmiş hiçbir mali ve sosyal hak ve yardım ile sair ödemeler şahsa bağlı kapsamında değerlendirilmeyecek, öyleki atanılan kadro unvanında derece yükselmesi halinde dahi, aylık gösterge ve ek gösterge dışındaki şahsa bağlı haklar dahi eski dereceden dikkate alınacaktır. Esasen bu konu (156) Seri No.lu Tebliğde örnekler de verilmek suretiyle açık bir biçimde açıklanmakla birlikte birkaç somut örnek verecek olursak; nakledildiği görevden önceki ek göstergesi (6400), nakledildiği görevin ek göstergesi (2200) olan bir görevli ek göstergesini (6400) üzerinden cari katsayı (katsayı değişikliklerine göre artarak) alacak veya eski görevinde temsil tazminatı, makam tazminatı alan bir personel, nakledildiği görevlere ilişkin bu unsurlar esasen söz konusu olmasa dahi, şahsa bağlı hak olarak yararlandırılacaktır. (Sözü edilen Tebliğ- Örnek:1) Özetle ilgiliye şahsa bağlı kabul edilen öncek görevine ilişkin hakları güncellenerek ödenmektedir, dolayısıyla eski görevine ilişkin yararlandığı hakkı, yeni görevinde olmasa veya daha az olsa dahi güncel değerlerden aldığına göre, ayrıca bir fark ödemesi söz konusu olamaz. 22 inci maddenin altıncı fıkrası olmasa idi; eski görevinde olan, ancak yeni görevinde olmayan veya daha düşük olan haklarını aynen alamayacak (örneğin, yukarıdak örneği ele alırsak; ek göstergesini 2200 üzerinden alacak, temsil ve makam tazminatından yararlanamayacak, zam ve tazminatları yeni görevi üzerinden ödenecek, şüphesiz ki bu durumda fark tazminatından yararlanacaktı) Ancak bu fıkranın getirdiği şahsa bağlı hakları güncel olarak alması, bunlara bağlı olarak fark tazminatı doğrmamakla birlikte (çünkü eski görevinde imiş gibi aynen almaktadır), bu düzenlemenin ilgiliye emeklilik açısından sağlayacağı haklar açıktır. Şahsa bağlı hak kabul edilmemiş olsaydı, fark tazminatından yararlanılır iken, örneğin toplam iki yıl makam tazminatı ödenmesini gerektiren görevde bulunmaması nedeniyle emekliliğinde makam tazminatından yararlanamayaca idi.
Yukarıdaki açıklamalarımız doğrultusunda ilgilinin talebinin haklı olmadığı, uygulamanızın doğru olduğu ve kendisine yazılı talebi var ise, "hakkında yapılan işlemin 4046 sayılı Kanunun 22 inci maddesi ile (156) Seri No.lu Devlet Memurları Kanunun Genel Tebliği doğrultusunda olduğu"nun bildirilmesi görüşündeyim. |
| Soru » İşten çıkarılan işçi için ihbar ve kıdem tazminatı ödenecek ama bütçelerinde ödenek yetersiz. Bunun için encümende karar alıp hemen aktarma yapabilir miyiz? Aktarma yapabilmek için bir süre var mı? |
Cevabı » Göster
Ödenek aktarması yapmak için herhangi bir zaman kıstı bulunmamaktadır.
Sadece;
a)Personel giderleri tertiplerinden,
b)Aktarma suretiyle ilave veya düşme yapılmış tertiplerden,
c) Yedek ödenekten aktarma yapılmış tertiplerden,
d) Projeye bağlı yatırım tertiplerinden,
diğer tertiplere aktarma yapılamaz.
Bütçede fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyleri arasındaki aktarmalar meclis kararı, fonksiyonel sınıflandırmanın ikinci düzeyleri arasındaki aktarmalar encümen kararıyla yapılmaktadır.
Sizin yapacağınız aktarma zannediyorum ekonomik sınıflandırmanın ikinci düzeyine kadar bir aktarmadır ve üst yöneticinin onayı ile yapılabilir.
Ekonomik sınıflandırmanın üçüncü ve dördüncü düzeyleri bütçeleşme düzeyi olmadığından, bunlar arasında aktarma zaten söz konusu değildir. |
| Soru » Mart ayında iller bankası aracılığı ile 80.000 YTL’ye iş makinesi aldık. Borcumuzu faizi ile birlikte 3 yılda ödeyeceğiz. İller Bankası 80.000.YTL’yi ilgili firmaya peşin ödedi bizim aylık hisselerimizden faizi ile birlikte kesinti yapacak. Buna göre muhasebe kayıtlarını nasıl yapmalıyız? |
Cevabı » Göster
Kredi alındığında
--------------- / ----------------
254- Taşıtlar veya 253- Tesis Makine ve Cihazlar Hs. (Makinenin Çeşidine göre)
300- Banka Kredileri Hs. (Bir yıldan kısa vadede ödenecek kısım)
400- Banka Kredileri Hs. (Bir yıldan uzun vadede ödenecek kısım)
---------------- / ----------------
830- Bütçe Giderleri Hesabı
835- Gider Yansıtma Hesabı
-------------- / ----------------
Kaydı yapılır.
Alacağınızdan mahsupla öderken
--------------/------------------
300- Banka Kredileri Hs. (ana para)
630- Giderler Hesabı (yılı içindeki faiz gideri)
600.04.03.01.01 Gelirler Hesabı
--------------/------------------
805- Gelir Yansıtma Hesabı
80004.03.01.01- Bütçe Gelirleri Hesabı
--------------/------------------
kaydı yapılır. |
| Soru » 1. Belediye personelinin (işçi) emekli ayrılırken emekli ikramiyesi ödüyoruz. Ödediğimiz ikramiyenin muhasebe kaydı nasıl olacak? Hangi hesapları çalıştıracağız?
2. Mülkiyeti Maliye Hazinesine ait olan bir taşınmazın Milli Emlak Müdürlüğü'nden devri talep edilmiş. Taşınmazın toplam değeri 4.186.000,00.-YTL ödeme planı 1.046.500,00.-YTL peşin geri kalanı 2 yılda 8 taksite ( taksit miktarı 3.704.610,00.-YTL ) Maliye Hazinesi adına
ödenmesinde nasıl bir muhasebe kaydı yapabiliriz ( taksitler % 9 faiz oranı ile ödenecek )?
3. Belediyemiz bünyesindeki Otobüs İşletme Müdürlüğü' ne 1.180,00.-YTL'lik yakıt alınmıştır. Muhasebe kaydı nasıl olacaktır ve 191 indirim KDV hesabının ay sonu kaydı nasıl yapılacaktır. |
Cevabı » Göster
1-
---------------------/--------------------------
630. 01.03.05.01 Giderler Hesabı
103- Verilen Çekler ve Gönderme Emirleri Hesabı
---------------------/--------------------------
830.01.03.05.01 Bütçe Giderleri Hesabı
835- Gider Yansıtma Hesabı
---------------------/--------------------------
2-
------------------- / -----------------------------
250- Arsa ve Araziler Hesabı 4.186.000,00.-
103- Verilen Çekler ve Gönderme Emirleri Hs. 1.046.500,00.-
309- Kısa Vadeli Diğer İç Mali Borçlar (Bu yıl ödenecek kısım)
409- Uzun Vadeli Diğer İç Mali Borçlar (Gelecek Yıl Ödenecek kısım)
------------------- / -----------------------------
830 (06.04 ile başkayan bir detay koduna) Bütçe Giderleri Hs.1.046.500,00.-
835- Gider Yansıtma Hesabı 1.046.500,00.-
------------------- / -----------------------------
3-
----------------------- / ----------------------------
630.03.02.03.02 Giderler Hesabı 1.000
191 İndirilecek KDV Hesabı 180
360- Ödenecek Vergi ve Fonlar Hs.
103- Verilen Çekler ve Gönderme Emirleri Hesabı
----------------------- / ----------------------------
830- Bütçe Giderleri Hs. 1.180
835- Gider Yansıtma Hesabı 1.180
----------------------- / ----------------------------
Ay sonunda;
191 nolu hesap, ay sonlarında kapatılarak ertesi aya devir vermeyecektir. Ay sonlarında hesabın borç bakiyesi, alacak kaydı yapılarak kapatılacaktır. Karşılığında ise 391- Hesaplanan Katma Değer Vergisi Hesabına borç kaydı yapılacaktır. Ay içerisinde 191- İndirilecek Katma Değer Vergisi Hesabının borç bakiyesi, 391- Hesaplanan Katma Değer Vergisi Hesabının alacak bakiyesinden fazla ise aradaki fark 190- Devreden Katma Değer Vergisi Hesabına borç kaydedilecektir.
Ay sonunda katma değer vergisiyle ilgili tahakkuk kayıtları yapılacaktır;
190- Devreden Katma Değer Vergisi Hesabı 180.-
191- İndirilecek Katma Değer Vergisi Hesabı 180.-
Örneğin Belediyenizin mart ayı sonu itibarıyla katma değer vergisi ile ilgili hesaplarının durumu aşağıdaki gibidir.
190- Devreden Katma Değer Vergisi Hesabı
2.000,00 599,66
191- İndirilecek Katma Değer Vergisi Hesabı
5.000,00 5.000,00
1.500,83 1.500,83
430,87
391- Hesaplanan Katma Değer Vergisi Hesabı
3.000,00 3.000,00
2100,49 2.100,49
2500,43
Belediyenin katma değer vergisi ile ilgili ay sonu kayıtları aşağıdaki gibi olacaktır.
391- Hesaplanan Katma Değer Vergisi Hesabı 2.500,43.-
190- Devreden Katma Değer Vergisi Hesabı 1.400,34.-
191- İndirilecek Katma Değer Vergisi Hesabı 430,87.-
360- Ödenecek Vergi ve Fonlar Hs. (Ödenecek Katma Değer Vergisi) 669,22 |
| Soru » Karı koca çalışan bir memurun çocuk parasını kocası alırken kadının üzerinden çocuk tedavi giderlerinin ödenip ödenemeyeceği veya kim tarafından beyanname verilmesi gerekmektedir? |
Cevabı » Göster
-Aile yardımı ödeneği Devlet memurlarına her ay aylıklarıyla birlikte ödenir. Karı ve kocanın her ikisi de memur iseler bu ödenek yalnız kocaya verilir (657 sayılı DMK Madde:203).
-Memur, çocuk için ödenen yardıma çocuğunun doğduğu tarihi takip eden ay başından itibaren hak kazanır (657 sayılı DMK Madde:204).
-Aile yardımı:Aylıklarla birlikte ödenen bu yardım, personelin ilk işe girişinde alınacak Aile Yardımı Bildirimine (Örnek:14) dayanılarak ödenir. Bu bildirim, personelin aile yardımından yararlanan eş veya çocuk durumunda meydana gelen değişiklikler ile yer değiştirme suretiyle atama halinde yenilenir (Merkezî Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliği Madde:12).
-Devlet Memurları ile [herhangi bir sağlık yardımından yararlanmayan] eşlerinin veya bakmakla yükümlü oldukları ana, baba ve [ikiden fazla dahi olsa aile yardımına müstehak] çocuklarının, hastalanmaları halinde, evlerinde veya resmi veya özel sağlık kurumlarında ayakta veya yatarak tedavileri kurumlarınca sağlanır (657 sayılı DMK Madde:209).
-Devlet Memurunun aile yardımı ödeneğine hak kazanan çocukları tedavi giderlerinden yararlanır (Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliği Madde:3)
-Her Devlet memuru, tedavi yardımından yararlanabilecek eşi, bakmakla yükümlü olduğu ana, baba ve aile yardımı ödeneğine müstehak çocuklarını gösterir bir beyanname vermekle yükümlüdür. Karı ve kocanın her ikisinin de bu Yönetmelikten yararlanan memur olması halinde aile yardımı ödeneğine müstehak çocuklar anne veya babadan yalnız biri tarafından düzenlenecek beyannamede gösterilir (Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliği Madde:40).
Sonuç olarak; tedavi giderinden yararlanabilmek için gerekli ve yeterli şart, aile yardımı ödeneğine müstehak olup beyan edilmesidir. Anne ve babanın memur olması durumda ise aile yardımı ödeneğine müstehak çocuklara ait tedavi giderleri, beyannameyi veren tarafın kurumunca karşılanması gerekir. Bir başka ifade ile aile yardımı ödeneğinin baba tarafından alınması tedavi yardımından yararlanmayı etkilemediğini düşünüyoruz. |
| Soru » Bizim şöyle bir sorunumuz var, Belediyemizce 600.000 YTL İller Bankasından kredi aldık. Bu kredi bizim hesaplarımıza girmedi ve girmeyecek, İller Bankası DMO aracılığı ile Belediyemize 2 iş makinası alıp verecek, muhasebe kayıtlarımızı nasıl yapmamız gerekecek,
Bu konuda;
1- Ek bütçe yapılacak mı,
2- Karşılığından gelir olarak hangi kalemi göstermemiz gerekir,
3- 2006 bütçesi denk olarak yapıldığından bu iş ve işlemler ile ilgili her hangi bir gelir türü ve gider tertibi açılmadı
4- Muhasebe kayıt ve işlemleri nasıl olmalı
teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılarınızın devamını dilerim. |
Cevabı » Göster
Eğer bütçenizde bu iş makinelerinin alımı ile ilgili bir ödenek yoksa bunun için öncelikle ödenek temin etmeniz gerekir. Aksi takdirde ödeneksiz bir harcama yapmış olursunuz. Bildiğiniz gibi bu işle ilgili ödeneği, yedek ödenek, öngörülmeyen giderler ödeneği ya da diğer ödeneklerden aktarma suretiyle temin edebilirsiniz.
Eğer bu işle ilgili hiçbir tertip öngörmediyseniz o zaman öngörülmeyen giderler ödeneği kullanmak gerekmektedir.
Bu alımın muhasebe işlemi aşağıdaki gibi olacaktır. (Kesintiler ve vergiler ihmal edilmiştir.)
------------------------ / --------------------------------
253- Tesis Makine ve Cihazlar Hs. Veya
254- Taşıtlar Hesabı
400- Banka Kredileri Hs.
------------------------ / --------------------------------
830- Bütçe Giderleri Hs.
835- Gider Yansıtma Hs.
------------------------ / -------------------------------- |
| Soru » Bir daireye yanlışlıkla bir ödeme yaptığımızda sonrada bunu farkedip ödenen miktarı kişi borcuna alıp geri tahsil ettiğimizde dairenin yanlış ödeme yüzünden bu kalemdeki ödeneği boşa gitmiş oluyor. Bu ödeneği kurtarmanın yani ödenip geri alınan paranın ödeneğini geri almanın bir yolu var mı? Çalışmalarınızda başarılar dilerim. |
Cevabı » Göster
Bütçeye gider kaydıyla yersiz olarak ödenen ve daha sonra Kişilerden Alacaklar Hesabına kaydedilen tutarların ödeneği kullanılmış oluyor.
Eğer kullanılmış olan bu ödenek kurumunuz için önemli ve ikame edilemeyen bir ödenekse, o zaman bu ödeneğin, ödeneğine iade işlemini yaparak, yeniden kullanabilirsiniz. |
| Soru » Belediyemiz sınırları içerisinde bulunan hazine arazileri Maliye tarafından zilliyet sahiplerinne satılmaktadır. Bu satıştan elde edilen gelirin %30'u Maliye tarafından belediyemizin bankadaki cari hesabına aktrlmaktadır, %10 ' nu ise Maliye tarafından belediyemiz adına ayrı bir fon hesabı adı altında bir hesap açtırarak bu fon hesabına aktarılmaktadır.benim sorum şu biz bu %10 'luk kısmı muhasebe kayıtlarımıza almamız gerekirmi?, gerekirse ne tür bir gelir kaydetmemiz gerekir? ve biz bu %10'luk kısmı nerelerde kullanabiliriz? Belediye Başkanımız bana bu parayı belediyemizin mevcut hesabına aktarıp kullanalım diyor bunun sorumluluğu nedir? benim muhasebe yetkilisi olarak sorumluluğum olur mu? |
Cevabı » Göster
Konuyla ilgili 4706 sayılı Kanunun “TAKSİTLE ÖDEME, SATIŞ BEDELİNDEN PAY VERİLMESİ, BELEDİYELERE DEVİR” Başlıklı 5. maddesinde; “Hazineye ait taşınmazların satış bedeli taksitle de ödenebilir. Taksitle ödeme halinde, satış bedelinin en az dörtte biri peşin, kalanı en fazla iki yılda ve taksitlerle kanuni faizi ile birlikte ödenir.
Taksitli satışlarda taksit tutarını ve kanuni faizlerini karşılayacak miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu verilmesi veya satışı yapılan taşınmazın üzerinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca Hazine lehine kanuni ipotek tesis edilmesi halinde, taşınmaz alıcısı adına devredilir. Alıcısı adına mülkiyet devri yapılmayan taşınmazlara ilişkin taksitli satışlarda, alıcı tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda, tahsil edilen tutarlardan ihale sırasında alınan geçici teminata isabet eden tutar Hazineye irat kaydedilerek kalanı alıcıya aynen iade edilir.
Taksitlendirme dışında bırakılacak bedel ile taksit süresi ve sayısını köy sınırları veya belediye ve mücavir alan sınırları itibarıyla belirlemeye Bakanlık yetkilidir.
16.2.1995 tarihli ve 4070 sayılı Kanuna göre yapılan satışlarda bedelin taksitle ödenmesi halinde, taksitle ödenecek kısma faiz uygulanmaz.
Belediye ve mücavir alan sınırları içindeki Hazineye ait taşınmazların satış bedellerinin tahsil edilen kısmından öncelikle yerinde muhafaza edilemeyen yapıların tasfiyesinde kullanılmak şartıyla %10'u, ilgili belediyelerin 20.7.1966 tarihli ve 775 sayılı Kanun hükümlerine göre oluşturulan fon hesabına aktarılır. Kalan kısmından ise ilgili belediyeye %30, varsa büyükşehir belediyesine %10 oranında pay verilir. Belediye mücavir alan sınırları dışındaki köylerde bulunan Hazine taşınmazlarının satış bedellerinin tahsil edilen kısmından, %25 oranında; dörtte biri ilgili köy tüzel kişiliğine ödenmek ve kalanı diğer köylere götürülecek hizmetlerde kullanılmak üzere, il özel idarelerine pay verilir. Bu paylar tahsilini takip eden ayın yirmisine kadar ilgili idarelerin hesaplarına aktarılır. Belediyelere veya köy tüzel kişiliklerine yapılan satış ve devirlerden elde edilen gelirler ile özel ödenek kaydedilen satış gelirlerinden pay verilmez.
Belediye ve mücavir alan sınırları içinde olup, bakanlıkça tespit edilen Hazineye ait taşınmazlardan, 31.12.2000 tarihinden önce üzerinde yapılanma olanlar; öncelikle yapı sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerine satılmak ya da genel hükümlere göre değerlendirilmek üzere ilgili belediyelere bedelsiz olarak devredilir. Bu şekilde devredilen taşınmazlar, haczedilemez ve üzerinde üçüncü kişiler lehine herhangi bir sınırlı ayni hak tesis edilemez. Bu taşınmazlar belediyelerce öncelikle talepleri üzerine yapı sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerine, rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Bu suretle yapılacak satışlarda satış bedeli, en az dörtte biri peşin ödenmek üzere üç yıla kadar taksitlendirilebilir. Taksit tutarlarına kanuni faiz oranının yarısı uygulanır. Taksitle satışa esas bedel ile taksit süresi ve sayısını belirlemeye belediyeler yetkilidir.
Bu taşınmazlardan gerekli olanlar için öncelikle imar planları veya imar uygulaması yapılır. "Belediyelerce imar planı ve/veya imar uygulaması yapılmadan kadastrol parsel üzerinden yapılan satışlarda, düzenleme ortaklık paylarına ilave olarak, satışı yapılan arazinin düzenlemeden önceki yüzölçümünün %20'sinin, satış bedelinden aynı oranda düşülmek kaydıyla eğitim ve sağlık tesisleri ile diğer resmi tesis alanları için ayrılabileceğine ve bu amaçla ayrılan alanların bedelsiz ve müstakil parsel şeklinde Hazine adına resen tescil edileceğine dair tapu kütüğüne şerh konulur.
Yapılacak yazılı tebligat tarihinden itibaren altı ay içinde satın alınma talebinde bulunulmayan veya üzerinde yapılanma olmayan ve bu madde kapsamında devredilen taşınmazlar genel hükümlere göre belediyece satılabilir. Devir tarihinden itibaren üç yıl içinde belediyece satılamayan taşınmazlar, belediyelerin muvafakatine ve hükme gerek olmaksızın Hazine adına resen tescil edilir.
Belediyece satılan taşınmazların satış bedelleri, alıcıları tarafından Bakanlıkça belirlenecek saymanlık hesabına yatırılır. Bu bedeller hiçbir şekilde haczedilemez. Tahsil edilen bedellerden beşinci fıkraya göre pay ayrılır.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapılan her türlü yapı ve tesisler, başka bir işleme gerek kalmaksızın Hazineye intikal eder. Yapı ve tesisleri yapanlar herhangi bir hak ve tazminat talep edemezler.” hükümleri bulunmaktadır.
Bu hükümlere göre, Belediye ve mücavir alan sınırları içindeki Hazineye ait taşınmazların satış bedellerinin tahsil edilen kısmından yüzde onu belediyelerin özel bir fon hesabına aktarılmaktadır/aktarılmalıdır. Belediyeler bu parayı istedikleri gibi örneğin cari giderleri için kullanamazlar. Bu paralar
- Öncelikle yerinde muhafaza edilemeyen yapıların tasfiyesinde kullanılır.
- Ayrıca, belediyelerce, Bayındırlık Bakanlığından izin alınmak şartıyla;
a) 20.7.1966 tarihli ve 775 sayılı Kanun amaçlarında kullanılmak üzere arsa sağlanmasında, Bayındırlık Bakanlığınca onanan plan ve projelere göre halk konutu, nüve konut veya geçici misafir konutu yapılmasında,
b) Islah olunacak gecekondu bölgeleri ile yeniden tesis edilecek önleme bölgelerinin yol, meydan, kanalizasyon, su, elektrik ve benzerleri gibi kamu hizmet ve tesislerinin Bayındırlık Bakanlığınca onanan projelerine göre yapılmasında veya onarılmasında,
c) Kendi bütçe imkanlarıyla karşılanamayan ve fakat 775 sayılı Kanun gereğince yapılması gereken tespit, harita alımı, plan ve projelendirme hizmetlerinde kullanılır. |
| Soru » Bilindiği üzere Belediyeler, 5393 sayılı Belediye Kanununun 68.maddesine istinaden Belediye Meclisi kararı doğrultusunda görev ve hizmetlerinin gerektirdiği giderleri karşılamak amacıyla iç ve dış borçlanma yapabilmektedirler. Belediyeler, en son kesinleşmiş bütçe gelirlerinin, 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme oranıyla artırılan miktarının yılı içinde toplam yüzde onunu geçmeyen iç borçlanmayı yine 5393 sayılı Kanunun 68.maddesinin (d) bendinde belirtilen borç stok tutarını göz önünde bulundurarak belediye meclisi kararı ile gerçekleştirebilmektedirler. Ancak, yıl içinde, belediye meclis kararı ile bir önceki yıl gelir gerçekleşmesinin yeniden değerleme oranıyla artırılan miktarının %10’u kadar iç borçlanma yapan belediyelerin, aynı yıl içerisinde, edindikleri bu borcun bir kısmını ödemeleri halinde, İçişleri Bakanlığının onayına müracaat etmeden ödenen kısım kadar yeni bir belediye meclisi kararı almak kaydıyla borçlanma yapıp yapamayacakları hususunda tereddüde düşülmüştür.
Yukarıda yaptığımız açıklamalar da göz önünde bulundurularak, yıl içinde, belediye meclis kararı ile bir önceki yıl gelir gerçekleşmesinin yeniden değerleme oranıyla artırılan miktarının %10’u kadar iç borçlanma yapan belediyelerin, aynı yıl içerisinde, edindikleri bu borcun bir kısmını geri ödemeleri halinde, yeni bir belediye meclisi kararı almak kaydıyla, ödenen kısım kadar yeniden borçlanma yapabilirler mi? |
Cevabı » Göster
Bilindiği üzere 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 68. maddesi borçlanma ile ilgilidir. Söz konusu madde hükmü aşağıdadır. “Belediye, görev ve hizmetlerinin gerektirdiği giderleri karşılamak amacıyla aşağıda belirtilen usûl ve esaslara göre borçlanma yapabilir ve tahvil ihraç edebilir:
a) Dış borçlanma, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde sadece belediyenin yatırım programında yer alan projelerinin finansmanı amacıyla yapılabilir.
b) İller Bankasından yatırım kredisi ve nakit kredi kullanan belediye, ödeme plânını bu bankaya sunmak zorundadır. İller Bankası hazırlanan geri ödeme plânını yeterli görmediği belediyenin kredi isteklerini reddeder.
c) Tahvil ihracı, yatırım programında yer alan projelerin finansmanı için ilgili mevzuat hükümleri uyarınca yapılır.
d) Belediye ve bağlı kuruluşları ile bunların sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip oldukları şirketlerin, faiz dâhil iç ve dış borç stok tutarı, en son kesinleşmiş bütçe gelirleri toplamının 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme oranıyla artırılan miktarını aşamaz. Bu miktar büyükşehir belediyeleri için bir buçuk kat olarak uygulanır.
e) Belediye ve bağlı kuruluşları ile bunların sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip oldukları şirketler, en son kesinleşmiş bütçe gelirlerinin, 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme oranıyla artırılan miktarının yılı içinde toplam yüzde onunu geçmeyen iç borçlanmayı belediye meclisinin kararı; yüzde onunu geçen iç borçlanma için ise meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve İçişleri Bakanlığının onayı ile yapabilir.
f) Belediyelerin ileri teknoloji ve büyük tutarda maddî kaynak gerektiren alt yapı yatırımlarında Devlet Plânlama Teşkilatı Müsteşarlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kabul edilen projeleri için yapılacak borçlanmalar (d) bendindeki miktarın hesaplanmasında dikkate alınmaz. Dış kaynak gerektiren projelerde Hazine Müsteşarlığının görüşü alınır.
Yukarıda belirtilen usûl ve esaslara aykırı olarak borçlanan belediye yetkilileri hakkında, fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmeyen durumlarda 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun görevi kötüye kullanmaya ilişkin hükümleri uygulanır.
Belediye, varlık ve yükümlülüklerinin ayrıntılı bir şekilde yer aldığı malî tablolarını üçer aylık dönemler hâlinde İçişleri Bakanlığına, Maliye Bakanlığına, Devlet Plânlama Teşkilatı Müsteşarlığına ve Hazine Müsteşarlığına gönderir. “
Bu hükümlere göre Belediyenizin toplam borç stoku (iç borç, dış borç ve diğer borçlar toplamı) 2005 kesin hesabındaki bütçe gelirleri toplamının Yeniden Değerleme oranı olan yüzde 9,8 ile çarpımının 1,5 katını geçemeyecek.
Yıl içinde yaptığınız iç borçlanmalarda ise 2005 kesin hesabındaki bütçe gelirleri toplamının Yeniden Değerleme oranı olan yüzde 9,8 ile çarpımının yüzde onuna kadar olan kısmı belediye meclisinin kararı ile yüzde onunu geçen iç borçlanma için ise meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve İçişleri Bakanlığının onayı ile yapabileceksiniz.
Sorunuza gelecek olursak, yıl içinde yapılabilecek iç borçlanmalarda meclis kararı ile yapılabilecek kısım son derece net ve kesindir. 2005 yılı bütçe geliri 100 birim olan belediye ancak 10,98 birim belediye meclisi kararı ile borçlanma yapabilir. Bu borçlardan bir kısmının ödenmiş olması meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve İçişleri Bakanlığının onayı olmadan sadece meclis kararı ile borçlanma yapılmasına imkan sağlamaz.
Biran sizin dediğiniz gibi işlemlerin yürütüldüğünü düşünürsek bu durumda sürekli olarak borçlanma yapılabilir. Örneğin yıl içinde ödemiş olmak kaydıyla yukarıdaki örneğe göre 50 birim dahi borçlanma yapılabilir ki o zaman Kanunda borçlanmadan değil iç borç bakiyesinden bahsetmesi gerekirdi. Burada yapılabilecek borçlanmalardan bahsedilmiştir.
Bu nedenlerle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun görevi kötüye kullanmaya ilişkin hükümlerine muhatap olmamak için, en son kesinleşmiş bütçe gelirlerinin, 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme oranıyla artırılan miktarının yılı içinde toplam yüzde onunu geçen iç borçlanma için ise meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve İçişleri Bakanlığının onayı beklenilmelidir. |
| Soru » Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği 342. maddenin ç) “bendinde yabancı paralar ile yapılan işlemlerden doğan lehte kur farkları her bir işlem için, gelirler hesabına ve bütçe gelirleri hesabına kayıt yapılır.”denmektedir. 344. maddesinin a) Alacak başlığı altındaki 7. bendinde lehte kur farklarının Bütçeyle ilişkilendirileceği belirtilmiş ve yayınlanan Detaylı Hesap Planında 800 02 06 01 89 para farkları olarak alt kırım oluşturulmuş. Fakat 354.maddesinin a) Borç başlığı altındaki 5.bendinde aleyhte kur farkının bütçeyle ilişkilendirileceği belirtilmiştir. Detaylı Hesap Planında bütçe kodlarında kur farkıyla ilgili alt kırım bulunmamaktadır.
Bu tür ödemelerde izlenmesi gereken yol hakkında bilgi vermenizi ve konuyla ilgili birkaç monografi ile açıklarsanız sevinirim. |
Cevabı » Göster
Sizinde belirttiğiniz gibi bütçe gelirleri hesabını ilgilendiren bir işlemde kur farkından dolayı gelir kaydedilmesi gereken miktarlarda artış olması halinde, bu artışlar bütçeye gelir kaydedilir. Bütçeye gelir kaydedilmesinde de para farkları yardımcı hesapları kullanılır.
Bütçe giderlerinde de kur farklarından dolayı verilen talimattan daha fazla miktarda ödemeler yapılması söz konusu olabilmektedir. Bu durumlarda da daha yüksek bir kurdan ödeme yapılması durumunda aradaki farkın bütçeleştirilmesi gerekmektedir. Bütçeleştirme işlemlerinde bütçe giderleri için bütçe gelirlerinde olduğu gibi bir para farkları tertibi bulunmamaktadır. Bu tutarların bütçe giderinin yazıldığı tertibe ve ekonomik kodlamaya kaydedilmesi gerekir.
Örneğin, 1.000 dolarlık bir yurtdışı aylığı 1 dolar 1,6 YTL döviz kurundan hesaplanarak ödeme emri belgesiyle kayıtlara intikal ettirilerek ödendi. Ancak ödeme anındaki döviz kuru 1,62 YTL gerçekleştiyse aradaki 20 YTL.ninde kayıtlara alınması gerekir. Bu örnekte,
-------------------------------- / ------------------------------
630- Giderler Hesabı 20.-
106- Döviz Gönderme Emirleri Hs. 20.-
-------------------------------- / ------------------------------
830- Bütçe Giderleri Hesabı 20.-
835- Gider Yansıtma Hesabı 20.-
-------------------------------- / ------------------------------
905- Ödenekli Giderler Hesabı 20.-
900- Gönderilecek Bütçe Ödenekleri Hesabı 20.-
-------------------------------- / ------------------------------
Bu işlemde 630- Giderler Hesabı, 830- Bütçe Giderleri Hesabı, 905- Ödenekli Giderler Hesabı ve 900- Gönderilecek Bütçe Ödenekleri Hesabı’nın tüm yardımcı hesap kodları ve tertipleri esas ödeme emri belgesi üzerinde bulunan detaylardır. Özel “para farkları” yardımcı hesabı bulunmamaktadır. |
| Soru » İhale komisyon üyeleri ne zaman belirlenmelidir? |
Cevabı » Göster
4734 sayılı İhale Kanununda komisyonların oluşumuyla ilgili açık bir hüküm bulunmamaktadır. Sadece Kanunun 6’ncı maddesinin üçüncü fıkrasında,” gerekli incelemeleri yapmak amacıyla ihale işlem dosyasının birer örneği,ilan veya daveti izleyen üç gün içinde ihale komisyonu üyelerine verilir” hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla bu hükümden hareketle ihale (harcama) yetkilisinin ihale onayının alınmasından sonra. ihale ilk ilan veya davet tarihini izleyen en geç üç gün içinde ihale komisyonunu oluşturması gerekmektedir.[1] Komisyonun kurulmasıyla ilgili azami süre bu olmakla birlikte daha erken kurulmasında da bir sakınca bulunmamaktadır.[2] Dolayısıyla uygulamada sıkça yapıldığı üzere ihale onay belgelerinin imzası aşamasında da komisyonun görevlendirilmesi mümkündür
[2] GÖK Yaşar, Sayıştay Başdenetçisi, E.KİK Daire Başkanı, Sorularla ve Cevaplarla Açıklamalı Kamu İhale Kanunu, Aralık 2003 |
| Soru » Kız Meslek Lisesinde okuyan parasız yatılı ve burslu öğrencilere ödenen burs ve harçlıklardan damga vergisi kesilir mi? Bu konuda bizi aydınlatırsanız sevinirim. İyi çalışmalar. |
Cevabı » Göster
488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (1) Sayılı Tablonun (Değişik:30/12/2004-5281/7 md.) “IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar” bölümünün “makbuzlar“ başlıklı 1/b maddesine göre; maaş, ücret, gündelik, huzur hakkı, aidat, ihtisas zammı, ikramiye, yemek ve mesken bedeli, harcırah, tazminat ve benzeri her ne adla olursa olsun hizmet karşılığı alınan paralar için verilen makbuzlar ile bu paraların nakden ödenmeyerek kişiler adına açılmış veya açılacak cari hesaplara nakledildiği veya emir ve havalelerine tediye olunduğu takdirde nakli veya tediyeyi temin eden kağıtlardan (binde 6) oranında damga vergisi kesilir.
Dolayısıyla, herhangi bir hizmet karşılığı olmayan öğrenci burs ve harçlıklarından damga vergisi kesilmemelidir. |
| Soru » Kurumumuzda stratejik planlama yapılmadan bütçe kalemleri tavan ücretleri doğrultusunda bütçe hazırlamamız isteniyor. Bu tavan ücretler çok komik. Bunlar üzerinde ihtiyacımız olduğunda tekliflerde bunu nasıl dile getirir ve tavan rakamı nasıl delebiliriz? |
Cevabı » Göster
Ülkemizdeki yanlış bütçe anlayışının ve kıt imkânların sonucunda ortaya çıkan önemli bir sorunu soru olarak belirtmişsiniz. Cevabı oldukça zor bir soru. Öncelikle şunu belirtmeliyim bütçeler gelir imkanları ve finansman imkanları doğrultusunda hazırlanmaktadır. Bu imkanlardan yola çıkarak fayda maliyet analizleri, öncelikler ve hedefler, alternatif maliyetler göz önüne alınarak sonsuz ihtiyaçlardan seçimler yapılmaktadır. Bu nedenle gelir ve finansman imkanlarını artırmak ve öncelikleri belirlemek daha sağlıklı bütçeler yapılmasına imkan sağlayacaktır. |
| Soru » 1- 2006 mali yılı bütçesini yaparken dördüncü düzey ekonomik kodlardan 09 4 1 01 Öngörülmeyen giderler ödeneği ve 09 9 1 02 İlama Bağlı Borçları karşılama ödeneği harcama kalemlerine ödenek verildi. Yıl içinde iki harcama kaleminden de harcama yapılması hasıl oldu, fakat 830 ve 630 kodlarında 09 kodlarının karşılığı yok. bu işlemi nasıl yapacağız.
2- Belediyemiz adına Devlet Planlama Teşkilatından 11.535 YTL bilgisayar alımları ile ilgili yardım geldi. Bu yardımla 8 PC ve 1 Dizüstü Bilgisayar alımını gerçekleştirdik. Bu işlemin nasıl muhasebeleştireceğiz. |
Cevabı » Göster
1- Birinci sorunuz bütçe ödeneklerinin kullanımı ile ilgili. Bütçede 09 ile başlayan ekonomik kodlar yedek ödenek tertiplerine aittir. Yedek ödenek tertiplerinden (09 ile başlayan) doğrudan bir gider yapmanız mümkün değildir. Bu tertiplerde yer alan ödenekler, gerektiğinde diğer tertiplere aktarma yapmak amacıyla bütçelere konulan ödeneklerdir. 09-Yedek Ödenek tertibi altındaki yedek ödenek dışındaki diğer tertiplere konacak yedek ödenekler konulduğu amaç dışında kullanılamaz. Bu tertiplerdeki ödenekleri ihtiyacınız olan ödenek kalemlerine aktarma yapmak suretiyle kullanabilirsiniz. Aşağıda yer alan kısıtlamalar dışında bütçenin tüm tertipleri arasında ödenek aktarımı (değişimi) yapılabilir. Ancak,
a) Personel giderleri tertiplerinden başka tertiplere ödenek aktarımı yapılamaz.
b) Aktarma suretiyle ilave veya düşme yapılmış tertiplerden başka tertiplere aktarma yapılamaz.
c) Yedek ödenekten aktarma yapılmış tertiplerden başka tertiplere aktarma yapılamaz.
d) Projeye bağlı yatırım tertiplerinden diğer tertiplere aktarma yapılamaz.
e) Mevzuatla aktarma yapılmaması öngörülen tertiplerden, diğer tertiplere aktarma yapılamaz.
Bu konuda daha detaylı bilgi için Güncel Mevzuat Dergisinin Haziran sayısında yayımlanan “Mahalli İdarelerde Ödenek Kullanımı Ve Bütçede Yapılabilecek Değişiklikler Ve Bunların Muhasebesi” başlıklı makaleyi okuyabilirsiniz.
2. İkinci sorunuzun yanıtını aşağıdaki işlem sürecine göre yapabilirsiniz.
Yardım geldiğinde
------------------------- / --------------------------
102- Banka Hesabı
600- Gelirler Hesabı
(Bağış ve Yardımlar)
------------------------- / --------------------------
805- Gelir Yansıtma Hesabı
800- Bütçe Gelirleri Hesabı
------------------------- / --------------------------
Bahse konu mal ve malzemeyi aldığınızda
------------------------- / --------------------------
255- Demirbaşlar Hesabı
360- Ödenecek Vergi ve Fonlar Hs.
103- Verilen Çekler ve Gönderme Em. Hs.
------------------------- / --------------------------
830- Bütçe Giderleri Hesabı
835- Gider Yansıtma Hesabı
------------------------- / -------------------------- |
| Soru » Hocam saygılar bize ne kadar yardımcı olduğunuzu burada kelimelerle ifade etmem çok güç. Hocam bu seferki sorum şu ay geçtikten sonra önceki aylara ait faturalar gelmektedir. Bunlarda kdv bulunduğu için sıkıntı yaşıyoruz. Bazen kabul etmiyoruz bazen maliyete ilave ediyoruz bazende önceki aya kaydediyoruz. Doğru işlem nedir ne öneriyorsunuz? |
Cevabı » Göster
Hayatımızın her alanında gecikmeler, ertelemeler olduğu gibi mali konularda da özellikle dönemselliğin öne çıktığı vergisel konularda, mükellefler için ciddi olmamakla birlikte dönem kapandıktan sonra gelen faturalardaki K.D.V.’lerin, muhasebesel olarak nasıl uygulanabileceği konusunda bazı tereddütlerle karşılaşılmaktadır. Yazımızla bu tip durumlarda vergi kanunlarının bize nasıl yol gösterdiği konusu üzerinde durulacaktır.
Kanunların açıkça ifade ettiği gibi, hem gerçek hem de tüzel kişilerin yıllık safi kazancı dönemsellik ilkesine göre saptanmaktadır. Gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi hasılat, gelir ve karların aynı dönemde maliyet, gider ve zararla karşılaştırılması bu kavramın gereğindendir. V.U.K’da açıkça ifade edildiği üzere Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi kazancımızın tespiti ‘hesap dönemi ‘ itibariyle belirlenip, yine aynı tarih itibariyle hesapların kapanma işlemi gerçekleştirilir. Hesap dönemi ilgili yılın 01 Ocak tarihi ile 31 Aralık tarihlerini kapsamaktadır.
İdarelere her sene başında geçmiş yıla ait faturalar gelebilmektedir. Bu durumda geçen yıl tarihli faturalar üstünde yazılı bulunan K.D.V tutarının nasıl muhasebeleştirileceği konusu gündeme gelmektedir. Bu K.D.V tutarı mükellefler tarafından 191 no’lu ‘ İndirilebilecek K.DV.‘ hesabında mı? Yada bu tutarı bir gider olarak düşünüp gider hesaplarına mı aktaracağız? gibi akla çeşitli sorular meydana gelmektedir.
3065 sayılı K.D.V Kanun’un 29/1 maddesinde mükelleflerin vergiye tabii işlemler üzerinden hesaplanan K.D.V. ile mükellefçe kanuni defterlerinde 191 no’lu indirilebilecek K.D.V hesabına koymasında bir sorun bulunmamaktadır.
Ancak aynı maddenin 3. fıkrasında indirim hakkı sadece vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı içinde indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Mükellefçe faturalarda bulunan indirilebilir K.D.V’nin ilgili kayıtlara alınabilmesi için 3 şart aranmaktadır.
· İndirime konu verginin fatura ve benzeri belgelerde gösterilmesi,
· Alış belgelerinin yasal defterlere kaydedilmiş olması,
· Vergiyi doğuran olayın meydana geldiği takvim yılının aşılmaması gerekmektedir.
Aynı zamanda K.D.V’nin 58. maddesinde, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan K.D.V ile mükellefçe indirilebilecek K.D.V.’nin, Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahı tespitinde gider olarak kabul edilemez hükmü yer almaktadır.
Buradan, indirim hakkı, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği takvim yılı aşılmamak şartıyla ilgili belgelerin kanuni defterlere kayıt edildiği vergilendirme döneminde kullanılabilmektedir. İdare önceki aya ait kdv içeren faturayı bu aya kaydedip sözkonusu KDV.yi de 191 nolu hesaba kaydedip indirebilir. |
| Soru »
Sayın Üstadım Hayırlı Günler; Defterdarlıklarda Endüstri Meslek Lisesinden gelen Stajyer öğrencilere 1 Eğitim sezonu boyunca ödenecek ücretlerle ilgili olarak;
- Stajyer öğrenci 18 yaşından küçük ise bu öğrenciye ödenecek ücret , öğrencinin kendisine mi ödenecek, yoksa Velisine mi ödenecek ?
- Ödenecek olan bu ücret 180 – 200 YTL. Arası Kasadan direk öğrenciye elden ödenebilir mi ?
Bu konudaki Uzman görüşünüze ihtiyaç hasıl olmuştur.
İlginize şimdiden teşekkür eder, Saygılarımı Sunarım
|
Cevabı » Göster
Stajyer öğrencilere ödenecek ücretler, "3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanun"a göre yapılmaktadır. Bana göre, öğrencilere yapılacak bu ödemeler banka hesaplarına aktarma yapılmak suretiyle yapılmalıdır. |
| Soru » İyi günler Sayın üstadım Allah kolaylık versin günden güne sitenizi geliştiriyorsunuz ve iş yükünüzde iyice artmakta. Siteniz bize aydınlatıcı rehber olmaya hızla devam ediyo.sanki Maliye kursunda sizden 5018,4734,657,Muhasebe dersi almaya devan ediyormuşuz gibi geliyor. Üstadım bir sorum olacaktı, Malmüdürlüğümüzde Gelir Servisinin kullanmış olduğu EVDO sisteminde 121 Takipli Alacaklar hesabındaki vergiler tahsil edilirken ortaya çıkan gecikme zammnıda takipli olarak tahsil ediyor.Bu sistem doğru bir uygulama mı yoksa Takipili alacaklar hesabındaki tutarların gecikme zamları 120 Gelirlerden Alacaklar hesabından mı tahakkuk ve tahsil edilmesi gerekiyor. Uygulamada bir takipli vergi alacağının gecikme zammı 100 - 121 805-800 diye tahsil ediliyor ve ardından gün sonunda 120-600 diye tahakkuk verilip ardından 121 - 120 hesap çalıştırılıyor. Bu durumda Gelir servisinin takibe alma işlemleri devre dışı kalıyo ve takibe alma işlemleri olmadan gecikme zammı takipli olarak tahsil ediliyor.Tahsil edildiği an hesaplanan bir verginin (gecikme zammı) takipli tahsilat olması doğru bir uygulamamı açıklarsanız çok sevinirim. Vermiş olduğunuz bilgi ve emekten dolayı Allah razı olsun, saygı ve selamlarımı sunarım.
|
Cevabı » Göster
Selamlar Mürsel,
Sorduğun soru aslında Tahakkuk Esaslı Muhasebede bir türlü netleştirilememiş bir konu. Yönetmeliklerde birbirinden farklı hükümler yer alır. Şimdi konuyu şöyle özetleyelim. 120 nin faizi net yine 120 nolu hesaba alınıyor. 122, 222 ve 140 nolu hesaplarda da durum net o hesaplarda da faizler ilgili hesaba alınıyor. Sorun 121 nolu hesapta düğümleniyor. Benim bu konudaki görüşüm şu 121 nolu hesaba kaydedilen tutarların faizi de bir karışıklığa neden olmamak için 121 nolu hesaba yazılsın diyorum son zamanlarda. |
| Soru » Soruşturmalık olan veya açığa alınarak maaşının 2/3 ünü alan bir devlet memuru, açıkta kaldığı süreler için çalıştığı yer dışında ailesi ile başka bir yerde kalacağını beyan etmesi durumunda bu memura sürekli görev yolluğu veya benzeri bir harcırah ödenebilir mi? Teşekkürler... |
Cevabı » Göster
Sorunuzda "Soruşturmalık olan veya açığa alınarak maaşının 2/3 ünü alan bir devlet memuru, açıkta kaldığı süreler için çalıştığı yer dışında ailesi ile başka bir yerde kalacağını beyan etmesi durumunda bu memura sürekli görev yolluğu veya benzeri bir harcırah ödenebilir mi" diye sormaktasınız. Harcırah Kanunu "3. Kadrosuzluk dolayısiyle açıkta kalan memurlara ve bunların aile fertlerine;" harcırah ödenebileceğini belirtmektedir. Bu nedenle açığa alınan memura harcırah ödenmesi bana göre mümkün değildir. |
| Soru » Sayın Üstadım ;
Bir kişi başka bir ilçeye Soruşturma raporu neticesi tayini çıkıyor, daha sonra bu kişi bu durumu Mahkemeye intikal ettiriyor, ve mahkeme neticesi eski görev yerine tayini yapılıyor, Bu kişiyi daha sonra İdare Başka bir İlçeye tayin yapabilir mi? İdare eğer tayin yaparsa 2577 sayılı Yasanın 28’inci maddesi hükümlerini yerine getirmemiş olur mu ? Bu konu ile ilgili bana yardımcı olursanız çok memnun olurum.
Saygılarımla |
Cevabı » Göster
Şimdi idare bir kere bu kişiyi eski görev yerinde göreve önce başlatmak zorunda. Ardından buradan yeniden tayin yapabiliyor. Yani önce mahkeme kararı yerine getiriliyor. Bu zorunluluk. Sonra yeni bir idari işlem tesis edilip kişi bir yere tayin edilirse bu ayrı bir işlemdir ve bu işlem memur tarafından ayrıca dava edilmelidir.
Şİmdi idare açısından görevi kötüye kullanma suçunun oluşmaması için izlenecek yol bu.
Ancak çok az da olsa mahkemeler burada şekle değil öze bakarak kişinin isteğine mualif artık başka bir yere tayinlerinin yapılamayacağına da hükmedilebilmektedir ki bu görüş azınlıktadır. |
| Soru » Mali yılın başında bütçe ile ilgili olarak yapılacak kayıtlarda 900- Gönderilecek Bütçe Ödenekleri Hesabına yapılacak kayıtlarda yardımcı hesap kodu kullanılacak mıdır? |
Cevabı » Göster
Tahakkuk Esaslı Devlet Muhasebesinde bütçe ödenekleri kesin hesabın çıkarılmasını sağlayacak şekilde kaydedilecektir. Belediyelerde bütçeyle verilen ödenekler ile bunlardan yapılan kesintiler, yılı içinde eklenen ve iptal edilen ödenekler, ödenek kalemleri arasında yapılan aktarmalar ve geçen yıldan devreden ödenekler ile merkez ve merkez dışı birimlerde kullanılacak ödeneklere ilişkin işlemler, merkez muhasebe birimine bildirilecek ve gerekli muhasebe kayıtları yapılacaktır.
Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin tamamı analitik bütçe sınıflandırmasına göre yaptıkları bütçelerini kurumsal, fonksiyonel ve finansman kodlamasını da dikkate alarak en detay bazda muhasebeleştireceklerdir. Bu çok önemli bir husustur.
Örneğin Belediye Bütçesinin hizmet alımları (03.05) ekonomik kodundan 5.250.000.- YTL ödenek konulması halinde yapılacak muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olacaktır. Tabi bu kayıt kurumsal kod bazında da detaylandırılacaktır. Başka bir kurumsal kodda ifade edilen bir birimde de hizmet alımları ekonomik kodundan ödenek öngörülmüşse bu ödenekte aşağıdaki gibi başka bir kayıtla ayrıca kaydedilecektir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
900- GÖNDERİLECEK BÜTÇE ÖDENEKLERİ HESABI
|
5.250.000.-
|
|
|
900.03.05.00.00 Hizmet Alımları
|
|
|
|
|
901- BÜTÇE ÖDENEKLERİ HESABI
|
|
5.250.000.-
|
|
|
901.01 Bütçe Başlangıç ödeneği
|
|
|
|
|
901.01.03.05.00 Hizmet Alımları
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| Soru » Saymanlığımızın hesapları devrederken müteahhit avansı olarak verilen tutarlar herhangi bir maddi varlığı ilgilendirmemektedir. Hesaplar devredilirken bu tutarlar 259 Yatırım Avansı hesabına re'sen aktarılmıştır.
Gıda maddesi alımı ihalesi ve sözleşmesi 2005 yılında yapılan dosyadan 2006 yılında verilmesi istenen avans karşılığında maddi duran varlığı ilgilendiren herhangi bir varlık olmadığından 259 Yatırım Avansı hesabından verilip verilemeyeceği hususunda görüşünüzü bildirmenizi arz ederim. |
Cevabı » Göster
259 nolu Yatırım Avansları Hesabı 25 nolu yardımcı hesap grubundaki hesaplarla ilgili verilen avanslar için kullanılmaktadır. Bunun dışında sizin bahsettiğiniz cinsten bir avans uygulaması varsa bunu 162-Bütçe Dışı Avanslar Hesabının ilgili ayrıntı kodunda izlemeniz mümkündür. |
| Soru » Kamu ihale kanunu kapsamında alınan kesin teminat mektuplarının iade edilmesinde; 910 hesap alacaklı çalıştırılırken ekonomik ayrıntısında bulunan 910 Teminat mektuplarından bankaya gönderilenler de tereddüt etmekteyim. Daha önceden aldığımız Banka Teminat mektuplarından bir tanesini doğrudan ilgili bankaya bir yazıyla gönderdim hesap kaydını yaparken 910 ayrıntısını kullanmam gerekiyor diye düşünüyorum ama bu konuda hiç bir yerde açıklama göremeyince tereddüt ettim. Bu konuda açıklama yaparsanız memnun olurum. Teşekkür eder çalışmalarınızda başarılar dilerim |
Cevabı » Göster
Banka Teminat mektuplarını kayıt altına alırken,
----------------------------------- / ------------------------------
910.01 Teminat Mektupları Hesabı
911 Teminat Mektuplarından Alacaklar Hesabı
----------------------------------- / ------------------------------
kaydının yapılması gerekir.
Bu teminat mektubu Bankaya gönderildiğinde ise;
----------------------------------- / ------------------------------
910.09 Teminat Mektupları Hesabı (Bankaya gönderilen teminat mektupları)
910.01 Teminat Mektupları Hesabı
----------------------------------- / ------------------------------
kaydının yapılması gerekir.
Bankaya gönderilen teminat mektubu kayıtlarımızdan çıktığında ise
----------------------------------- / -------------------------------
911- Teminat Mektuplarından Alacaklar Hesabı
910.09 Teminat Mektupları Hesabı (Bankaya gönderilen teminat mektupları)
----------------------------------- / ------------------------------
Kaydı yapılmalıdır. |
| Soru » İl özel idaresi genel sekreterliği her mali yılda bütçesinden (ödenek muhasebe müdürlüğünde) diğer kamu kurumu ve kuruluşları mal, hizmet ve yapım ihalelerinde kullanılmak üzere ödenek tahsisinde bulunmaktadır. İl Sağlık Müdürlüğünün adına İl Özel İdaresi bütçe cetvelinde adımıza tahsis edilen Sağlık Ocağı yapımı inşaat ihalesi İl Sağlık Müdürlüğü mü yoksa İl Özel İdaresi Genel sekreterliğince mi yapılacaktır? Ayrıca Bakanlık tarafından Müdürlüğün ve Müdürlüğe bağlı birimlerin ihtiyaçları için il özel idaresi bütçesine aktarılması şerhi ile gönderilen ödenekler defterdarlık muhasebe müdürlüğü kanalıyla İl özel İdaresi Genel Sekreterliği bütçesine aktarılmaktadır. Aktarılan bu ödenekler İl Encümenlerinin Encümen kararıyla kullanılabilmektedir. Bu durumda bu ihaleyi İl Sağlık Müdürlüğünce mi yoksa İl Özel İdaresi Genel Sekreterliğince mi yapılacaktır? Yukarıda 2 hususun 5018 sayılı yasa hükümlerine göre değerlendirilerek cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. |
Cevabı » Göster
İl özel idaresinin bütçesinde bulunan ve buradaki ödenekle yapılan bahsettiğiniz her iki durumda da üst yönetici vali harcama yetkilisi il özel idaresi genel sekreteri olacaktır. Ancak bu işlerle ilgili gerçekleştirme görevlilerinin İl Sağlık Müdürlüğünden tespit edilmesi gerekir. Komisyonlarda onlar görevlendirilmeli ve gerçekleştirme işlemlerini onlar yapmalıdır. Dolayısıyla bu işlemlerde parçalı bir sorumluluk anlayışı ortaya çıkmaktadır. Üst yönetici, Harcama yetkilisi ve muhasebe yetkilisine ait sorumluluklar il özel idaresi teşkilatında gerçekleştirme görevlisine ait sorumluluklar ise il sağlık müdürlüğü teşkilatında kalmaktadır. Sorumlulukların ve yetkilerin neler olduğu ile ilgili Güncel Mevzuat Dergisinde yayımlanan çok sayıda makaleden yararlanabilirsiniz. |
| Soru » Bütçeleştirilmiş Borçlar Hesabına kaydedilen tutarların ödenmesinde muhasebe işlem fişinin harcama birimleri veya saymanlık tarafından düzenlenip düzenlenmeyeceği konusunda nasıl bir yol izlenmesi gerekir? |
Cevabı » Göster
Bilindiği üzere Maliye Bakanlığınca belirlenen ekonomik kodlardan Devletin zimmetinde gerçekleşip, bütçe tertibi bulunmakla birlikte masrafın oluştuğu yer ve zamanda ödeneği bulunmayan harcama tutarları; dayanağını oluşturan harcama belgeleri de eklenmek suretiyle usulüne göre tahakkuk ettirilerek tutarları, "Ödeneğine Mahsup Edilecek Harcamalar Hesabına" yazılarak "Bütçeleştirilmiş Borçlar Hesabına" kaydedilir. Bu şekilde hesaba alınan tutarlar, ödeneğinin gelmesini müteakip bütçeleştirilmiş borçlar hesabından ödenir. Tahakkuk ettirilerek hesaplara alınmış ancak, ödemesi yapılmamış harcamalara ilişkin ödeneklerin temin edilmesiyle birlikte, söz konusu tutarların 323 hesaptan ödenmesi gerekir. Ödemeye ilişkin düzenlenen muhasebe işlem fişine, söz konusu tutarın 323- Bütçeleştirilmiş Borçlar Hesabına alınmasına ilişkin ödeme emri belgesinin fazla düzenlenmiş olan nüshası bağlanacaktır.
Uygulamada sorun, ödeneğin gelmesini müteakip 323 hesaptaki kayıtlı tutarların ödenmesinde muhasebe işlem fişinin kimin tarafından düzenlenmesi gerektiği hakkında olmaktadır. Bilindiği üzere 1050 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran 5018 sayılı Yasa, 1050 sayılı Kanunun aksine yapılan harcamanın ödenek dahilinde olup olmadığını saymandan alarak harcama birimlerine vermiştir. Bu noktada muhasebe birimlerinin harcamalarla ilgili doğrudan bir ödenek kontrolü (say200oi deki kontrol hariç) söz konusu değildir. Bu çerçevede ödeneğin gelmesi halinde 323 teki tutarlarla ilgili muhasebe işlem fişinin de sorumluluk sahibi harcama birimlerince düzenlenmesi gerekmektedir. |
| Soru » 5018 sayılı kanunun 23. maddesindeki Yedek Ödenek Aktarmasındaki "genelbütçe ödeneklerinin yüzde ikisine kadar" ifadesi ile, 24.maddesinde yer alan Örtülü Ödenekle ilgili" İlgili yılda bu amaçla tahsis edilen ödenekler toplamı, genel bütçe başlangıç ödenekleri toplamının binde beşini geçemez." ifadelerindeki "Genel Bütçe Ödeneği ile Genel Bütçe Başlangıç Ödeneğinin ne anlama geldiği ve arasındaki farkın ne olduğu konusunda bilgi verirseniz sevinirim. |
Cevabı » Göster
Başlangıç ödeneği, TBMM nin bütçe kanununu kabul etmesiyle kanunlaşan ve kesinleşen ödenek demektir.Yani meclisin kabul ettiği bütçenin ekinde yer alan ödenek rakamları başlangıç ödeneği demektir
Bütçe ödeneği ise kanunlaşan yani başlangıç ödenekleri üzerinden daha sonradan yapılan ilaveler,aktarmalar veya kesintiler sonucu oluşan ödenek rakamları demektir. |
| Soru » Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliğine göre Arsa satışı durumlarını örneklerle açıklayabilir misiniz? |
Cevabı » Göster
Örnek olarak Arsanın değerinin 100 YTL olduğunu ve bunun iki taksitle satıldığını 1. taksitin 2007 yılı içinde, 2. taksitin 2008 yılı içinde tahsil edileceğini varsayalım.
Öncelikle Envanter kaydının aşağıdaki şekilde yapılması gerekmektedir.
-------------- 01.01.2007 -------------------
250 Arsa ve Araziler 100
500 Net Değer 100
--------------------- / --------------------------
1-Arsanın Taksitli satılması, Tahakkuk kaydı ve ilk taksidin tahsili
Tahakkuk
--------------------- / --------------------------
127 Diğer faaliyet alacakları 50
227 Diğer faaliyet alacakları 50
250 Arsa ve Araziler 100
--------------------- / --------------------------
İlk Taksidin Tahsili
--------------------- / --------------------------
100 Kasa 50
127 Diğer faaliyet alacakları 50
805 Gelir Yansıtma Hesabı 50
800 Gelirler 50
--------------------- / --------------------------
Dönem sonunda, 227 Diğer faaliyetler hesabında kayıtlı olan ve bir sonraki yıl tahsil edilecek olan 50 YTL lik tutar 227 hesaba alacak 127 hesaba borç kaydı yapılır.
2008 yılında ise 2. taksidin tahsilinde aşağıdaki kayıt yapılır.
--------------------- / --------------------------
100 Kasa 50
127 Diğer faaliyet alacakları 50
805 Gelir Yansıtma Hesabı 50
800 Gelirler 50
--------------------- / --------------------------
2- Geçen yıl satışı yapılarak hesaplara alınan arsanın 2007 yılı içindeki taksitinin tahsili durumunda yapılacak muhasebe kaydı
120.03.03.01.20 Arsa Satışı kodu 2007 yılında 127.06.01.05.01 Arsa Satışı olarak dönüştürülmüştür.
Dolayısıyla 2006 yılında 120.03.03.01.20 hesabında kayıtlı olan tahakkuk tutarlarından 2007 yılında tahsilat yapılacağı zaman artık 120.03.03.01.20 hesaptan değil 127.06.01.05.01 hesaptan yapılacaktır. Çünkü 2007 detaylı hesap planında 120.03.03.01.20 yardımcı hesapta kayıtlı bakiyeler 2007 yılında 127.06.01.05.01 hesaba devredildi. Dolayısıyla tahsilat aşağıdaki gibi olacaktır.
--------------------- / --------------------------
100 Kasa xxx
127 Diğer faaliyet alacakları xxx
805 Gelir Yansıtma Hesabı xxx
800 Gelirler xxx
--------------------- / --------------------------
Not: Arsanın kayıtlı değerinden daha fazla bir tutara satılması durumunda kayıtlı değeri ile satış değeri arasında fark 600-Gelirler Hesabının alacağına, Kayıtlı değerinden daha düşük bir tutara satılması durumunda ise kayıtlı değeri ile satış değeri arasındaki olumsuz fark 630-Giderler hesabının borcuna kaydedilecektir.
Ayrıca Tahsilat tutarından Mevzuatı gereğince diğer kamu idarelerine ayrılması gereken paylar varsa bu farkta aşağıdaki şekilde muhasebeleştirilecektir.
Örnek olarak tahsilat tutarından %20 mahalli idarelerelere pay ayrılması gerekiyorsa. Bu durumda tahakkuk ve tahsilat kayıtları aşağıdaki şekilde olacaktır.
Tahakkuk
--------------------- / --------------------------
127 Diğer faaliyet alacakları 40
227 Diğer faaliyet alacakları 40
630 Giderler 20
250 Arsa ve Araziler 100
--------------------- / --------------------------
1. taksit tahsilat
--------------------- / --------------------------
100 Kasa 50
363 Kamu İdareleri Payı 10
127 Diğer faaliyet alacakları 40
805 Gelir Yansıtma Hesabı 40
800 Gelirler 40
--------------------- / --------------------------
2. taksit tahsilatı
--------------------- / --------------------------
100 Kasa 50
363 Kamu İdareleri Payı 10
127 Diğer faaliyet alacakları 40
805 Gelir Yansıtma Hesabı 40
800 Gelirler 40
--------------------- / -------------------------- |
| Soru » Biz 2006 açılış hesabında varlıklarımızı kayıt altına almıştık, Amortismanları yaparken 630 giderler hesabını 630 06 01- Maddi duran varlıkların amortisman gideri 630 06 02- Maddi olmayan duran varlıkların amortisman giderleri ancak, 2006 yılında bilgisayar firmamız hesap planında bize bunları bütçe giderleri olarak attı yani biz 06- Sermaye giderlerinden yaptığımız harcamaları 630.06 olarak işledik. Bu yıl amortismanları mutlaka yapmamız gerekiyor mu? yada bize nasıl bir yol önerirsiniz?
Hocam 2.sorumda uzlaşma komisyonun da bazı borçlarımız takas oldu mesela okulların bize olan su borçları vergi dairesine olan borçlarımızdan mahsup edildi bunu muhasebe kayıtlarını nasıl yapabilirim. ilginiz için şimdiden çok teşekkür ediyorum. |
Cevabı » Göster
Amortismanları uygulanmak zorunda Bunları
---------------- / -----------------------
630- Giderler Hesabı
257- Birikmiş Amortismanlar Hesabı
---------------- / -----------------------
şeklinde kaydediyoruz. Amortismanlar bildiğiniz gibi bütçeyle ilişkilendirilmez ve herhangi bir bütçe ya da ödenek kaydı yapılmaz. Bu nedenle amortismanla ilgili yukarıdaki kayıttan başka bir kayıt yapmıyoruz.
Şimdi uzlaşma sonucunda mahsup olunan tutarlarla ilgili bir taraftan bir borcunuz silinmiş olurken diğer taraftanda bir alacağınız kaybolmuş oluyor. Örneğin okullardan su alacağınıza karşılık bir vergi borcunuz silindi ise yapılacak olan kayıt aşağıdaki gibi olacaktır;
------------------ / ---------------------------
360- Ödenecek Vergi ve Fonlar Hesabı
120- Gelirlerden Alcaklar Hesabı
-------------------- / ---------------------------
805- Gelir Yansıtma Hesabı
800- Bütçe Gelirleri Hesabı
-------------------- / --------------------------- |
| Soru » Yıl sonu kapanışında Gelirlerden Alacaklar Hesabını 120 nolu hesaba alacak 121 nolu hesaba borç şeklinde kapattık. 1 nolu yevmiye kaydında 121 nolu hesap karşılığında hangi hesabı çalıştıracağız. Yıl içinde 120 nolu hesaba alacak 121 nolu hesaba borç kaydımızda hata var. Varlık hesaplarının işleyiş kuralları hesaplara ilk kayıt hesabın borcuna yapılır. Mali yılın başında muhasebe kayıtlarının açılmasını sağlamak üzere önceki muhasebe döneminin son yevmiyesinde borç kaydedilerek kapatılan hesaplara ilişkin tutarlar alacak kaydı yapılarak; alacak kaydedilerek kapatılan hesaplara ilişkin tutarlar ise borç kaydı yapılarak muhasebe dönemi başlatılır. |
Cevabı » Göster
Soruyu sormuş ve gerekli, cevabı vermişsiniz. 121 nolu hesabın karşılığında bir hesap çalışmayacak. Yani açılış kaydını Muhasebe döneminin son yevmiyesinde borç kaydedilerek kapatılan hesaplara ilişkin tutarlar alacak kaydı yapılarak; alacak kaydedilerek kapatılan hesaplara ilişkin tutarlar ise borç kaydı yapılarak muhasebe dönemi başlatılacaktır. |
Soru »
Benim sorunum Su tesisleri harcamaları olarak gelir kaydedilen 230 Ytl tutarındaki bir bakiyenin ilgiliye geri iadesi gerekiyor. Bunu yapabilmem için ne yapmam gerekiyor. Bunu yapmayı denedim fakat yansıtmaları yaptığımda 800 ve 805 nolu hesaplarda eşitlik sağlanıyor fakat 810 nolu hesabı da ilave edilince bu eşitlik bozuluyor bu konuda bana yardımcı olursanız çok sevinirim saygılar.
|
Cevabı » Göster
Aslında eşitliği bozacak birşey yok.
Siz parayı tahsil ettiğinizde
102 Banka Hesabı
391 Hesaplanan Katma Değer Vergisi
600 Gelirler Hesabı
805 Gelir Yansıtma Hesabı
800 Bütçe Gelirleri Hesabı
kaydı yapmış olmalısınız.
İadesinde de
630 Giderler Hesabı (Ana para)
191 İndirilecek Katma Değer Vergisi Hesabı (KDV)
103 Verilen Çekler ve Gönderme Emirleri Hesabı
810 Bütçe Gelirlerinden Ret ve İadeler Hesabı
805 Gelir Yansıtma Hesabı
Kaydı yaparsanız herhangi bir sorun oluşmadan iadeyi yaparsınız.
|
| Soru » Gelir müdürlüğümüz tahsilatı yaparken 800 bütçe geliri hesabını mı yoksa 120 ile 600 hesaplarını mı kullanacak. 120 hesapla ilk tahakkuku yapıp vadesi geçenleri otomatik 121 hesaba atan bir sistem mi oluşturmalıyız? |
Cevabı » Göster
Dedikleriniz tam olarak doğru. Yapılan tahsilat eğer tahakkuklu gelirlerdense 120 Gelirlerden Alacaklar Hesabına tahakkuksuzsa 600-Gelirler hesabına kaydedilmesi gerekir.Tabi bunlar 800 bütçe gelirleri ve gelir yansıtma hesabına da yansıtılması gerekiyor. adesi geçenlerinse 121 nolu hesaba aktarılması gerekmektedir. |
| Soru »
bütçede ödenek kalmadığında ilgili müteahhit firmaların kestiği faturaları 322 nolu hesaba alınmasında alacak kaydına 360 - 333 hesapları borçta işletmemiz gerekiyor mu?
Bu konuda görüşlerinizi bildirirseniz memnun olurum saygılarımla. |
Cevabı » Göster
322 nolu hesaba brüt rakamlar üzerinden kayıt yapıyoruz vergi ve diğer kesintileri kullanmıyoruz. Vergiler ödeme aşamasında ortaya çıkmaktadır. |
| Soru » Hocam benim sorum:
1) bilgisayar yazılımı ile ilgili 06- sermaye giderlerinden yaptığım ödememi 260- Haklar Hesabına mı almam gerekiyor?
2) 911- Tem. Mektuplarında bulunan miktarın yarısını ödemem gerekiyor (yapım işi ile ilgili ihale) ne yapabilirim, sizce yarısını ödeyebilir miyim?mektubu ne yapmalıyım? |
Cevabı » Göster
Bilgisayar yazılımlarını 260 nolu hesaba almanız gerekiyor bu doğru bir
işlem.
Teminat Mektupları Hesabında bulunan miktar bildiğiniz gibi teminat mektubudur nakden ödenmesi de mümkün değildir. Teminat Mektubunun yarısının serbest bırakılması icap ediyorsa bunu bir yazıyla yapabilirsiniz ya da ilgili kişiden yeni bir teminat mektubu isteyebilirsiniz. |
| Soru » 220 nolu hesap. Bu hesabı biz çalıştırmadık. Bu hesaba hangi durumlarda kayıt yapmalıyız? |
Cevabı » Göster
220 nolu hesap bu yıl tahakkuk eden gelecek yıl tahsil edilecek olan tutarların kaydı için kullanılıyor. Bu açıdan katılım ücretleri ve ertesi yıla taşan vadeli satışlar bu hesabın kullanıldığı klasik durumlardır. |
| Soru » Sevgili Hocam 2006 hesap dönüşümünde 121 gelirden alacaklar hesabını 1 no.lu fişte hesabın alacağını çalıştırdık. Şu an mizanda hocam ters bakiye vermekte. Yani hocam alacak kalanı veriyor. Yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim efendim. |
Cevabı » Göster
121 no.lu hesabı düzeltmeniz kolay. 1 nolu fişteki tutarları 121 nolu hesabın borcuna 500 net değer hesabın 01.01 ayrıntı kodunun alacağına aydederseniz bu hesap düzelir. |
| Soru » Hazineye ait taşınmazlar ile ilgili düzenlenecek kira sözleşmelerinden damga vergisi alınır mı? |
Cevabı » Göster
488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı tabloda Akitlerle ilgili olup belli parayı ihtiva eden mukavelenameler kapsamında yer alan kira sözleşmeleri, sözleşme süresine göre kira bedeli üzerinden binde 1,5 oranında damga vergisine tabidir. Burada özellikle dikkat edilmesi gereken nokta, kira sözleşmesinin geçerlilik süresi dikkate alınarak damga vergisi matrahı tespit edilmelidir. |
| Soru » Bütçeleştirilmiş Borçlar Hesabına kaydedilen tutarların ödenmesinde muhasebe işlem fişinin harcama birimleri veya saymanlık tarafından düzenlenip düzenlenmeyeceği konusunda nasıl bir yol izlenmesi gerekir? |
Cevabı » Göster
Bilindiği üzere Maliye Bakanlığınca belirlenen ekonomik kodlardan Devletin zimmetinde gerçekleşip, bütçe tertibi bulunmakla birlikte masrafın oluştuğu yer ve zamanda ödeneği bulunmayan harcama tutarları; dayanağını oluşturan harcama belgeleri de eklenmek suretiyle usulüne göre tahakkuk ettirilerek tutarları, "Ödeneğine Mahsup Edilecek Harcamalar Hesabına" yazılarak "Bütçeleştirilmiş Borçlar Hesabına" kaydedilir. Bu şekilde hesaba alınan tutarlar, ödeneğinin gelmesini müteakip bütçeleştirilmiş borçlar hesabından ödenir. Tahakkuk ettirilerek hesaplara alınmış ancak, ödemesi yapılmamış harcamalara ilişkin ödeneklerin temin edilmesiyle birlikte, söz konusu tutarların 323 hesaptan ödenmesi gerekir. Ödemeye ilişkin düzenlenen muhasebe işlem fişine, söz konusu tutarın 323- Bütçeleştirilmiş Borçlar Hesabına alınmasına ilişkin ödeme emri belgesinin fazla düzenlenmiş olan nüshası bağlanacaktır.
Uygulamada sorun, ödeneğin gelmesini müteakip 323 hesaptaki kayıtlı tutarların ödenmesinde muhasebe işlem fişinin kimin tarafından düzenlenmesi gerektiği hakkında olmaktadır. Bilindiği üzere 1050 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran 5018 sayılı Yasa, 1050 sayılı Kanunun aksine yapılan harcamanın ödenek dahilinde olup olmadığını saymandan alarak harcama birimlerine vermiştir. Bu noktada muhasebe birimlerinin harcamalarla ilgili doğrudan bir ödenek kontrolü (say2000i deki kontrol hariç) söz konusu değildir. Bu çerçevede ödeneğin gelmesi halinde 323 teki tutarlarla ilgili muhasebe işlem fişinin de sorumluluk sahibi harcama birimlerince düzenlenmesi gerekmektedir. |
Soru »
5018 sayılı kanunun 23. maddesindeki Yedek Ödenek Aktarmasındaki
"genel bütçe ödeneklerinin yüzde ikisine kadar" ifadesi ile, 24.maddesinde yer alan Örtülü Ödenekle ilgili" İlgili yılda bu amaçla tahsis edilen ödenekler toplamı, genel bütçe başlangıç ödenekleri toplamının binde beşini geçemez." ifadelerindeki "Genel Bütçe Ödeneği ile Genel Bütçe Başlangıç Ödeneğinin ne anlama geldiği ve arasındaki farkın ne olduğu konusunda bilgi verirseniz sevinirim.
|
Cevabı » Göster
Başlangıç ödeneği, TBMM nin bütçe kanununu kabul etmesiyle kanunlaşan ve kesinleşen ödenek demektir.Yani meclisin kabul ettiği bütçenin ekinde yer alan ödenek rakamları başlangıç ödeneği demektir.
Bütçe ödeneği ise kanunlaşan yani başlangıç ödenekleri üzerinden daha sonradan yapılan ilaveler,aktarmalar veya kesintiler sonucu oluşan ödenek rakamları demektir. |
| Soru » Bilindiği gibi kurumumuz Bölge Müdürlüğü Sistemi ile çalışan Özel Bütçeli Bir Kuruluştur. Bölge Müdürlüğümüze bağlı Gerede, Bolu, Düzce, Akçakoca, Hendek, Sakarya ve Kocaeli yurtları mevcut olup, 5018 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren bu yurtların elektrik, su, telefon gibi zorunlu giderleri Bölge Müdürlüğümüzün merkezi olan Bolu’dan yapılmaktadır. Bu durum, diğer il ve ilçelerdeki yurt müdürlüklerimizin ödemelerinde aksamalara ve cezalı durumlara düşülmesine yol açmaktadır.
Ön ödeme usul ve esasları hakkında yönetmelik gereği yurt müdürlüklerinin bulunduğu PTT merkezlerindeki posta çeki hesabını kredi hesabı olarak açtırabilir miyiz? Elektrik, telefon faturaları ile posta, mektup, koli gibi gönderilerin ödemelerini bu posta çeki hesabından yapabilir miyiz? Posta İşletmelerinde Posta Çeki Hesabı açtırmak, 5018 sayılı kanun ve yönetmeliklerine aykırı bir durum teşkil eder mi? Bu konuda bilgi verirseniz memnun oluruz. |
Cevabı » Göster
Belirttiğiniz gider türleri için kredi açmak ve bu krediyi posta çeki hesabı nezdinde açmak mümkün değildir.
Belirttiğiniz ödemelerin önemli bir kısmının (elektrik, telefon, su vb) ön ödeme şeklinde yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Bunlar faturanın gelmesini müteakip ödeme emri belgesiyle kesin ödeme şeklinde ödenebilir.
Posta, mektup, koli gibi gönderilerin ödenmesi için her bir yurtta bir harcama yetkilisi mutemedi görevlendirilerek avans limitleri dahilinde avans açılır. Bunlar mahsup edildikçe yeniden avans açılabilir.
Yurtlarda avans limitlerinin artırılmasına ihtiyaç varsa, Maliye Bakanlığından böyle bir talepte bulunulabilir. |
| Soru » 5538 sayılı Kanunla; 6245 sayılı harcırah kanununa eklenen geçici madde ile buradaki şartları taşıyanlardan harcırah ödenmemiş olanlara, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31.12.2006 tarihine kadar en son görev yaptıkları yerdeki idareye başvurmaları halinde geriye dönük harcırahları ödenebilecektir.
Kanundaki şarlara haiz olanlardan; kanunun yürürlüğe girdiği tarih ve 31.12.2006 tarihine kadar askerde olduğu için görevde olmayanlara harcırah ödemesi yapılabilir mi? |
Cevabı » Göster
5538 sayılı Kanun ile 6245 sayılı Harcırah Kanununa “Geçmişe Yönelik harcırah ödenmesi” başlıklı geçici 5 inci maddesi eklenmiştir. Anılan maddeye göre geçmişe yönelik olarak kimlere harcırah ödeneceği belirtilmiştir.
Her şeyden önce anılan maddeye göre harcırah ödemesinin yapılabilmesi için 4 temel kısıt tespit edilmiştir;
1- Geriye dönük harcırah ödemenin yapılacağı durumlar:
a) 12/12/2001 tarihli ve 4726 sayılı 2002 Malî Yılı Bütçe Kanununun 6 ncı maddesinin (g) fıkrası uyarınca 1/1/2002-31/12/2002 tarihleri arasında; 26/12/2002 tarihli ve 4776 sayılı Kanunun 7 nci maddesi uyarınca 4726 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin (g) fıkrasına binaen 1/1/2003-31/3/2003 tarihleri arasında, başka yere naklen ataması yapılanlardan harcırah talep etmediklerine ilişkin yazılı beyanda bulunanlar.
b) 29/3/2003 tarihli ve 4833 sayılı 2003 Malî Yılı Bütçe Kanununun 51 inci maddesinin (f) fıkrası uyarınca, 1/4/2003-21/7/2003 tarihleri arasında kendilerinin yazılı talebi üzerine naklen ataması yapılanlar.
c) 31/7/2003 tarihli ve 4969 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin (a) bendi ve 4/7/2001 tarihli ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14/A maddesi uyarınca, 22/7/2003-26/4/2005 tarihleri arasında kendi yazılı talepleri üzerine naklen ataması yapılanlar.
ç) 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (a) bendi uyarınca, kendi yazılı talepleri üzerine naklen ataması yapılanlar.
2- Geriye dönük harcırah ödemesinin yapılacağı süre: bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31/12/2006 tarihine kadar.
3- Başvurunun nereye yapılacağı: en son görev yaptıkları yerdeki idareye.
4- Başvuruyu kimlerin yapacağı: kendileri veya ölümleri hâlinde kanunî mirasçıları.
Öte yandan, Merkezî Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin “Ödemenin kimlere yapılacağı” 8 inci maddesinde;“ Ödeme; gerçek kişilerde alacaklıya veya duruma göre vekiline, velisine, vasisine veya mutemedine; alacaklının ölümü halinde varislere; tüzel kişilerde ise kanuni temsilcilerine veya bunların tayin ettikleri vekillere; kayyım tayinini gerektiren durumlarda kayyıma yapılır.
Ödemenin yapılacağı kişi aşağıda belirtilen belgelere göre tespit edilir:
a)Vekillere yapılacak ödemelerde, vekilin alacaklı adına tahsile yetkili olduğuna ilişkin noterce düzenlenmiş vekaletname aslı veya bunun noterce onaylanmış örneği.
...
ı) Kamu personelinin aylık, ücret ve düzenli olarak yapılan benzeri alacaklarının, harcama yetkililerince yazılı olarak görevlendirilen mutemetlere ödenmesinde Mutemet Görevlendirme Yazısı (Örnek : 5 ).
j) Kamu personelinin yolluk, tedavi gideri ve benzeri münferit alacakları ile kamu personeli olmayan kişilerin hizmetleri karşılığı gerçekleşen yolluk, ders ücreti, huzur ücreti, konferans ücreti ve benzeri alacaklarının mutemetlerine ödenmesinde, her ödemeyle ilgili Şahsi Mutemet Dilekçesi (Örnek: 6 ).
...“ denilmektedir.
1982 Anayasasının “V. VATAN HİZMETİ” başlıklı 72 nci maddesinde de, vatan hizmetinin, her Türkün hakkı ve ödevi olduğu hüküm altına alınmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Aylıksız İzin” başlıklı 108 inci maddesinde ise, Muvazzaf askerliğe ayrılan memurlar askerlik süresince görev yeri saklı kalarak aylıksız izinli sayılacağı belirtilmiştir.
Sorunuzla ilgili irdelenmesi gereken mevzuat hükümleri yukarda belirtilmiştir. Her şeyden önce;
-Askerlik görevi anayasal bir ödevdir (hak) ve bu ödevin yerine getirilmesinde bireysel taktir hakkı (özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla) sözkonusu değildir.
-Öte yandan, bir hakkın kullanılması ve/veya kullanılmamasının taktir hakkı, yasaların öngördüğü çerçevede o haktan faydalanacak olan bireye aittir.
-Kanunların öngördüğü herhangi bir haktan yararlanabilmek için yapılması gereken bireysel başvurunun yine kanunların öngördüğü nedenlerden dolayı yapılamaması, o haktan yararlanmaya engel teşkil etmez.
Dolayısıyla, Anayasa da vatan hizmeti olarak tanımlanan askerlik hizmetinin yerine getiriliyor olması anılan haktan yararlanmaya engel teşkil etmez. Sonuç olarak, sorunuzda belirtmiş olduğunuz harcırahtan faydalanabilmek için;
-Merkezî Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin 8 inci maddesinde belirtilen durumlar dikkate alınmalıdır.
-Doğrudan başvuru yapmanın mümkün olmaması (Örnek:izinde olmak) halinde ise posta kanalı ile başvuru yöntemi de dikkate alınabilir (iadeli taahhütlü olmasında fayda vardır). |
| Soru » Hastanemizde tedavi görev memurun bazı tetkik ve tahlillerinin yapılması için tıp fakültesine gönderiyoruz. Ancak tıp fakültesince ilgili memurdan kurumu tarafından sevk getirmesi isteniyor. Sürekli bu tür sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve sonuçta yapılan tedavide aksamalar başlıyor. Bu konuda bizleri aydınlatırsanız sevinirim.
Devlet Hastanesinde yatarak tedavi gören bir memur, yapılamayan tetkik ve tahlillerini, kurumundan yeni bir sevk çıkartmadan tıp fakültesinde yaptırabilir mi? |
Cevabı » Göster
Uygulamada bahsetmiş olduğunuz konuda sorunlar yaşanmaktadır. Ancak, şunu hemen belirtmeliyiz ki bahsettiğiniz konu ile ilgili uygulamanın herhangi bir yasal dayanağı bulunmamaktadır. Buna karşılık, yapılan işlemin “parasal bir getiri” anlamında dayanağı olabilir (örneğin: yeni bir sevk ile başvuru yapıldığı zaman ilgili memurun başvuru yaptığı esnada muayene edileceği ve bu işlem karşılığında da kurumuna yapılan muayene ücretinin fatura edilebileceği şeklinde).
(6) Sıra Nolu Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliğinin “2. Hasta Sevk İşlemleri” başlıklı “2.2. Sevk İşlemleri” maddesine göre; Sağlık kurumlarında yatırılarak tedavi altına alınan hastaların yapılamayan tetkik ve tahlilleri için diğer sağlık kurumlarına sevkinin gerektiği durumlarda, ikinci bir sevk işlemine gerek kalmaksızın yapılan tetkik bedeli, hastayı sevk eden sağlık kurumu tarafından tetkiki yapan kurumun döner sermayesine aktarılır.
Dolayısıyla, hastanenizde yatarak tedavi gören bir memur, yapılamayan tetkik ve tahlillerini, kurumundan yeni bir sevk çıkartmadan tıp fakültesinde yaptırmasını yasal olarak herhangi bir engel bulunmamaktadır. |
| Soru » 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre aday memurlara disiplin cezası verilebilir mi? |
Cevabı » Göster
Sorunuza temel teşkil eden 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda, aday memurlar hakkında özel olarak uygulanması öngörülen hükümler belirtilmiştir. Oysa disiplin suç ve cezalarına ilişkin düzenlemelerin uygulanması açısından herhangi bir ayrıma gidilmemiştir. Dolayısıyla, aday memurlara, şartların oluşması durumunda disiplin cezası verilebilir.
Öte yandan, adaylık süresi içinde hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları, göreve devamsızlıkları tespit edilenlerin sicil amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilir. Bir başka ifade ile böyle bir durumda disiplin hükümlerine başvurmaya gerek yoktur. Ancak, bunun dışındaki bir fiil için disiplin cezalarına ilişkin hükümlerine başvurulabilir. |
| Soru » Taşınmaz kültür varlıklarının korunması ile ilgili yönetmelik 13 Nisan 2005 tarih ve 25785 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Bu yönetmelikte anılan işlemlerin muhasebeleştirilmesi aşağıda belirtilen örneklerdeki gibi yapılacaktır. |
Cevabı » Göster
Taşınmaz kültür varlıklarının korunması ile ilgili yönetmelik 13 Nisan 2005 tarih ve 25785 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Bu yönetmelikte anılan işlemlerin muhasebeleştirilmesi aşağıda belirtilen örneklerdeki gibi yapılacaktır.
Örnek- 10 Mart 2006 günü Mükellef tarafından verilen beyanname doğrultusunda ilgili adına 1.000 YTL emlak vergisi ve bu tutar üzerinden 100 YTL “Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı” tahakkuk ettirilmiştir.
1) Emlak vergisinin ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payının tahakkuk Kaydı:
.............................................. / ..............................................
120- Gelirlerden Alacaklar Hesabı 1.100.-
600- Gelirler Hesabı 1.100.-
.............................................. / ..............................................
2) 25 Mart 2006 tarihinde mükellef birinci taksit olarak 550 YTL’yi ödemiştir.
.............................................. / ..............................................
102- Banka Hesabı 550.-
120- Gelirlerden Alacaklar Hesabı 550.-
.............................................. / ..............................................
600- Gelirler Hesabı 50.-
805- Gelir Yansıtma Hesabı 500.-
800- Bütçe Gelirleri Hesabı 500.-
362- Fonlar ve Diğer Kamu İd. Adına Yap.Tah. Hs. 50.-
.............................................. / ..............................................
Burada tahsil edilen pay gelirlerden düşülerek 362 nolu hesaba alınmıştır. Bütçe giderleri ve ödeneklerle ilişkilendirilmemiştir.
3) Pay tutarı Mart ayı sonunda ilgili özel idarenin hesabına gönderilmiştir.
.............................................. / ..............................................
362- Fonlar ve Diğer Kamu İd. Adına Yap. Tah.Hs. 50.-
103- Verilen Çekler ve Gönderme Emirleri Hs. 50.-
.............................................. / ..............................................
4) İkinci taksit süresinde ödenmemiştir.
.............................................. / ..............................................
121- Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabı 550.-
120- Gelirlerden Alacaklar Hesabı 550.-
.............................................. / ..............................................
5) Bu tutar 2007 yılı içinde tahsil edilmiştir.
.............................................. / ..............................................
102- Banka Hesabı 550.-
121- Gelirlerden Alacaklar Hesabı 550.-
.............................................. / ..............................................
630- Giderler Hesabı 50.-
805- Gelir Yansıtma Hesabı 500.-
800- Bütçe Gelirleri Hesabı 500.-
362- Fonlar ve Diğer Kamu İd. Adına Yap.Tah. Hs. 50.-
.............................................. / ..............................................
Bir sonraki yıl ilgili pay giderler hesabından düşülerek gönderilmeli. Çünkü yılı gelirleri ile ilişkisi yoktur. Bu göndermeler için bütçe gider ve ödenek işlemleri yapılmamalıdır. |
| Soru » Karı koca çalışan bir memurun çocuk parasını kocası alırken kadının üzerinden çocuk tedavi giderlerinin ödenip ödenemeyeceği veya kim tarafından beyanname verilmesi gerektiği konusunda bilgi verebilir misiniz? |
Cevabı » Göster
Öncelikle sorunuzla ilgili olarak yürürlükteki yasal düzenlemeleri tespit etmekte fayda vardır:
-Aile yardımı ödeneği Devlet memurlarına her ay aylıklarıyla birlikte ödenir. Karı ve kocanın her ikisi de memur iseler bu ödenek yalnız kocaya verilir (657 sayılı DMK Madde:203).
-Memur, çocuk için ödenen yardıma çocuğunun doğduğu tarihi takip eden ay başından itibaren hak kazanır (657 sayılı DMK Madde:204).
-Aile yardımı: Aylıklarla birlikte ödenen bu yardım, personelin ilk işe girişinde alınacak Aile Yardımı Bildirimine (Örnek:14) dayanılarak ödenir. Bu bildirim, personelin aile yardımından yararlanan eş veya çocuk durumunda meydana gelen değişiklikler ile yer değiştirme suretiyle atama halinde yenilenir (Merkezî Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliği Madde:12).
-Devlet Memurları ile [herhangi bir sağlık yardımından yararlanmayan] eşlerinin veya bakmakla yükümlü oldukları ana, baba ve [ikiden fazla dahi olsa aile yardımına müstahak] çocuklarının, hastalanmaları halinde, evlerinde veya resmi veya özel sağlık kurumlarında ayakta veya yatarak tedavileri kurumlarınca sağlanır (657 sayılı DMK Madde:209).
-Devlet Memurunun aile yardımı ödeneğine hak kazanan çocukları tedavi giderlerinden yararlanır (Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliği Madde:3)
-Her Devlet memuru, tedavi yardımından yararlanabilecek eşi, bakmakla yükümlü olduğu ana, baba ve aile yardımı ödeneğine müstahak çocuklarını gösterir bir beyanname vermekle yükümlüdür. Karı ve kocanın her ikisinin de bu Yönetmelikten yararlanan memur olması halinde aile yardımı ödeneğine müstahak çocuklar anne veya babadan yalnız biri tarafından düzenlenecek beyannamede gösterilir (Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliği Madde:40).
Sonuç olarak; tedavi giderinden yararlanabilmek için gerekli ve yeterli şart, aile yardımı ödeneğine müstahak olup beyan edilmesidir. Anne ve babanın memur olması durumda ise aile yardımı ödeneğine müstahak çocuklara ait tedavi giderlerinin, beyannameyi veren tarafın kurumunca karşılanması gerekir. |
| Soru » Özel Bütçeli olan Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yemekhane ve misafirhane alımları 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca İşletilen sosyal tesislerin Muhasebe uygulamalarına dair Esas ve Usullere tabi midir? |
Cevabı » Göster
Kamu ihale kanununun 2' inci maddesinin a,c ve d fıkralarında;
"MADDE 2. - Aşağıda belirtilen idarelerin kullanımında bulunan her türlü kaynaktan karşılanan mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin ihaleleri bu Kanun hükümlerine göre yürütülür:
a) Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, özel idareler ve belediyeler ile bunlara bağlı; döner sermayeli kuruluşlar, birlikler, tüzel kişiler.
...
c) (Değişik: 4964/ 1 md.) Sosyal güvenlik kuruluşları, fonlar, özel kanunlarla kurulmuş ve kendilerine kamu görevi verilmiş tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar (mesleki kuruluşlar ve vakıf yükseköğretim kurumları hariç) ile bağımsız bütçeli kuruluşlar.
d) (Değişik: 4761/ 10 md.) (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilenlerin doğrudan veya dolaylı olarak birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip bulundukları her çeşit kuruluş, müessese, birlik, işletme ve şirketler." denilmektedir.
Bu bağlamda Özel Bütçeli olan Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yemekhane ve misafirhane alımları 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabi olarak işlemlerini yürütmek zorundadır.
Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca İşletilen sosyal tesislerin Muhasebe uygulamalarına dair Esas ve Usullere Dair Yönetmeliğin 2' inci maddesinde;
Kapsam
Madde 2 - Bu Esas ve Usuller, kamu kurum ve kuruluşlarının sosyal tesislerinin muhasebe kayıt ve işlemlerini kapsar.
Kurumlar vergisi ve/veya katma değer vergisi mükellefi olan sosyal tesisler ile 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu hükümlerine tabi sosyal tesisler bu Esas ve Usullerin sadece muhasebe işlemlerinin raporlanması ve hesapların konsolidasyonuna ilişkin hükümlerine tabidir. " denilmekte,
4' üncü maddesinde
"Tanımlar
Madde 4? Bu Esas ve Usullerde geçen;
Bakanlık: Maliye Bakanlığını,
Esas ve Usuller: Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca İşletilen Sosyal Tesislerin Muhasebe Uygulamalarına Dair Esas ve Usulleri,
Kamu kurum ve kuruluşu: 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli I, II, III ve IV sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri ile mahalli idareleri ve bunlara bağlı veya bunların kurdukları veyahut üye oldukları birlik ve idareleri,
Sosyal tesis: Kapsama dahil kamu kurum ve kuruluşlarınca işletilen eğitim ve dinlenme tesisi, misafirhane, kreş, anaokulu, spor tesisi, yemekhane ve benzeri sosyal tesisleri,...." denilmektedir.
Bu bağlamda söz konusu kurum Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca İşletilen sosyal tesislerin Muhasebe uygulamalarına dair Esas ve Usullere tabi olarak çalışmak durumundadır. |
| Soru » Kaymakam vekili olan kimse hem tedviren yürüttüğü görevinden ötürü zam ve tazminat, hem vekâlet ücreti hem de kadrosu başka ilde olduğundan geçici görev yolluğu alabilir mi Kanunen hangilerine hak kazanmış sayılır? Yardımlarınız için teşekkürler. |
Cevabı » Göster
Bu kişiye, memuriyet görev mahalli dışında çalışması halinde, vekâlet aylığı ödenmez. Geçici görev yolluğu ödenmesi gerekir.
Eğer geçici olarak görevlendirildiği kadro boş kadro ise (asil olarak bir atamanın olmaması); boş kadro ile asıl görevin zam ve tazminatı toplanır. Mukayese edilip net tutarı fazla olan kadro üzerinden ödenir. Geçici olarak görevlendirilen kadronun dolu olması halinde zam ve tazminat farkı ödenmez. Yalnızca geçici görev yolluğu ödenir. |
| Soru » İdarelerin (belediye veya belediye şirketi-AŞ) bir başka kamu kurumuna veya kamu yararına çalışan dernek yahut vakfa yardım yapma prosedürü nedir? Kısaca bilgi verebilir misiniz |
Cevabı » Göster
Genel yönetim kapsamındaki bir kamu idaresinin gerçek veya tüzel kişilere kanuni dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırması söz konusu olamaz. Ancak, bu kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir.
Bu yardımların yapılma usul ve esasları 17.07.2006 tarih ve 26231 sayılı Resmi Gazete’de Bakanlar Kurulu kararı ile yayımlanan “Dernek, Vakıf, Birlik, Kurum, Kuruluş, Sandık ve Benzeri Teşekküllere Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Bütçelerinden Yardım Yapılması Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre belirlenmektedir. Bu kapsamda;
İdarelerce teşekküllere yardım yapılabilmesi için;
1- İdare bütçesinde bu amaçla ödenek tefrik edilmiş olması,
2- Yardımlarda kamu yararı gözetilmesi, yardımların öncelikle toplumun ihtiyaç ve sorunlarına çözüm sağlaması ile toplumsal gelişmeye katkıda bulunulmasına yönelik olması,
3- Yardım yapılacak kuruluşun, yardımı yapacak idarenin görev alanına giren konularda faaliyet göstermesi,
4- Yardım yapılacak kuruluş ile yardım yapacak idare arasında protokol yapılması,
5- Yardım yapılacak kuruluşun, 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflardan olmaması, (5072 Sayılı Kanunun Bağış ve Yardımla İlgili hükümleri; Bağış ve yardımlara ilişkin diğer bir düzenleme 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun ile yapılmıştır. Kamuoyunda yaygın şikayetler de göz önüne alınarak yapılan bu düzenlemede, Dernek ve vakıfların kamu kurum ve kuruluşlarının sundukları hizmetlerle ilgili olarak gerçek ve tüzel kişilerden ücret, bağış, katkı payı ve benzeri adlar adı altında herhangi bir bedel alamayacağı, hükme bağlanmıştır. Bu maddeye aykırı hareket edenler eylemleri başka bir suç oluşturmadığı takdirde üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır ve dernek ve vakıf yöneticiliği görevinden alınırlar.)
6- Yardım yapılacak kuruluşun, Anayasa ve kanunlarla yasaklanmış faaliyetlerde bulunmamış olması,
7- Yardım yapılacak kuruluşun, üyelerine veya ortaklarına kazanç paylaşımı veya kâr dağıtımı amacının bulunmaması,
gerekir.
Yardımların verilmesi kullanılması, izlenmesi ve denetlenmesi; Yardımın miktarının belirlenmesi ve dağıtımı, bakanlıklarda bakanın, diğer idarelerde kurumun en üst yöneticisinin onayı ile yapılır. Yardım alan kuruluşlar, yardımları kamu yararı gözeterek veriliş amacına uygun olarak kullanmak zorundadır.
Yardım alan birimler, yardımın amacına uygun olarak harcanıp harcanmadığına ilişkin bilgi, belge ve kayıtların birer örneği ile faaliyet raporlarını, faaliyetin bitimini müteakip bir ay içinde veya devam eden faaliyetlerine ilişkin bilgi, belge ve raporlarını takip eden yılın ilk ayı içerisinde yardım yapan idareye göndermek zorundadır.
Yardım yapan idareler, yapılan yardımla sınırlı olmak üzere gerekli gördüğü her türlü inceleme, kontrol ve denetimi yapmaya yetkilidir. Denetim sırasında görevli memur tarafından istenecek bilgi, belge ve kayıtların gösterilmesi, verilmesi, sorulan soruların yazılı ve/veya sözlü olarak cevaplandırılması zorunludur.
Yardımların kamuoyuna açıklanması; İdareler, yardım yapılan teşekküllerin isim listesini, teşekküllere ilişkin bilgileri, yardımın amacını, konusunu ve yapılan yardım tutarlarını, izleyen yılın Şubat ayı sonuna kadar kamuoyuna açıklar.
Yardımın geri alınması; Teşekküller; yardım konusu faaliyetin gerçekleştirilemeyeceğinin veya yardımın amacına uygun olarak harcanmamış olmasının tespiti hâlinde, tespitin yapılmasını müteakip durumun teşekküle tebliğinden itibaren on beş gün içinde, ilgili idareye yardım tutarını aynen iade etmek zorundadır.
Yardımın süresi içinde iade edilmemesi durumunda, yardım tutarı kanuni faiziyle birlikte genel hükümlere göre ilgili teşekkülden tahsil edilir.
Yardımı süresi içinde iade etmeyen teşekküller, genel yönetim kapsamındaki yardımlardan bir daha yararlandırılmaz. |
| Soru » Bir firma idareye 5 adet bilgisayar bağışlamış.
1. Firma bu ürünleri kayıtlarından nasıl düşecek? İdareden herhangi bir ücret istemediğine göre fatura kesecek mi? Kesmeyecek ise nasıl düşecek? İz değer (1 YTL) mi kesecek?
2. İdare ile bir bağış sözleşmesi mi yapacak? |
Cevabı » Göster
Firma vergi mükellefimi yoksa değil mi? Bu önemli.
Vergi mükellefi olduğu varsayımıyla;
Bir bedel yoksa tabi ki fatura kesilmeyecek. Firma bir basit protokolle bunları idareye bağışlayabilir ve bu protokolle aşağıdaki muhasebe kaydını yapabilir.
------------------------------- / -------------------------------
770- Genel Yönetim Giderleri Hesabı
257- Birikmiş Amortismanlar Hesabı
255- Demirbaşlar Hesabı
-------------------------------- / -----------------------------
yalnız bu giderin önemli bir kısmı kanunen kabul edilmeyen gider olacaktır.
--------------------------------- / -------------------------------
920- Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Hs.
921- Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Karş. Hs.
--------------------------------- / ------------------------------
İdare ise kuracağı bir komisyon eliyle bir bedel tespiti yapmalı, ayniyatını kesmeli ve aşağıdaki şekilde kayıt altına almalıdır.
---------------------------- / -----------------------------------
255- Demirbaşlar Hesabı
600- Gelirler Hesabı
-------------------------- / ------------------------------------ |
| Soru » - Bedeli 1000 YTLyi geçen bir hizmet alımı ihalesi gerçekleştirdik.
- İhale, İhale Yetkilisi tarafından onaylandı.
- 5018 Sayılı Kanununun İç Kontrol ve Ön Mali Kontrol Yönetmeliğinin 17. Maddesine göre Mali kontrol Birimine gönderilmesi gerekiyor. En geç 10 iş günü içinde kontrol edilmesi gerekiyor.
- Ön Mali kontrole gidecek dosyanın ihale sonuç bildirimini ne zaman yapacağız? Ön mali kontrolden öncemi? Sonramı?
- 4734 Sayılı K.İ.Kna göre İhale Yetkilisi tarafından ihale onaylandıktan sonra üç gün içinde ihale sonucu bildiriminin ihaleye katılan firmalara tebligat yapılması gerekiyor
- Tebligat yapmadan ön mali kontrole gönderirsek üç günlük tebligat süresini geçirmiş olmaz mıyız?
- Firmalara İhale sonucu bildirimi tebligatı yaptıktan sonra Ön Mali Kontrole gönderirsek, bazı değişiklikler bulunursa bu da ihalenin iptalini gerektiren konular olursa tebligat nasıl olacak? |
Cevabı » Göster
İdarelerin, ihale kanunlarına tâbi olsun veya olmasın, harcamayı gerektirecek taahhüt evrakı ve sözleşme tasarılarından tutarı mal ve hizmet alımları için bir milyon Yeni Türk Lirasını, yapım işleri için ikimilyon Yeni Türk Lirasını aşanlar mali hizmetler biriminin kontrolüne tâbidir. Bu tutarlara katma değer vergisi dahil değildir.
Kontrole tâbi taahhüt evrakı ve sözleşme tasarıları, bunlara ilişkin tüm bilgi ve belgeleri içerecek şekilde bir işlem dosyası olarak harcama yetkilisi tarafından malî hizmetler birimine gönderilecektir.
Taahhüt evrakı ve sözleşme tasarıları, en geç on işgünü içinde kontrol edilir. Yapılan kontrol sonucunda düzenlenen görüş yazısı, işlem dosyası ile birlikte ilgili harcama yetkilisine gönderilir.
Bu nedenle belirttiğiniz tutarda bir hizmet alımında sözleşme tasarılarının Mali Hizmetler Biriminin Ön mali kontrolüne tabi değildir.
Ancak biran için ön mali kontrol sınırlarını aşan bir hizmet alımı işi için ihale sürecine girilmiş olsaydı. Süreç nasıl gerçekleşecekti onu inceleyelim.
1- Ödeme Emri Belgesinin Mali Hizmetler Biriminin Ön Mali Kontrolüne Tabi Tutulması
Mali Hizmetler Biriminin (Birim) ön mali kontrolüne tabi mali karar ve işlemler, kontrol edilmek üzere Birime gönderilecektir. Birimce yapılan kontrol sonucunda mali karar ve işlemin uygun görülmesi halinde durumuna göre görüş yazısı düzenlenecek veya dayanak belgenin üzerine “Kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür” şerhi düşülerek ilgili harcama birimine gönderilecektir. Ön mali kontrol sonucunda yazılı görüş düzenlenmesi halinde ise bu görüşler ayrıntılı, açık ve gerekçeli yazılacaktır. Birimin görüş yazısı harcama birimince ilgili işlem dosyasında saklanacak ve bir örneği de ödeme emri belgesine eklenecektir.
Birim tarafından mali karar ve işlemin uygun görülmemesi halinde ise nedenleri açıkça belirtilen bir görüş yazısı yazılarak kontrole tabi karar ve işlem belgeleri eklenmek suretiyle ilgili harcama birimine geri gönderilecektir.
Harcama birimlerince yerine getirilecek ön mali kontrol işlemi ise süreç kontrolü olarak yapılır. Süreç kontrolünde, her bir işlem daha önceki işlemlerin kontrolünü içerecek şekilde tasarlanır ve uygulanır. Mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanlar, yapacakları işlemden önceki işlemleri de kontrol ederler. Süreç kontrolünü sağlamak amacıyla harcama birimlerince mali işlemlerin süreç akış şeması hazırlanır. Süreç akış şemaları, Başkanlığın da uygun görüşü alındıktan sonra Üst Yöneticinin onayı ile yürürlüğe konulur.
Harcama yetkilileri, yardımcıları veya hiyerarşik olarak kendisine en yakın üst kademe yöneticileri arasından bir veya daha fazla sayıda gerçekleştirme görevlisini ödeme emri belgesi düzenlemekle görevlendirirler. Yapılan bu görevlendirmeler Başkanlığa da bir yazı ile bildirilir. Ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlileri, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde mevzuata uygunluk ve belgelerin tamam olup olmadığı hususları ile daha önceki işlemlerin kontrolünü de kapsayacak şekilde ön mali kontrol yaparlar. Bu görevliler yaptıkları kontrol sonucunda, işlemleri uygun görmeleri halinde, ödeme emri belgesi üzerine “Kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür” şerhini düşerek imzalarlar.
2- Taahhüt Evrakı ve Sözleşme Tasarılarının Mali Hizmetler Biriminin Ön Mali Kontrolüne Tabi Tutulması
Kontrole tabi taahhüt evrakı ve sözleşme tasarıları, bunlara ilişkin tüm bilgi ve belgeleri içerecek şekilde oluşturulan iki nüsha işlem dosyası, harcama yetkilisi tarafından sözleşme imzalanmadan ve idare taahhüt altına girmeden önce Birime gönderilir.
Kontrol edilmek üzere Başkanlığa gönderilecek işlem dosyasında bulunması gereken bilgi ve belgeler aşağıda belirtilmiştir:
a) Onay belgesi,
b) Yaklaşık maliyet ve dayanağını oluşturan hesap cetvelleri,
c) İhale komisyonlarının kurulmasına ilişkin (asil ve yedek üyelerin belirtildiği) ihale yetkilisi onayı,
d) Kamu İhale Kurumu tarafından ihale kayıt numarası verilen ihale kayıt formu,
e) İlanın yapıldığına ilişkin belgeler,
f) İlan zorunluluğu bulunmayan ihalelerde, isteklilerin davet edildiğine dair davet yazıları,
g) Yıllık yatırım programında yer alan işlerle, bu programdaki ek veya değişikliklere göre yapılacak işlerde, yılı merkezi yönetim bütçe kanununun bu konudaki hükümlerinin ve her yıl Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulan yatırım programının uygulanması, koordinasyonu ve izlenmesine dair kararda öngörülen işlemlerin yapıldığını kanıtlayan belgeler,
− Ödeneği toplu olarak verilmiş projelerin detay programlarına ait bilgiler ile toplulaştırılmış projelerin alt kalemlerine ilişkin bilgiler,
− Gelecek yıllara yaygın yüklenmelerde izin alınması gereken hallerde ilgili idarenin izni,
− Yıl içinde projelerin, yer, karakteristik, süre, maliyet ve ödenek değişikliklerine ilişkin belgeler,
h) İlgili mevzuatı gereğince çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporu gerekli olan işlerde ÇED olumlu belgesi ve işle ilgili olarak alınması gereken özel komisyon izin veya kararları,
ı) Yapım işlerinde (4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 62 nci maddesinin (c) bendinde istisna sayılanlar hariç), arsa temini, mülkiyet, kamulaştırma ve imar işlemlerinin tamamlandığına dair belgeler,
i) İhaleye ilişkin tüm şartnameler,
j) 4734 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin (a), (b) ve (c) bentleri kapsamında tek kaynaktan yapılan alımlara ilişkin olarak ihale mevzuatında belirlenen standart form,
k) Sözleşme tasarısı,
l) Yapılan ihalenin usul ve türüne uygun olarak, 4734 sayılı Kanun ile 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununa ilişkin yayımlanan yönetmelikler ve diğer düzenleyici mevzuat hükümleri uyarınca düzenlenmesi gereken standart formlar ve diğer belgeler,
m) Düzenlenmiş ise zeyilnameler, açıklamalar ve bunların isteklilere gönderildiğine dair belgeler,
n) İhalelere Karşı Yapılacak İdari Başvurulara Ait Yönetmelik hükümlerine göre Bakanlığa veya Kamu İhale Kurumuna başvuru bulunduğu takdirde, buna ilişkin yazışmalar,
o) Üzerine ihale yapılan isteklinin geçici teminatına ait alındı belgesi,
ö) Üzerine ihale yapılan isteklinin, şartname hükümleri gereğince ihale komisyonuna ibraz ettiği belgelerin tamamı,
p) İhaleye katılan bütün isteklilere ait teklif mektupları,
r) Ön yeterlik ve/veya ihale komisyonu değerlendirmelerinde elenen isteklilere ait eleme nedeni olan bütün belgeler,
s) İhale üzerinde kalan isteklinin, 4734 sayılı Kanunun 58 inci maddesine göre yasaklı olup olmadığına dair Kamu İhale Kurumundan alınan teyit belgesi,
ş) İhale kararının onaylandığına dair ihale yetkilisi onayı (onay tarihinin belirtilmiş olması gerekmektedir),
t) İhale kararlarına ait damga vergisinin (karar pulu) tahsil edildiğine ilişkin belge,
u) İşlem dosyasında bulunan bütün belgeleri gösteren onaylı dizi pusulası,
ü) Başbakanlığın veya Bakanlığın iznine tabi alımlarda izin yazısı,
v) İhaleyi kazanan istekli dışında ihaleye katılan isteklilere ait tüm bilgi ve belgeler.
Ayrıca, söz konusu işe ait sözleşmenin imzalanmasından sonra, beş işgünü içinde aşağıda belirtilen belgelerin onaylı birer nüshası da Birime gönderilecektir:
a) Sözleşme,
b) Teminata ilişkin alındının örneği,
c) Yapım işlerinde sözleşmede öngörülmeyen iş artışının zorunlu hale gelmesi ve bu artışın müteahhidine yaptırılması halinde buna ilişkin onay belgesi ve yaklaşık maliyet hesap cetveli ile ek kesin teminata ilişkin belge,
d) Sözleşmelerin devri halinde devir sözleşmesi.
Bu belgelerden yabancı dilde düzenlenmiş olanların harcama birimlerince onaylı Türkçe tercümelerinin ayrıca işlem dosyasına eklenmesi gerekmekte olup, belgelerin yabancı dildeki asılları ile taahhütlere ilişkin diğer belgeler harcama birimlerinde muhafaza edilir.
Taahhüt evrakı ve sözleşme tasarıları, Birim tarafından en geç on işgünü içinde kontrol edilir. Yapılan kontrol sonucunda düzenlenen görüş yazısı, işlem dosyasının bir nüshası ile birlikte aynı süre içinde harcama yetkilisine gönderilir. |
| Soru » Mali yılın başında bütçe ile ilgili olarak yapılacak kayıtlarda 900- Gönderilecek Bütçe Ödenekleri Hesabına yapılacak kayıtlarda yardımcı hesap kodu kullanılacak mıdır? |
Cevabı » Göster
Tahakkuk Esaslı Devlet Muhasebesinde bütçe ödenekleri kesin hesabın çıkarılmasını sağlayacak şekilde kaydedilecektir. Belediyelerde bütçeyle verilen ödenekler ile bunlardan yapılan kesintiler, yılı içinde eklenen ve iptal edilen ödenekler, ödenek kalemleri arasında yapılan aktarmalar ve geçen yıldan devreden ödenekler ile merkez ve merkez dışı birimlerde kullanılacak ödeneklere ilişkin işlemler, merkez muhasebe birimine bildirilecek ve gerekli muhasebe kayıtları yapılacaktır.
Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin tamamı analitik bütçe sınıflandırmasına göre yaptıkları bütçelerini kurumsal, fonksiyonel ve finansman kodlamasını da dikkate alarak en detay bazda muhasebeleştireceklerdir. Bu çok önemli bir husustur.
Örneğin Belediye Bütçesinin hizmet alımları (03.05) ekonomik kodundan 5.250.000.- YTL ödenek konulması halinde yapılacak muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olacaktır. Tabi bu kayıt kurumsal kod bazında da detaylandırılacaktır. Başka bir kurumsal kodda ifade edilen bir birimde de hizmet alımları ekonomik kodundan ödenek öngörülmüşse bu ödenekte aşağıdaki gibi başka bir kayıtla ayrıca kaydedilecektir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
900- GÖNDERİLECEK BÜTÇE ÖDENEKLERİ HESABI
|
5.250.000.-
|
|
|
900.03.05.00.00 Hizmet Alımları
|
|
|
|
|
901- BÜTÇE ÖDENEKLERİ HESABI
|
|
5.250.000.-
|
|
|
901.01 Bütçe Başlangıç ödeneği
|
|
|
|
|
901.01.03.05.00 Hizmet Alımları
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| Soru » İlimizde arazi satışı yapılmış ve saymanlığımızca 250 Arazi ve Arsalar Hesabına Alacak kaydedilmiştir.
Bu işleme karşılık 250 Hesaba Borç ve 500 Hesaba alacak kaydı yaparak tahakkuk kaydı yapıp yapmayacağımız hakkında tereddüde düşmüş bulunmaktayız. |
Cevabı » Göster
Daha önce kayıtlarınızda olmayan bir varlığı satmışsınız. Dolayısıyla kayıtlarınızda hiç bir zaman alacak bakiyesi vermemesi gereken 25 ile başlayan varlık hesapları alacak bakiyesi veriyor. Bu nedenle kayıtlarınızda olmayan varlıkları sattığınız durumlarda önce onları kayıt altına almanız gerekmektedir.
Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte mevcut olup muhasebe birimi hesaplarında yer almayan maddi duran varlıklardan envanter ve değerlemesi yapılanlar tahakkuk birimince bildirildikçe saymanlıklarca ilgili maddi duran varlık hesabına borç, net değer hesabına alacak kaydedilmek suretiyle hesaplara alınır.
Henüz kayıtlara alınmamış olan maddi duran varlıklardan herhangi bir nedenle elden çıkarılanlar, önce, elden çıkarma değeriyle, saymanlıklarca ilgili maddi duran varlık hesabına borç, net değer hesabına alacak kaydedilmek suretiyle hesaplara kaydedilir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle; işlemlerinizin düzeltilmesini teminen;
----------------------------- / ---------------------------------
250 Arazi ve Arsalar Hesabı,
500 Net Değer Hesabı
----------------------------- / ---------------------------------
kaydını yapmalısınız. |
| Soru » Saymanlığımızın hesapları devrederken müteahhit avansı olarak verilen tutarlar herhangi bir maddi varlığı ilgilendirmemektedir. Hesaplar devredilirken bu tutarlar 259 Yatırım Avansı hesabına re'sen aktarılmıştır.
Gıda maddesi alımı ihalesi ve sözleşmesi 2007 yılında yapılan dosyadan 2008 yılında verilmesi istenen avans karşılığında maddi duran varlığı ilgilendiren herhangi bir varlık olmadığından 259 Yatırım Avansı hesabından verilip verilemeyeceği hususunda görüşünüzü bildirmenizi arz ederim. |
Cevabı » Göster
259 nolu Yatırım Avansları Hesabı 25 nolu yardımcı hesap grubundaki hesaplarla ilgili verilen avanslar için kullanılmaktadır. Bunun dışında sizin bahsettiğiniz cinsten bir avans uygulaması varsa bunu 162-Bütçe Dışı Avanslar Hesabının ilgili ayrıntı kodunda izlemeniz mümkündür. |
| Soru » Yeni sistem için aldığımız eğitimde geçmiş yıl ile ilgili giderlerin duyundan istenmeyeceği, cari yıl bütçesinden ödeneceği söylenmişti. İşlemin bu şekilde uygulanmasını 1050 sayılı yasanın 47 nci maddesi ile örtüştüremiyorum. Bununla ilgili 5018 sayılı Kanununda yaptığım incelemede 20/d maddesinde "...ait olduğu mali yılda ödenemeyen ve emanet hesabına alınamayan zamanaşımına uğramamış geçen yıllar borçları ile ilama bağlı borçlar, ilgili kamu idaresinin cari yıl bütçesinden ödenir." denilmektedir. Dolayısıyla geçmiş yıl giderlerinin cari yıl bütçesinden ödenebilmesi 5018 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi ile başlaması gerektiğini, bu yıl ki işlemlerin daha önce yapıldığı gibi yapılması gerektiğini düşünmekteyim.
Konuyu bilgilerinize arz eder, tespitim doğru olup olmadığı noktasındaki görüşünüzü bekler, selam ve saygılar sunarım.. |
Cevabı » Göster
Sadece 1050 sayılı Kanun ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim Yasası değerlendirilirse söylediğiniz konuda haklı olursunuz. Ancak söz konusu hüküm Bütçe Kanununda da bulunmaktadır. Bu nedenle de duyun uygulaması yapılmayacak ödemeler cari yıl bütçesindeki ilgili ödenekten karşılanacaktır.
|
| Soru » Kamu ihale kanunu kapsamında alınan kesin teminat mektuplarının iade edilmesinde; 910 hesap alacaklı çalıştırılırken ekonomik ayrıntısında bulunan 910 Teminat mektuplarından bankaya gönderilenler de tereddüt etmekteyim. Daha önceden aldığımız Banka Teminat mektuplarından bir tanesini doğrudan ilgili bankaya bir yazıyla gönderdim hesap kaydını yaparken 910 ayrıntısını kullanmam gerekiyor diye düşünüyorum ama bu konuda hiç bir yerde açıklama göremeyince tereddüt ettim. Bu konuda açıklama yaparsanız memnun olurum. Teşekkür eder çalışmalarınızda başarılar dilerim |
Cevabı » Göster
Banka Teminat mektuplarını kayıt altına alırken,
----------------------------------- / ------------------------------
910.01 Teminat Mektupları Hesabı
911 Teminat Mektuplarından Alacaklar Hesabı
----------------------------------- / ------------------------------
kaydının yapılması gerekir.
Bu teminat mektubu Bankaya gönderildiğinde ise;
----------------------------------- / ------------------------------
910.09 Teminat Mektupları Hesabı (Bankaya gönderilen teminat mektupları)
910.01 Teminat Mektupları Hesabı
----------------------------------- / ------------------------------
kaydının yapılması gerekir.
Bankaya gönderilen teminat mektubu kayıtlarımızdan çıktığında ise
----------------------------------- / -------------------------------
911- Teminat Mektuplarından Alacaklar Hesabı
910.09 Teminat Mektupları Hesabı (Bankaya gönderilen tem. mektupları)
----------------------------------- / ------------------------------
Kaydı yapılmalıdır. |
| Soru » Dönem sonunda hangi hesaplarda güncelleme kayıtları yapılmaktadır. Bu kayıtlar nasıl yapılır. |
Cevabı » Göster
Zaman aşımı ya da hesapların yıllar itibariyle detaylarının izlenebilmesi ve belirli dönemlerin sonunda hesapların başka hesaplara aktarılabilmesi amacıyla bazı hesaplar yıllar itibariyle bölümlenerek izlenmektedir. Bölümlenmede genel olarak hesapların geçmiş beş yıla ilişkin sonuçları göstermesi esas alınmıştır. Yıllar itibariyle bölümlenmeye tabi tutulan hesaplar şunlardır;
320- Bütçe Emanetleri Hesabı
519- Değer Hareketleri Sonuç Hesabı
522- Yeniden Değerleme Farkları Hesabı
570- Geçmiş Yıllar Olumlu Faaliyet Sonuçları Hesabı
580- Geçmiş Yıllar Olumsuz Faaliyet Sonuçları Hesabı
Dönem sonlarında bu hesapların yardımcı hesapları arasında aktarma kayıtları yapılacaktır. Bu kayıtlardan sonra söz konusu hesaplara ilişkin 01 nolu yardımcı hesap kodunda herhangi bir tutarın kalmaması gerekir. Yani Dönem sonlarında yardımcı hesaplar arasında aktarma yapılan yukarıdaki hesapların 01 nolu cari yıla ait yardımcı hesap kodlarının bakiyesi sıfırdır ve bunların hiçbirisi ertesi yıla devir vermez.
Örneğin; kamu idaresinin bütçe emanetleri hesabına ilişkin yardımcı hesap kodları aşağıdaki gibiyse dönem sonunda yapılacak yevmiye kaydı şu şekilde oluşturulmalıdır;
320- Bütçe Emanetleri Hesabı 310.000.-
320.01 Cari Yıla (N) Ait Borçlar 244.000.-
320.02 (N-1) Yılına Ait Borçlar 25.000.-
320.03 (N-2) Yılına Ait Borçlar 20.000.-
320.04 (N-3) Yılına Ait Borçlar 17.000.-
320.05 (N-4) Yılına Ait Borçlar 3.000.-
320.06 (N-5) Yılına Ait Borçlar 1.000.-
Öncelikle zamanaşımına uğrayan bütçe emanetleri gelir kaydedilir.
------------------------ / ---------------------------------------
320.06- Bütçe Emanetleri Hesabı 1.000.-
600- Gelirler Hesabı 1.000.-
------------------------ / ---------------------------------------
805- Gelir Yansıtma Hesabı 1.000.-
800- Bütçe Gelirleri Hesabı 1.000.-
------------------------ / ---------------------------------------
Daha sonra yardımcı hesaplar arasındaki aktarma kayıtları yapılır.
------------------------ / ---------------------------------------
320.05- Bütçe Emanetleri Hesabı 3.000.-
320.06- Bütçe Emanetleri Hesabı 3.000.-
------------------------ / ---------------------------------------
320.04- Bütçe Emanetleri Hesabı 17.000.-
320.05- Bütçe Emanetleri Hesabı 17.000.-
------------------------ / ---------------------------------------
320.03- Bütçe Emanetleri Hesabı 20.000.-
320.04- Bütçe Emanetleri Hesabı 20.000.-
------------------------ / ---------------------------------------
320.02- Bütçe Emanetleri Hesabı 25.000.-
320.03- Bütçe Emanetleri Hesabı 25.000.-
------------------------ / ---------------------------------------
320.01- Bütçe Emanetleri Hesabı 244.000.-
320.02- Bütçe Emanetleri Hesabı 244.000.-
------------------------ / ---------------------------------------
Bu işlemlerden sonra bütçe emanetleri hesabının 01 nolu yardımcı hesap kodunda herhangi bir tutarın kalmaması gerekir.
|
| Soru » Sayın Hocam; İdarelerin (belediye, birlik veya belediye şirketi) bir başka kamu kurumuna veya kamu yararına çalışan dernek yahut vakfa yardım yapma prosedürü nedir? Kısaca bilgi verebilir misiniz?Kolaylıklar. |
Cevabı » Göster
Genel yönetim kapsamındaki bir kamu idaresinin gerçek veya tüzel kişilere kanuni dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırması söz konusu olamaz. Ancak, bu kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir.
Bu yardımların yapılma usul ve esasları 17.07.2006 tarih ve 26231 sayılı Resmi Gazete’de Bakanlar Kurulu kararı ile yayımlanan “Dernek, Vakıf, Birlik, Kurum, Kuruluş, Sandık ve Benzeri Teşekküllere Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Bütçelerinden Yardım Yapılması Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre belirlenmektedir. Bu kapsamda;
İdarelerce teşekküllere yardım yapılabilmesi için;
1- İdare bütçesinde bu amaçla ödenek tefrik edilmiş olması,
2- Yardımlarda kamu yararı gözetilmesi, yardımların öncelikle toplumun ihtiyaç ve sorunlarına çözüm sağlaması ile toplumsal gelişmeye katkıda bulunulmasına yönelik olması,
3- Yardım yapılacak kuruluşun, yardımı yapacak idarenin görev alanına giren konularda faaliyet göstermesi,
4- Yardım yapılacak kuruluş ile yardım yapacak idare arasında protokol yapılması,
5- Yardım yapılacak kuruluşun, 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflardan olmaması, (5072 Sayılı Kanunun Bağış ve Yardımla İlgili hükümleri; Bağış ve yardımlara ilişkin diğer bir düzenleme 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun ile yapılmıştır. Kamuoyunda yaygın şikayetler de göz önüne alınarak yapılan bu düzenlemede, Dernek ve vakıfların kamu kurum ve kuruluşlarının sundukları hizmetlerle ilgili olarak gerçek ve tüzel kişilerden ücret, bağış, katkı payı ve benzeri adlar adı altında herhangi bir bedel alamayacağı, hükme bağlanmıştır. Bu maddeye aykırı hareket edenler eylemleri başka bir suç oluşturmadığı takdirde üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır ve dernek ve vakıf yöneticiliği görevinden alınırlar.)
6- Yardım yapılacak kuruluşun, Anayasa ve kanunlarla yasaklanmış faaliyetlerde bulunmamış olması,
7- Yardım yapılacak kuruluşun, üyelerine veya ortaklarına kazanç paylaşımı veya kâr dağıtımı amacının bulunmaması,
gerekir.
Yardımların verilmesi kullanılması, izlenmesi ve denetlenmesi; Yardımın miktarının belirlenmesi ve dağıtımı, bakanlıklarda bakanın, diğer idarelerde kurumun en üst yöneticisinin onayı ile yapılır. Yardım alan kuruluşlar, yardımları kamu yararı gözeterek veriliş amacına uygun olarak kullanmak zorundadır.
Yardım alan birimler, yardımın amacına uygun olarak harcanıp harcanmadığına ilişkin bilgi, belge ve kayıtların birer örneği ile faaliyet raporlarını, faaliyetin bitimini müteakip bir ay içinde veya devam eden faaliyetlerine ilişkin bilgi, belge ve raporlarını takip eden yılın ilk ayı içerisinde yardım yapan idareye göndermek zorundadır.
Yardım yapan idareler, yapılan yardımla sınırlı olmak üzere gerekli gördüğü her türlü inceleme, kontrol ve denetimi yapmaya yetkilidir. Denetim sırasında görevli memur tarafından istenecek bilgi, belge ve kayıtların gösterilmesi, verilmesi, sorulan soruların yazılı ve/veya sözlü olarak cevaplandırılması zorunludur.
Yardımların kamuoyuna açıklanması; İdareler, yardım yapılan teşekküllerin isim listesini, teşekküllere ilişkin bilgileri, yardımın amacını, konusunu ve yapılan yardım tutarlarını, izleyen yılın Şubat ayı sonuna kadar kamuoyuna açıklar.
Yardımın geri alınması; Teşekküller; yardım konusu faaliyetin gerçekleştirilemeyeceğinin veya yardımın amacına uygun olarak harcanmamış olmasının tespiti hâlinde, tespitin yapılmasını müteakip durumun teşekküle tebliğinden itibaren on beş gün içinde, ilgili idareye yardım tutarını aynen iade etmek zorundadır.
Yardımın süresi içinde iade edilmemesi durumunda, yardım tutarı kanuni faiziyle birlikte genel hükümlere göre ilgili teşekkülden tahsil edilir.
Yardımı süresi içinde iade etmeyen teşekküller, genel yönetim kapsamındaki yardımlardan bir daha yararlandırılmaz.
|
| Soru » Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliğinde beşinci yıl sonunda net değere aktarılacağı ifade edilen hesaplar var. Bundan kastedilen nedir? |
Cevabı » Göster
Zaman aşımı ya da hesapların yıllar itibariyle detaylarının izlenebilmesi ve belirli dönemlerin sonunda hesapların başka hesaplara aktarılabilmesi amaçlarıyla bazı hesaplar yıllar itibariyle bölümlenerek izlenmektedir.
Aşağıdaki hesaplarda izlenen bu tutarların, beşinci yılın sonunda net değer hesabına aktarılarak kapatılması gerekmektedir. Bu hesaplar;
519- Değer Hareketleri Sonuç Hesabı
522- Yeniden Değerleme Farkları Hesabı
570- Geçmiş Yıllar Olumlu Faaliyet Sonuçları Hesabı
580- Geçmiş Yıllar Olumsuz Faaliyet Sonuçları Hesabı
Dönem sonlarında bu hesapların yardımcı hesapları arasında aktarma kayıtları yapılacaktır. Ancak N-5 yılına ait yardımcı hesaplarda izlenen tutarların net değer hesabın aktarılması gerekmektedir.
Örneğin;
Kamu idaresinin 519- Değer Hareketleri Hesabına ilişkin yardımcı hesap kodlarından (N-5) yılına ilişkin detayda 21.000,07.- YTL alacak bakiyesi varsa aşağıdaki kayıt yapılır.
------------------------ / ---------------------------------------
519.11.06- Değer Hareketleri Hesabı 21.000,07.-
500- Net Değer Hesabı 21.000,07.-
------------------------ / ---------------------------------------
Örneğin; kamu idaresinin 570- Geçmiş Yıllar Olumlu Faaliyet Sonuçları Hesabına ilişkin yardımcı hesap kodlarından N-5 yılına ait detay kodda 45.000.000.- YTL varsa dönem sonunda yapılacak yevmiye kaydı şu şekilde oluşturulmalıdır;
------------------------ / ---------------------------------------
570.05- Geçmiş Yıllar Olumlu Faaliyet Sonuçları Hesabı 45.000.000.-
500- Net Değer Hesabı 45.000.000.-
------------------------ / --------------------------------------- |
| Soru » Red ve iadelerde 630.12 nolu Giderler Hesabının fonksiyonel kodunun ne olması gerekiyor. Tertip kullanılması gereken hesaplar şeklinde listelediğiniz hesaplardan bütçe giderleri ile aynı anda çalışmayan hesaplarda fonksiyonel kodun tespitini neye göre yapabiliriz. |
Cevabı » Göster
Sorduğunuz soru son derece manidar.
Gider cetvelinin bölümleri, analitik bütçe sınıflandırmasına uygun olarak fonksiyonlar şeklinde düzenlenir. Fonksiyonlar; birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü düzeyde alt fonksiyonlara ayrılır.
"Fasıl ve bölüm" deyimleri, fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyini, "Kesim" deyimi, fonksiyonel sınıflandırmanın ikinci düzeyini, "Madde" deyimi, fonksiyonel sınıflandırmanın üçüncü düzeyini, "Tertip" deyimi, kurumsal, fonksiyonel ve finansman tipi kodların bütün düzeyleri ile ekonomik sınıflandırmanın ilk iki düzeyini, ifade eder.
Tahakkuk Esaslı Devlet Muhasebesi ile Analitik Bütçe Sınıflandırması birbirinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Analitik Bütçe Sınıflandırmasının yukarıda belirtilen sınıflandırmasının tamamına tertip denilmektedir. Hesap planında ise 3 basamaklı bir hesap kodu ve hesabın yeterince ayrıntısı mevcuttur. Bütçeye ilişkin hesaplarda, hesabın detayı ile Analitik Bütçe Sınıflandırmasının ekonomik sınıflandırılması, yapılan çalışmalarla üst üste çakıştırılmıştır. Böylelikle kullanıcılar hem mükerrer veri kaydından kurtarılmakta hem de tertip ve hesapların detayını öğrenmeleri kolaylaştırılmaktadır.
Aşağıdaki hesaplara kayıt yapılırken bütçe kodlamasın da yer alan kurumsal, fonksiyonel ve finansman kodlarının da hesabın kodu ve yardımcı kodlarıyla birlikte kaydedilmesi gerekmektedir.
150 İlk Madde ve Malzeme Hesabı; 153 Ticari Mallar Hesabı; 157 Diğer Stoklar Hesabı; 160 İş Avans ve Kredileri Hesabı; 161 Personel Avansları Hesabı; 164 Akreditifler Hesabı; 165 Mahsup Dönemine Aktarılan Avans ve Krediler Hesabı; 166 Proje Özel Hesabından Verilen Avans ve Akreditifler Hesabı; 167 Doğrudan Dış Proje Kredi Kullanımları Avans ve Akreditifleri Hesabı; 180 Gelecek Aylara Ait Giderler Hesabı; 240 Mali Kuruluşlara Yatırılan Sermayeler Hesabı; 241 Mal ve Hizmet Üreten Kuruluşlara Yatırılan Sermayeler Hesabı; 250 Arazi ve Arsalar Hesabı; 251 Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri Hesabı; 252 Binalar Hesabı; 253 Tesis, Makine ve Cihazlar Hesabı; 254 Taşıtlar Hesabı; 255 Demirbaşlar Hesabı; 256 Diğer Maddi Duran Varlıklar Hesabı; 257 Birikmiş Amortismanlar Hesabı (-); 258 Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabı; 259 Yatırım Avansları Hesabı; 260 Haklar Hesabı; 264 Özel Maliyetler Hesabı; 268 Birikmiş Amortismanlar Hesabı (-); 280 Gelecek Yıllara Ait Giderler Hesabı; 294 Elden Çıkarılacak Stoklar ve Maddi Duran Varlıklar Hesabı; 299 Birikmiş Amortismanlar Hesabı (-); 322 Bütçeleştirilecek Borçlar Hesabı; 381 Gider Tahakkukları Hesabı; 481 Gider Tahakkukları Hesabı; 630 Giderler Hesabı; 830 Bütçe Giderleri Hesabı; 834 Geçen Yıl Bütçe Mahsupları Hesabı; 900 Gönderilecek Bütçe Ödenekleri Hesabı; 901 Bütçe Ödenekleri Hesabı; 902 Bütçe Ödenek Hareketleri Hesabı; 903 Kullanılacak Ödenekler Hesabı; 904 Ödenekler Hesabı; 905 Ödenekli Giderler Hesabı; 906 Mahsup Dönemine Aktarılan Kullanılacak Ödenekler Hesabı; 907 Mahsup Dönemine Aktarılan Ödenekler Hesabı.
Bu hesaplardan 830- Bütçe Giderleri Hesabı ile birlikte kullanılanlar için tertibin tespiti son derece kolaydır. Örneğin bir demirbaş alındığında bütçe giderlerinin kurumsal, fonksiyonel ve finansman kodlaması demirbaşında kurumsal, fonksiyonel ve finansman kodlamasını oluşturacaktır. Ancak bütçe gideri olmayan durumlarda kurumsal, fonksiyonel ve finansman kodlamasının nasıl yapılacağı önemli bir sorundur. Örneğin alınan demirbaş kamu idaresine bağışlansa idi söz konusu kodların tespiti o kadar kolay olmazdı. Aslında Bu konunun Muhasebat Genel Müdürlüğü tarafından bir düzenlemeye bağlanması gerekmektedir.
Sorduğunuz soruya gelince, 630.12 nolu red ve iadelerin muhasebeleştirilmesinde Mali Hizmetler Birimin kurumsal kodlamasının ve Mali Hizmetler Biriminin temel fonksiyonel kodlamasının esas alınması gerektiğini düşünmekteyim.
|
| Soru » Örneğin bir işçi 23 gün çalıştı ve işten ayrıldı ne kadar asgari geçim indirimi alacak. Gelir vergisi kadar mı? Yoksa günler mi ya da ödediği gelir vergisiyle mi bir oranlama yapılacak? Ödediği gelir vergisini geçebilecek mi asgari geçim indirimi tutarı? Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederiz. |
Cevabı » Göster
Asgari geçim indirimi tutarının, ücretlinin aylık hesaplanan vergisinden fazla olması halinde, fazlası kesinlikle dikkate alınmayacaktır. Ücretlinin faydalanacağı azami indirim tutarı, elde ettiği ücret geliri üzerinden hesaplanan gelir vergisi ile sınırlı olduğundan, mahsup edilecek kısmın fazla olması halinde ücretliye herhangi bir iade de yapılmayacaktır. Asgari geçim indiriminin yıllık tutarı, her ücretli için asgarî ücret üzerinden hesaplanan yıllık vergi tutarını aşamayacak ve yılı içerisinde asgari ücret tutarında meydana gelen değişiklikler, asgari geçim indirimi uygulamasında dikkate alınmayacaktır.
|
| Soru » Asgari geçim indirimi gelir vergisinden hangi evraklarla nasıl mahsup edilecek. Bu mahsup idaremizde nasıl muhasebeleştirilecek. |
Cevabı » Göster
Asgari geçim indirimi uygulamasında Asgari geçim indirimi bordrosunun düzenlenmesine gerekmektedir. Bordrolar işverenler tarafından düzenlenmektedir. İşverenler, kendilerinde mevcut medeni durum ve çocuk sayısı ile ilgili bilgiler doğrultusunda, her yıl Ocak ayı itibariyle Asgari Geçim İndirimine Ait Bordroyu düzenleyeceklerdir. Her bir ücretlinin yararlanacağı asgari geçim indirimi ayrı ayrı hesaplanarak bu bordroda ilgili aya ait sütunda gösterilecektir. Yıl içerisinde meydana gelen değişiklikler için ayrı bir bordro düzenlenebileceği gibi değişiklikler aynı bordro üzerinde de gösterilebilecektir. Bordro işveren nezdinde muhafaza edilecek olup, istendiği takdirde yetkililere ibraz edilecektir.
Belediyeler asgari geçim indirimi tutarını düzenledikleri muhtasar beyanname ile gelir vergisinden mahsup edeceklerdir. Belediyeler, mevcut bilgilere göre hesaplanan yıllık asgari geçim indirimi tutarının her aya isabet eden kısmını, ücret üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir.
Ücretliye yansıtılacak tutar ücret ödemesinin yapıldığı dönemde ücret bordrosunda açılan “Asgari Geçim İndirimi” satırında gösterilecek ve işveren tarafından ilgili aya ilişkin verilecek muhtasar beyannamede tevkif suretiyle kesilen vergiler toplamından mahsup edilerek kalan tevkifat tutarı ödenecektir.
Mahsup edilecek asgari geçim indirimi, ücretlinin o aydaki ücretinden kesilen gelir vergisinden fazla olamayacaktır. Aşması halinde ise aşan kısım için herhangi bir iade uygulaması yapılmayacaktır.
Muhtasar beyanname üzerinde asgari geçim indirimi tutarının mahsup edilebilmesi için, söz konusu tutarın mutlak suretle ücretlilere ödenmiş olması gerekmektedir. Ücretlilere ödenmeyen tutarların mahsup edilmesi halinde bu tutar işverenlerce muhtasar beyanname üzerinden eksik beyan edilmiş ve ödenmemiş gelir vergisi tevkifatı olarak addolunacaktır.
Üç aylık dönemler halinde muhtasar beyanname veren işverenler de her yılın Ocak ayından itibaren asgari geçim indirimi tutarını her ay ücret ödemesi sırasında ücretliye peşin olarak ödeyeceklerdir. Örneğin, Ocak-Şubat-Mart dönemine ilişkin asgari geçim indirimi tutarı, Nisan ayında verilecek muhtasar beyannamede mahsup konusu yapılacaktır.
Belediyede asgari geçim indiriminin muhasebeleştirilmesinin ise özel gider indiriminden pek farklı olmadığı düşünülmektedir.
Konuyu bir örnekle açıklayacak olursak, Bir memurun bordrosuna ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir.
Brüt maaş tutarı: 1.328,11
Kesintiler:
Gelir Vergisi: 88,43
Damga Vergisi: 6,87
Em. Kes. (Devlet): 182,32
Em. Kes. Kişi: 145,86
İlaç Kesintisi: 5,86
Net Ödenen: 898,80
Asgari Geçim İndirimi Tutarı: 54,84
Bilgileri ışığında aşağıdaki kaydın yapılması gerekir;
--------------------------- / ---------------------------
630- Giderler Hesabı 1.328,11
360- Ödenecek Vergi ve Fonlar Hs. 54,84
360- Ödenecek Vergi ve Fonlar Hs. 88,43
360- Ödenecek Vergi ve Fonlar Hs. 6,87
361- Ödenecek Sosyal Güven. Kes. Hs. 182,32
361- Ödenecek Sosyal Güven. Kes. Hs. 145,86
333- Emanetler Hesabı 5,86
320- Bütçe Emanetleri Hesabı 953,64
--------------------------- / ---------------------------
830- Bütçe Giderleri Hesabı 1.338,11
835- Gider Yansıtma Hesabı 1.328,11
--------------------------- / ---------------------------
905- Ödenekli Giderler Hesabı 1.328,11
900- Gönderilecek Bütçe Ödenekleri H. 1.328,11
--------------------------- / ---------------------------
Belediye durumu vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirdiği zaman vergi dairesinin yapması gereken kayıt aşağıdaki gibi olmalıdır;
--------------------------- / ---------------------------
102- Banka Hesabı 33,59
630- Giderler Hesabı 54,84
600- Gelirler Hesabı 88,43
--------------------------- / ---------------------------
810- Bütçe Gelirlerinden Ret ve İadeler H. 54,84
805- Gelir Yansıtma Hesabı 54,84
805- Gelir Yansıtma Hesabı 88,43
800- Bütçe Gelirleri Hesabı 88,43
--------------------------- / ---------------------------
|
| Soru » Yıl içinde evlenen ya da çocuğu olan kişiler ilave asgari geçim indiriminden ne zaman yararlanmaya başlarlar. |
Cevabı » Göster
İlave asgari geçim indiriminden yararlanılması gerektiren bir olayın ortaya çıkması halinde (çalışmayan bir eş ile evlenme, ücretlinin çocuğunun olması, eşin çeşitli nedenlerle ücretsiz izne ayrılması gibi) takip eden ilk ücret ödemesinin olduğu tarihten itibaren ilave asgari geçim indiriminden yararlanabilecektir. Bu dönemde çeşitli nedenlerle asgari geçim indiriminden yararlanamamış ücretlilere geçmişe dönük asgari geçim indirimi uygulaması yapılabileceği düşünülmektedir.
Konuyu bir örnekle açıklayacak olursak;
Eşi çalışan ve bir çocuğu bulunan bir baba, aylık 48,52 YTL asgari geçim indiriminden yararlanmaktadır. 05/04/2008 tarihinde bir çocuğu dünyaya geldiğini işverenine bildiren bu ücretlinin 2008 yılı Nisan ayı ve takip eden aylara ilişkin asgari geçim indirimi şu şekilde hesaplanacaktır
2008 yılında Asgari Ücretin Yıllık Brüt Tutarı (562,50 x 12=) : 6.750,00 YTL
Mükellefin Asgari Geçim İndirimi Oranı : % 65
- Mükellefin kendisi için % 50
- Mükellefin çocukları için % 15
Asgari Geçim İndirimine Esas Tutar (6.750,00 x % 65=) : 4.387,50 YTL
Asgari Geçim İndiriminin Yıllık Tutarı (3.375,00 x % 15=) : 658,13 YTL'dir.
Ocak ayı itibariyle hesaplanan yıllık tutarın 1/12'si olan 48,52 YTL, ilk 3 ay (Ocak-Şubat ve Mart ayları) için aylık olarak hesaplanan gelir vergisi tevkifatı tutarından mahsup edilirken, doğum nedeniyle yeni indirim tutarı olan aylık (658,13/12=) 54,84 YTL, kalan 9 ay için aylık olarak hesaplanan gelir vergisi tevkifatı tutarından mahsup edilecektir.
|
| Soru » Önümde bir geçici görev yolluğu ödemesi var. Burada bir kamu misafirhanesinde kalınarak 18 gün konaklama tahakkuk ettirilmiş. Denetim elemanları dışında konaklamada 10 günlük sınır yok mu? Bu ödeme mevzuata uygun mu? Bu ödeme emri belgesini geri çevirebilir miyiz? |
Cevabı » Göster
Belirttiğiniz üzere, 6245 sayılı Harcırah Kanununun 33. maddesinin b bendinde sayılan denetim elemanlarının konaklama giderlerinde herhangi bir gün sınırlaması bulunmamaktadır. Bunun dışında geçici görevle görevlendirilenlere, yurt içinde yatacak yer temini için ödedikleri ücretleri belgelendirenlere, belge bedelini aşmamak ve her defasında on gün ile sınırlı olmak üzere gündeliklerinin tamamına kadar olan kısmı konaklama gideri olarak ödenir.
Kamu sosyal tesislerine ilişkin tebliğde ise kamu misafirhanelerine ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre, misafirhanelerden yararlanacak geçici görevli kamu personelinden alınacak konaklama bedeli geçici görevlendirmenin ilk 10 günü için yurt içi gündeliklerinin tamamını, daha sonraki günler için yarısını geçemez hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm nedeniyle 10 günü aşan konaklama bedelinin de ödeneceği anlaşılmış olabilir. Oysaki bu hüküm sadece kamu misafirhanelerinin fiyatlama politikası ile ilgilidir. Harcırah ödenmesi ile ilgili değildir.
Belirttiğiniz hususlar tam olarak doğru olmakla birlikte muhasebe yetkilisinin bu ödeme emri belgesini mevzuata uygun olmadığı gerekçesiyle geri göndermesi ve ödememesi çok mümkün değildir. Muhasebe yetkilisinin ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde yapabilecekleri kontrol ve inceleme faaliyetleri 5018 sayılı Kanunun 61. maddesinde sayılmıştır. Buna göre;
a) Yetkililerin imzasını,
b) Ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını,
c) Maddi hata bulunup bulunmadığını,
d) H
|